CANLI YAYIN
Video bulunamadı...

Eleştirilere maruz kalan başkanlar ve dede: Aşure tenceresine Türk bayrağının resmedilmesini biz de doğru bulmadık-VİDEO

PİRHA – İstanbul’da AKP’li Beyoğlu Belediyesi tarafından organize edilen Aşure lokmasına katılan Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Dedesi Eren Yıldırım ve PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba’ya yönelik sosyal medya üzerinden tepki gelmişti. PİRHA’ya konuşan Şahin, Yıldırım ve Baba, katıldıkları bu etkinlikte aşurenin üzerinde sadece bir milleti temsil eden böyle bir figür karşısında şaşkınlık yaşadıklarını söylediler. Kendilerinin asla bir yezitin sofrasına oturmadıklarını ifade eden kurum başkanları ve dede, AKP’nin birçok Alevi asimilasyoncu politikalarını eleştirdiklerini de belirttiler. 

HABERİN VİDEOSU

İstanbul AKP’li Beyoğlu Belediyesi tarafından Hasköy sahilde Aşure verildi. Türk bayrağının resmedildiği aşure kazanının önünde AKP’liler ile birlikte Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba ve aşure duası veren Okmeydanı Cemevi dedesi Eren Yıldırım’ın yer alması tepkilere neden olmuştu.

Sosyal medya üzerinden gelen tepkilere ve katılımlarına ilişkin Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Dedesi Eren Yıldırım ve PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba PİRHA‘ya konuştu.

Alevi kurum başkanları ve dede, “Türk bayrağı Aşurenin üzerinde yeri olmaz” diyerek katıldıkları bu etkinlikte böyle bir durumla karşılaştıkları için kendilerinin de çok şaşkın olduğunu söyledi. Tepkilere ilişkin de, “Biz bu kadar sert eleştirileri haketmiyoruz. Biz bu alanda yıllarca mücadele etmiş insanlarız. Biz yezitin sofrasında oturmadık, oturmayız da” ifadelerini kullandılar.

“BİZ YEZİT DEĞİLİZ BİZE YEZİT DİYENLER YEZİT’TİR”

Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin:

Belediyelerin düzenlemiş olduğu etkinliklere katılıyoruz ve onları da davet ediyoruz. Beyoğlu Belediyesi’nin düzenlediği Aşure lokmasına katıldık ve bir sürprizle karşılaştık. Kazanın başına gidene kadar, kazanın içinde nasıl bir aşure olduğunu bilmiyorduk. Kazanın kapağı açıldığında şaşkınlıkla baktık kazana. Nar ile süslenmiş bir Türk bayrağı figüranı yapmışlar. Şaşkınlıkla aşureyi dağıtmaya devam ettik ancak başkana bu hoş olmadığını da söyledik. Niye bayrağı koydunuz. Türk bayrağının aşurenin üzerinde yeri yok. Başkan da ‘Ustalar koymuş, güzel görünüyor. Aşure hepimizin aşuresi ’diye cevap verdi.

Öncesinde de belediye başkanıyla sohbet ettik ve bu sohbette Türkiye’de Cumhurbaşkanı’nın Yavuz Sultan Selim ismini köprüye verdiğin, ana kent belediye başkanını Sivas katillerinin avukatlığını yaptığını bile bile onu getirip büyükşehir belediyesine  belediye başkanı yapıyor. Bizlerde bunları dile getirdik, bunlara karşı olduğumuzu söyledik.

