CANLI YAYIN
Ana Sayfa BÜYÜK SÜRMANŞET, TÜM HABERLER 11 Haziran 2018 - 8:00 186 Görüntüleme

Dr. Barış Ünlü: Türklük sözleşmesi bugün kriz içinde

Dr. Barış Ünlü: Türklük sözleşmesi bugün kriz içinde

PİRHA – Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde çalışırken KHK ile ihraç edilen Dr. Barış Ünlü, Türklük Sözleşmesi üzerine değerlendirmelerde bulundu. “Türk olmak büyük bir avantaj olduğu için ve Türk olmamakta büyük bir bedel verilmesi gerektiği için insanlar Türkleşmek isteyebilirler” diyen Ünlü’ye göre Türklük sözleşmesi bugün bir kriz içinde.

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nin “Irk, Etnik Köken, Din veya İnanç Ayrımcılığı Temelinde Uluslararası Ayrımcılık” Konferansı’nın ardından PİRHA’nın sorularını yanıtlayan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde çalışırken KHK ile ihraç edilen Dr. Barış Ünlü, Türklük Sözleşmesi üzerine değerlendirmelerde bulundu.

İki sözleşmeden bahsettiğini ve bunların “Türklük ve Müslümanlık Sözleşmeleri” olduğunu belirten Ünlü, Türklük sözleşmesine ilişkin 3 maddeyi şöyle sıraladı:

“Birincisi ülkede güvenli ve imtiyazlı bir şekilde yaşamak için Türk ve Müslüman olmak gerekmektedir. İkinci maddesi gayrimüslimlere yapılanlar hakkında kimse gerçekleri söylemeyecek, onlarla duygudaşlık kurmayacak ve onlar lehine siyaset yapmayacaktır. Üçüncü maddesine Türkleşmeye direnen Müslüman gruplar, örneğin Kürtler hakkında kimse hakikatleri söylemeyecek, onlarla duygudaşlık kurmayacak ve onlar lehine siyaset yapmayacaktır.”

“AYRIMCILIK VE EŞİTSİZLİK KAYNAĞI”

Dr. Barış Ünlü, bu metaforik olan sözleşmenin Türkiye’nin yazılı olmayan ama yazılı anayasalardan çok daha belirleyici anayasası olduğunu düşündüğünü söyleyerek, “Bu öyle bir anayasadır ki kurumların işleyişini, oluşumunu belirlediği kadar Türk bireylerin ve Türk, Müslüman olmayan bireylerin de psikolojilerini, zihinsel, duygusal ve bilişsel yapılarını şekillendiren bir çatı sözleşmedir. Yani sözleşmeyle az çok kastettiğim budur. Bu 1912-13’te oluştu. Ama günlük hayatta her gün kendini tekrar eden bir sözleşmedir” dedi.

Ünlü, “Sözleşme vurgusu bazen devletin yaptığı şeyleri görmezden gelmemize yol açabilir. ‘Ben onu yapmak istemiyorum’ vurguyu başka yöne çekmek istiyorum ama devlet bütün kurumlarıyla, ekonomi alanı, yargı alanı, siyaset alanı gibi alanlar Türklük ilkesi etrafında şekillenmiştir. Bu kurumlarıyla ve alanlarıyla Türklüğü dayatır. Bu fiziksel ve psikolojik şiddetle el ele giden bir şeydir. Dolayısıyla dayatma elbette ki var. Yani Türkçe dışında başka bir anadilin olmaması çok büyük bir dayatma, ayrımcılık ve eşitsizlik kaynağı oluyor” diye ifade etti.

“TÜRKLÜK İLKESİ HALA YÜRÜRLÜKTE”

“Türk olmak büyük bir avantaj olduğu için ve Türk olmamakta büyük bir bedel verilmesi gerektiği için insanlar Türkleşmek isteyebilirler” diyen Ünlü, şöyle devam etti:

“Burada kişi sadece kendisine dair bir karar vermiyordur. Kendine göre bir karar veriyor olsaydı işler biraz daha kolay olabilirdi. Fakat verdiğiniz karar çocuklarınızı, ailelerinizi, yakınlarınızı da kapsıyor. O yüzden kendi adınıza cesur olabilirsiniz ama başkası üzerinden cesaret göstermek herkesin yapabileceği bir şey değildir. O yüzden insanlar çocuklarını düşünerek, ailelerini düşünerek belli uyum mekanizmalarını geliştirebilirler. Bu sadece Kürtler için değil gündelik hayatta da böyledir. Mesela Ermeni ya da Rum bir çocuk Türkiye’de sokağa çıkarken ‘aman Ermenice konuşma, aman İspanyolca konuşma, dolmuşta Kürtçe konuşma, Türkçe konuş’ deniliyor. Dolayısıyla bunların hepsi düşünüldüğünde Türklük ilkesi yürürlüktedir.”

