Ana Sayfa ALEVİ HABER, GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER 24 Haziran 2019 - 11:50 493 Görüntüleme

Engin Seyitalidedeoğlu: İhraçlar Alevi hareketine büyük zarar verir- VİDEO

PİRHA- Bazı Alevi kurumlarında dedelerin ve üyelerin ihraç edilmelerini değerlendiren Kureyşan Ocağı dedelerinden Engin Seyitalidedeoğlu, ihraçları Alevi hareketi içindeki yöneticilerin eksen kayması yaşadıklarını göstergesi olarak değerlendirdi. Seyitalidedeoğlu, ABF İnanç Kurulu’na da çağrıda bulunarak, ihraç edilenlerin Alevi hukukuna göre dara durmaları gerektiğine dikkat çekti. 

Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Mersin Şubesi’nde faaliyet yürüten dedeler Efe Engin ve Kazım Açıktepe bir süre önce dernekten ihraç edilmişti. Alevi kurumlarında yaşanan ihraçlardan sonra birçok dede, pir ve yazar  “Dar mı iktidar mı?” başlıklı bir açıklama yayınladı. Yayınlanan açıklamada, “Alevi kurumlarında yaşanan tasfiyelerin son bulması  ve sadece dernekler yasası değil Alevi hukukunun da işletilmesini istiyoruz” çağrısı yapıldı.

“İHRAÇLAR, ALEVİ YÖNETİCİLERİN EKSEN KAYASI YAŞADIĞININ GÖSTERGESİDİR”

Bu yazılı açıklamanın imzacısı olan Kureyşan Ocağı dedesi ve daha önce çeşitli gerekçeyle AKD’den ihraç edilen Engin Seyitalidedeoğlu ihraçları değerlendirdi.

Alevi kurumlarındaki üye ve dedelerin ihraç edilmesini Alevilerin, Alevi örgütleri içindeki yöneticilerin eksen kayması yaşadığının bir göstergesi olduğunu ifade eden Kureyşan Ocağı dedelerinden Engin Seyitalidedeoğlu, zamanında devletin Alevi olarak örgütlenmelerine izin vermediğini o sebeple dernekler üzerinden örgütlendiklerini hatırlatarak, “İster istemez derneklerin kanununda devletin müsaade ettiği şekilde devletin kanunlarıyla yazdık” dedi.

Alevi inancının kendi kuralları olduğunun altını çizen Seyitalidedeoğlu, zamanla iktidar kavgası içinde olanların inancın kurallarını bir kenara bırakarak dernekler yasası tüzüğünün gerektirdiği kurallara sarılarak kendi iktidarlarını korumayı hedeflediklerini belirtti.

“GÜVEN TEMELLİ SORUNLAR OLUŞTU”

Seyitalidedeoğlu, bu sorunun yeni olmadığının ve uzun yıllara dayandığının altını çizdi. Alevi kurumları içindeki ihraçların örtülerle toplum arasındaki bağın kopmasına sebep olabileceği konusunda uyarıda bulunan Engin Seyitalidedeoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yani bunu bir bütün olarak düşünürsek yüz yıllardan bu yana Alevi hukuku belidir. Bu inancın içinde yaşayan bütün canlıların hepsi bilirler. Çıkarmak, dışlamak, dışına atmamak diye bir temel olmamakla beraber ama tüzük gereği diyerek dedeler, talipler  Alevi yol, edep erkanına göre bir gerekçesi olmamasına rağmen ve iktidarlarını korumak için insanları ihraç ediyorlar.

Bu hem örgütlülük açısından hemde toplum açısından ciddi çatışmaların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilir. Aynı zamanda toplumla örgütler arasındaki bağın kopmasına sebebiyet verebilir. Çünkü 30 yıllık süreç içerisinde bu ve benzeri hata yaşandı ve bugün hepimiz şunun farkındayız; toplum, tavan ve cemevi örgütleri arasında ciddi güven temelli sorunların oluştuğunun farkındayız.”

“İHRAÇLARIN TARTIŞILMASI ÖNEMLİDİR”

Daha önce AKD Genel Başkanı Doğan Demir’in Süleyman Soylu ile olan görüşmesini Facebook sayfamda paylaştığı için ihraç edildiğini hatırlatan Engin Seyitalidedeoğlu, Mersin’de Efe Engin ve Kazım Açıktepe’nin ihraç edilmesiyle ihraçların tekrar gündeme geldiğini, Alevi hareketine zarar verebilecek boyuta geldiği için de bu konunun tartışmaya açılmasının önemine vurgu yaptı.

“HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ DEĞİL ÜSTÜNLERİN HUKUKU İŞLETİLİYOR”

Seyitalidedeoğlu, Alevi hukukunun önemine vurgu yaparak konuşmasını şöyle sürdürdü;

“Bu ihraçlarında sadece bize zarar verdiği gibi aynı zamanda Alevilerin devletin müsaade ettiği dernekleşme devletin müsaade ettiği kurallar çerçeveinde değil bir yönüyle değil Alevilerin kendi hukukuna ve kendi edep erkanı dar hukukuna dönmelerinde faydalı olabileceğini düşünüyorum.

Tek başına şuanda iktidar olan arkadaşlarımızın suçu dersek acımasızlık yapmış oluruz. Bizler bir bütün olarak buna sürüklendik. O derneklerin kurulma aşamasından bu yana hatalar sirsilesiyle o bir zincirleme olarak devam etti ve son geldiğimiz durumda da bu karşımıza çıktı. Hoşumuza gitti galiba. O demokrasi anlayışı Türkiye’de biliyorsunuz şuanda iktidar olan çevrenin de böyle bir mantığı vardı. Demokrasiyi bir araç olarak görmek ve gerektiği zaman demokrasi treninden inmek onu bir amaç olarak görmemek. Ve burada bizim de anlayışımız şu; bazen kılıç bazen kalkan işimize geldiği gibi kullanmaya başladık.

O kuralları Alevi yol, edep kurallarını işletebilmek içinde bir  bütünsel olarak Alevilerin tamamen gözden geçirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Yani dara çıkmak, kişinin talebine saygı duymak lazım. Bizler dede olarak dara durmak istiyoruz ve bizim darımızı görebilecek bizim mürşidimiz konumundaki dedelerimizin bizi dara çekmesini ve bizi sorgulamasını bizler talep ediyoruz. Ama bir bütün olarak düşündüğümüz zamanda Alevilikte darın manasının çok ağır olduğunu bütün yaşayanlar bilirler. Öyle zan ediyorum ki Alevi kurallarını uygulamayanlar o kuralların ağırlığından ve mevcut şuanda yaşadıkları hayatın oraya onlar açısından dönmenin çok zor olduğunu düşündükleri için kolayı seçtiklerini düşünüyorum.

Her Alevinin dara durmayı bir onur olarak görmesi lazım. Çünkü orası halk huzurunda hakkın huzurunda bir arınma mertebesidir. Ve ölmezden önce ölmeyi yeğleyen Aleviler açısından dar olmazsa olmazdır. Ama maalesef unutulduğu için uzunca yıllardan beri bu dernekçilik oyunuyla çok haşır neşir olup hoşumuza gittiği için Alevi darını seçmektense iktidarlarını korumak için mevcut hukukun kurallarıyla hatta bunları da mevcut iktidarın tavrından etkilenmiş olacaklar ki hukukun üstünlüğünden daha ziyade üstünlerin hukukunu işleterek oradaki güçlerini korumak ve aynı zamanda bu güçlerini güvenerek insanları dışlayabiliyorlar.”

“Bizlerde yol cümleden uludur.  Hata yapan herkes o hatasının bedelini ödemelidir.  Bu hatanın bedelini ödemek derken dile getirmek gerekiyorsa ve dile getireceğiz ve dolayısıyla bugün Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu da Alevi Bektaşi Federasyonunun bir yansımasıdır. Dolayısyla bu işleyişin nasıl olduğunu hepimiz biliyoruz” diyen Kureyşan Ocağı dedesi Engin Seyitalioğlu, “Nihayetinde başkanlar eksenli yürüyen, başkanların istediği dedelerin çağırıldığı, başkanların istediği yönetim kurullarının oluştuğu, dedeler açısından da  bu böyle. Dolayısıyla bir bütün olarak yürümüyorsa dedeler kurulunun doğru yürüdüğünü işte oranın doğru yürümediğini söylememiz imkansız” ifadelerine yer verdi.