Kurum olarak katıldık ve özellikle Eren dedenin lokma duasını vermesinin istediler. Bizler hem 72 millete aynı nazarda bakarız deriz, hoşgörülü olalım diyoruz, birlik, beraberlik içinde barışla yaşayalım diyoruz fakat öyle bir şeyle karşılaştık ve olmayacak hakaretler yapıldı, yazıktır, günahtır. Bizler bazı Alevilerin yaptığı yalakalıkları yapmadık, biz hiçbir zaman yezidin  sofrasına gidip oturmadık. 12 gün orucumuzu tutuk ve Salı günü 13 bin kişilik aşure yaptık cemevimizde. Cemevinde yaptığım konuşmada da hükumeti çok sert bir şekilde de eleştirdim. Ama talihsiz birşeyle karşılaştık, bu eleştirileri hak etmedik. Biz hiçbir zaman devlet yanlısı olmamışız. Burada bizi hiç bilmeyen, tanımayan birilerinin bize böyle çirkin hakaretlerle bizi vurması çok yanlış bir şey. Bu eleştirileri yapanlar ne birgün Uğur Kurt’un mahkemesine ne anmasına ne Berkin Elvan’ın  anmasına katılmamışlar. Bunlar sosyal medyada yazan insanlardır. Yaptıkları eleştirilere saygı duyuyorum ama böyle eleştiri olmaz. Arar sorarlar neden katıldınız diye. Böyle bizi bir anda Yezit yerine koymak, bizi düşkün ilan etmek kimsenin hakkı da haddi de değildir. Seviyeli eleştirsinler, sorsunlar. Ben eleştiriden sıkıntı duymuyorum, zevk alıyorum. Niye yanlışlarımı düzeltmek için bazı eleştiriler güzel olur. Ama çok ağır eleştiriler. Belki Alevi olmayan biri bana düşkün diyor, belki Alevi olmayan biri o yazıları yazıyor ve bana yezit diyor.  Yorum yapan arkadaşlara şunu söylemek istiyorum. Biraz insaflı olun. Okmeydanı Cemevi Türkiye’de ne iş yaptığı, kimlerle çalıştığı biliniyor. Biz yezit değiliz, bize yezit diyenler yezittir, biz düşkün değiliz, bize düşkün diyenler düşkündür.

“ELEŞTİRİLERİN DOZU ÇOK SERT OLDU”

PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba:

Bizler kurum başkanları olarak bölgemizde bulunan yerellerle birebir temas halinde olmak zorundayız. Bizler insanların dertlerini belediye başkanlarıyla paylaşmak zorundayız. Ve iş böyle olunca belediyenin davetlerine de katılmak zorundayız. Aşurenin olduğu gün de aynen böyle oldu. Bizi aradılar, aşure verecekler bizi de davet ettiklerini, yanlarında görmek istediklerini söylediler. Biz de davete icabet ettik. Aşurenin üzerindeki bayrağa gelince; karşımıza böyle bir sürprizin çıkacağını beklemiyorduk. Oturduk muhabbet ettik, kalkıp aşureye geçtik. Aşure duası verilecekti, kazanın kapağı açıldı ve şaşkınlıkla biz de bayrağı gördük. Bunun doğru olmadığını da zaten paylaştık. Başkanla da paylaştık. Tabi ki eleştirilmek güzel bir şey çünkü eleştirilmezsen doğruyu bulamazsın. Fakat eleştirilerin dozu maalesef çok sert oldu. Yani bunu hepimizin, bütün başkanlarımızın yeri de bellidir. Hepimizin telefonları da bellidir. Bize telefon açıp da sorsalardı, sağlıklı bilgi alıp ondan sonra eleştirselerdi daha doğru olacaktı tahmin ediyorum. Yapılan tabi doğru değil. Biz aşurenin yapımında orada olmadığımız için buna birebir müdahale etme şansımız yoktu.  Resimdeki hareketlerimiz, surat halimizden de orada bulunmaktan, o ortamı görmekten hoşnut olmadığımız zaten görülüyor. Bunu eleştirenler neye göre eleştirdiler; bizi dinlemeden, bize söz hakkı vermeden. Bizi bu kadar aşağılamak, yezit sıfatına koymak gerçekten bizi çok üzdü.