Türkiye’de Ermeni ve Rum köyün gibi onlarca köyün isminin değiştirilmesini hatırlatan Ünlü, “Bu onların tarihinin silinmesi anlamına geliyor. ‘Buralar artık Müslüman şehridir ve bundan sonra da böyle olacak. Senin tarihte bile iz bıraktığını dahi kabul etmiyorum’ demektir. Bunu sadece devlet değil oradaki Müslüman toplum da istiyor. Müslümanlık sözleşmesi de zaten Türkiye’den gayrimüslim unsurların atılması ve buraya bir daha gelmemeleridir. Örneğin İngilizce, Fransızca’nın olması bir tehlike arz etmiyor. Ama bu topraklarda Ermeniler, Rumlar kalsalardı, buraların Müslüman toprağı olmaktan çıkacağı varsayılıyordu. Onlar soykırımlarla, etnik temizliklerle, mübadelelerle burası tamamen Müslüman toprağı olmuştur ve bu isimlere de yansımıştır” dedi.

“TÜRKİYE TARİHİNDE BÖYLE BİR BASTIRMA HAREKATI HİÇ OLMAMIŞTI”

Kürt ve Kürt dili için bunun biraz daha farklı olduğunu vurgulayan Ünlü, “Devlet orada sözleşmeye uymayanları cezalandırarak, kayyum atayarak, ‘sözleşme dışı olan bir iradeyi tanımıyorum, sözleşmeye uymazsanız başınıza bunlar gelir’ mesajı vermek istiyor. Bu dönem dönem şiddetlenip, yumuşayabiliyor. 2000’lerin sonunda biraz yumuşamıştı. 2010’larda ise tekrar katılaştı ve cezalar tekrar en şiddetli bir şekilde gündeme geldi. İşte barış için akademisyenler üniversiteden tasfiye oldu, bir yandan da Kürt şehirleri yakılıp yıkıldı. Türkiye tarihinde böyle bir bastırma harekâtı belki de hiç olmamıştı” diye belirtti.

“TÜRKLÜK SÖZLEŞMESİ BİR KRİZ İÇİNDE”

Türklük sözleşmesinin ortadan kalkmasına ilişkin de konuşan Ünlü, “Türklük sözleşmesinin bir cazibesi var. İnsanlara bir konfor, güvenlik ve imtiyazı sağlıyor. Dolayısıyla ortadan kalksın deyince kalkmıyor. Bu mücadeleyle, siyasetle, toplumsal hareketle yapılabilecek bir şey” dedi.

Türklük sözleşmesinin bugün bir kriz içinde olduğunu sözlerine ekleyen Ünlü, “Özellikle 15 Temmuz ile devletin mafyatik bir role bürünmesiyle birlikte devlet çökmüş durumdadır. Bu kurumlar Türklüğü de avantajlı kılmayı bırakmıştır. Türklük sözleşmesinde bir kurumda saygınlığınızı koruyarak, güzel bir meslek edinerek yükselebilirdiniz. Şimdi ise Türkiye’de böyle bir şey yok. Türkiye’de yeni bir karakter rejimi yaratıldı ve kişinin kendisine saygısını koruyarak bir yerlere gelmesi mümkün değildir. Mesela merkez bankasında bir iktisatçısınız, Türksünüz ama işinizi de iyi yapmak istiyorsunuz. Bunun belli evrensel kuralları var ve annenizi, eşiniz sizinle gurur duyuyor. Ama şu an böyle bir şey mümkün değil. Bir karakter rejimi olduğunu, hangi karakterden insanların yükseldiğini, hangi karakterde insanların sistemin dışına çıktığını yani sözleşmenin cazip olan tarafı, ödül dağıtan, imtiyaz dağıtan tarafı aslında büyük bir kriz içerisindedir. Devletin gayrisafi rasyonelliğinin yıkılıp yerine tamamen şahsi tek adam etrafında bir rasyonellik geldi” dedi.

Rohat EMEKÇİ-Arat SAADETYAN /İSTANBUL

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018