“ALEVİ DEDELERİNİN SAVUNACAĞI ALEVİ YOL EDEP ERKANIDIR”

İhraçların Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanlığı yapan Hasan Klavuz’un şubesinde yaşandığına dikkat çeken Engin Seyitalidedeoğlu, inanç kurulunun görevini yerine getirmesi gerektiğinin altını çizerek şu çözüm önerilerinde bulundu;

“Bu ciddi bir tartışma yani bugün dedeler bin yıllardan getirdikleri bir hukuku bir kenara koyup da dernekler masası tüzük derlerse bu ciddi açıdan yolun tartışılacağı değil o dedelerin tartışılcağı bir ortama doğru sürükler. Talihsiz bir açıklama daha gördüm; ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelül aynı zamanda Kureyşanlı bir dede  önceki dönem inanç kurulu başkanlığı yaptı. Ama deyip tüzüğü tarif edebiliyor. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Yani bugün hukukçular hukuku savunabilirler çok mantıklıdır çünkü onların alanı odur. Ama Alevi dedelerinin savunacağı Alevi, yol edep erkanıdır. Dolayısıyla darı savunmak zorundadırlar çünkü Alevilikte iktidar yoktur. İktidar için insanı dışlamak yoktur. Bütün bu olanların içinde asıl tartışılacak olan alan ABF Pirler kuruludur. Çünkü bütün sorumluluk onlardadır ve onların sorumluluğunu yerine getirmemesinden dolayı bu işler bu hale gelmemektedir. Şöyle düşünüyorum, oradaki insanlar bencilliğe düşmüşlerdir, kendi bencilliklerine düşüpte kendi çıkarlarını ve iktidarlarını düşündükleri için gözlerin önünde olan kıyıma hatta ortak olarak iktidarlarını korumak için mevcut bahsettiğimiz dernekler hukukunu kullanarak bu işi beraber yapmışlardır diye düşünüyorum.

“ALEVİ HUKUKU GEREĞİ DAR KURULMALI”

Hiçbir şekilde hiç kimse suçunu gizleyerek bir sorunu çözüm noktasına götürme şansı yok. Dolayısıyla bu bugün ki idarede olan yada bugünkü hizmet eden canlarımızın sorunu değil bir bütün olarak geçmişten günümüze gelen bir sorun. Ve ABF İnanç Kurulu sadece bizim bir suçumuz yok, bir tüzük var bu tüzüğün gereği yapıldı demekten ziyade bugün bir dede olarak onlara çağrım şu;  Siz gereğini yapın dernekler ister dinlesin ister dinlemesinler. En azından toplum vicdanında bir kaşılığı olsun bunun. Sizler hata işlediği söylenen canlarımızı dara çekin, onların davalarını görün, karşı tarafta kendilerinden davacı olan canlarımızı da buyursunlar suçlarını olduğunu ifade etsinler ve bir suçları varsa siz mahkum edin biz hepimiz vicdanen kabul edelim Pirler Kurulu mahkum etti yada düşkün ilan etti suçları vardı yada suçları yoksa enzından buradan iktidarlarını korumaya çalışan dostlarımız varsın iktidarlarını korusun ama en azından bu arkadaşlarına iade itibarlarını geri verin bir suçlarını olmadığı toplum ilan edin. O dostlarımızda gönül rahatlığıyla hizmetlerine devam etsin.

“BAŞKAN NE DERSE ONU YAPAN DEDENİN YOLDA YERİ YOKTUR”

Aksi halde artık yolun dedesi yolun piri yoktur. Artık derneklerin dedesi, başkanların dedesi vardır. Başkan ne derse dede onu yapar, başkan ne derse onu yapan dedenin yolda yeri yoktur. Dede, pir yolun dedesi ve yolun piridir ve yolun kanunu, kuralı neyse onu işlemek zorundadır. Kendi çıkarları, yerini, iktidarını, makamını korumak için eğer farklı hareketler içerisinde bulunuyorsa ona da dede dememek gerekiyor.

ABF İnanç Kurulu’nun aynı zamanda kendisini de temize çekmesinin bir vesilesi olacaktır. Bu dava Hasan Kılavuz nezdinde oradaki yönetimde bulunan dedelerinin de kendilerini temize çekme fırsatı olacaktır. Aksi halde burada bir kastin olduğunu düşüneceğiz,bizler burada Alevi hareketi içinde koltuklarını ve iktidarlarını korumaya çalışan canlara dedelerin hizmet ettiğini yola hizmet etmediğini düşüneceğiz. Bu Alevi yoluna zarar verecektir.”

PİRHA/İZMİR

 

 

pirha.net © 2018