“ALEVİ DEDESİ OLARAK DUADAN KAÇMAM”

Baba Mansur Ocağı Piri ve Okmeydanı Cemevi Dedesi Eren Yıldırım:

‘Hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda. Arslanlarla ceylanlar dosttur kucağımızda’ diyen Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin öğretisiyle asırlar sonra biz Alevi inancını yaşamaya başlıyoruz. Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin felsefesinde ayrımcılık yoktur. İncinsen de incitme vardır. Tüm toplumları kucaklama vardır. Bizler de onun öğretisini bugünlerde yaşayıp ve yaşatmaya mücadele ediyoruz. Ben bir Alevi dedesi olarak duadan kaçmam. Dede olarak inanç önderliği yaptığımız cenah Alevi cenahıdır. Ama onun dışında Türkiye’de ve dünyada yaşayan çeşitli ırklar da Alevilik’i araştırıp Alevilik’in inanç önderi olan dedeleri öğrenmeye başladığında bizden dua almaya geliyor. Bu anlamda bütün ırmakların bir immanda buluştuğu, sevginin gıdası sevginin şurası olan aşure lokması da birlik ve beraberliğin lokmasıdır. İnsanların bir arada bir sevgi ikliminde yaşadığının en büyük örneklerinden bir tanesidir. Bir dede duadan kaçmaz.

Aşure duası vardı. Aşure duasını yapmak için orada toplandık. Orada toplanan insanlarda sadece Türkler yoktu. Kürtler vardı içerimizde, Araplar vardı, Çerkesler vardı, Lazlar vardı, yabancı uyruklu insanlar vardı. Orada tek bir millet yoktu. Çünkü Alevilik inancı 72 millete bir nazarla bakar. Dil, din, ırk, renk, cinsiyet farkı gözetmeksizin tüm insanları kucaklar. Bir bayrak olayı aslında insanların sosyal medyada bizlere ağır eleştirilerde bulunmasının ana kaynağı. Biz bunu bilseydik orada ona belki müdahale edebilirdik. Söyledik de zaten, bunun böyle doğru olmadığını. Çünkü Alevilik’in ırkların değil Kırklar’ın yolu olduğunu, dil, din, ırk ayrımı yapmadığımızı orada beyan ettik. Aslında çok fazla tartışılmaması gereken konular. Şuanda gündemimiz o kadar çok yoğunki. Yani uğraşmamız gereken farklı mecralar var mesela. Şuanda ana sınıflarında Kur’an kursu veriyorlar. Çocukları din ile şeriatçı sistem ile beyinlerini kemiriyorlar. Dün kılıcı, urganı boğazımızda olanlar bugün ellerine kalem almış beynimizi kemirmeye başlıyorlar. Uğraşmamız gereken çok nokta var. Orada da beyan ettik. Bir söz vardır: “Şeytanla da aynı masaya oturursun ama şeytanlaşmadan kalkmak gerekir.” Biz bunu başardık. Biz Hüseyni olmaya mücadele eden insanlarız. Dedelerimizden, büyüklerimizden, atalarımızdan bunu gördük. Masaya Hüseyni olmak için oturduk. Çok şükür bize düşen görevi de yaptık. Tüm haksızlıklara karşı boyun eğmeyerek Hüseyni duruş sergileyerek orada yapmış oldukları haksızlıkları yüzlerine söyledik. Eminim ki bunu sosyal medyada yazanlar da elleri titreyerek yazıyordur.  Çünkü günümüzde sosyal medyada bir özgürlük yok. Yazanlar sosyal medyada yazdıkları için içeri atılıyorlar. Sosyal medyada korkanlar varken biz bunları onların yüzlerine söyleyebiliyoruz. Bu cesareti elde edebiliyoruz. Yani eyvallah bir ırkın bayrağının Türk bayrağının orada olması doğru olmadı ama eleştirel boyutta insanların biraz da kırıcı olmadan bunları beyan etmesi daha da güzel olurdu. Yapacak bir şey yok, sağlık olsun. Biz doğru bildiğimiz yoldan şaşmadık. Bundan sonra da şaşmayacağız. Hüseyni olmaya gayret göstereceğiz. (HABER MERKEZİ)

 

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018