CANLI YAYIN ❖TÜM HABERLER ❖TÜM VİDEOLAR ❖DUYURULAR ❖TARİH ARAŞTIRMA    ❖UNUTULMASIN ❖HABER GÖNDER

Eski Bakan Halis: Olağanüstü dönem yaşıyoruz; olağan muhalefet yapılmaz-VİDEO

PİRHA- Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, 19. Dönem CHP Milletvekili Ziya Halis, gündemdeki gelişmeleri, siyasi süreci, Alevilerin tutuklanmasını PİRHA’ya değerlendirdi. Halis, iktidarın baskıcı politikalarının hayret verici olduğunu, muhalefet partilerinin ise etkili politikalar geliştirmediğini dile getirdi. Halis, “Olağanüstü süreçte olağan muhalefet yapılmaz” diyerek başta CHP olmak üzere muhalefeti eleştirdi. 

Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, 19. Dönem CHP Milletvekili Ziya Halis, gündemdeki gelişmeleri PİRHA’ya değerlendirdi.

Halis, bakanlık yaptığı 90’lı yıllardan bugüne kadar gelen sürecin daha da kötüye gittiğini, bugünlerin eskiyi arattığını söyledi.

Türkiye’nin OHAL ve KHK’larla yönetiliyor olmasının kabul edilemeyeceğini belirten Halis, ciddi hayal kırıklığı yaşadığını ifade ediyor.

OHAL ilan edildikten sonraki sürecin iktidar tarafından istismar edildiğini vurgulayan Eski Bakan Ziya Halis, başta Aleviler olmak üzere muhalif seslerin susturulduğunu Alevilerin sesi TV10’un kapatıldığını hatırlatan Halis, Tv10 yöneticileri Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç ile kameraman Kemal Demir’in tutuklanmasına da tepki gösterdi.

Gelinen süreçte AKP hükümetinin olağandışı davrandığını, muhalefetin ise olağan muhalefet yaptığını ifade eden Halis, CHP’nin olağan muhalefeti bırakıp, daha radikal bir tutum sergilemesi gerektiği görüşünde.

İşte Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, 19. Dönem CHP Milletvekili Ziya Halis’in sorularımıza verdiği yanıtlar…

PİRHA- Eski bir bakansınız. Türkiye’deki siyasi gidişatı biliyorsunuz. O günden bugüne nasıl değişiklikler yaşanıyor, sizi şaşırtıyor mu bu süreç? Süreci nasıl okuyorsunuz?

Z.H-O günden bugüne derken sanıyorum benim bakanlık yaptığım 90’lı yılları kast ediyorsunuz veya aktif siyaset yaptığım dönemi kast ediyorsunuz. O günlerde de yaşadığımız zorluklar vardı gerçekten. Türkiye’de faili meçhul cinayetler, yargısız infazlar 90’lı yıllarda sık karşılaştığımız durumlardı. Ama bugüne geldiğimizde aslında biz daha barışçıl, daha demokratik, daha hukuka saygılı bir ortamın ve düzenin sağlanacağı umuduyla baktık hep bugünlere ve bunun için çeşitli mücadelelerimiz oldu. Ancak son 3- 4 yıldır yaşadıklarımız eskiyi arattı. Yani eski günleri, 90’lı yılları arattı. Türkiye’de herkes tedirgin durumda. Siyasi iktidar müthiş bir baskı uyguluyor, basını susturuyor. Basın özgürlüğü hemen hemen yok, basın çalışanları içeride, milletvekilleri içeride, belediye başkanları görevden alındı. Yargı siyasi iktidarın tam denetiminde ve yargıyı muhalif olan kesimlere karşı sopa olarak kullanan bir iktidar var. Dolayısıyla bugün ki durumu özetlersek benim için daha bir hayal kırıklığı diyebileceğim bir durum. Çünkü biz her geçen gün demokrasinin, insan haklarının daha ileri noktalara taşınacağını düşündük, bunu hayal ettik. Zaman zaman bu konuda önemli gelişmeler de yaşamadık değil, yaşadık. Yani bir çözüm süreci, umut doğurdu örneğin Türkiye’de bizlerde. Ama özellikle 2015 seçimlerinden sonraki gelişmeler ve 15 Temmuz’dan sonra ilan edilen OHAL ve KHK’lerle Türkiye’nin yönetiliyor olma durumuna gelmiş olması, hakikaten benim açımdan bir insan hakları savunucusu, bir demokrasi mücadelesi veren, buna inanan, demokratik ve katılımcı, özgür bir toplumun yaratılmasında Türkiye açısından çok fayda gören biri olarak beni ciddi hayal kırıklığına uğrattı.

15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra OHAL ilan edildi ama bunu kendi lehine çevirmeyi başardı hükümet ve bu OHAL birçok şeyi şekillendiriyor. Devlet ülkeyi OHAL’le ve KHK’lerle yönetiyor. Bu nereye kadar sürecek? Şeriatçı, dinci bir rejime mi gidiliyor buna inanıyor musunuz?

15 Temmuz’dan sonra OHAL’in ilan edilmiş olması ve OHAL’in getirdiği bir takım haklardan faydalanıyor olması KHK’lerin yayınlanması gibi bu ortamın bu iktidar tarafından istismar edildiğini düşünüyorum. Yani o kadar çok yanlış uygulamalar var ki OHAL’in nedenleriyle ilgisi olmayan muhalifler insan hakları bakımından mağduriyetle karşı karşıya kalıyorlar. OHAL’in nedeni olan darbe girişimi elbette darbeyi A’dan Z’ye kınıyoruz. Hiçbir askeri darbe girişiminin yapılmış olmasına taraftar olamayız, ona karşıyız. Ama bunu kendisi için bir fırsata dönüştürdü; hatta ‘Allahın verdiği bir lütuf’ diye değerlendirdi. Bunun hakkını da böyle veriyorlar. Kendilerine muhalif olan bütün sesleri susturmayı bir kere temel hedef olarak ortaya koymuş durumdalar. Gazetecileri tutukluyorlar, televizyonları kapatıyorlar. Mesela TV10. Bu televizyonu, Alevi toplumuna özellikle sorunlarına hitap eden, onların sesi olan bir varlığı ortadan kaldırmıştır. Yani TV10’un kapatılması, buna benzer başka televizyon kanallarının, basın yayın organlarının kapatılmaları anlaşılır değil.

Tv10 yöneticileri de tutuklandı. Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve yine Veli Haydar Güleç ayrıca kameraman Kemal Demir tutuklandı.

Bir kere Türkiye’de yargılama meselesi son derece sakat gidiyor. Tutukluluk aslında cezaya dönüşüyor ne yazık ki. Hemen uygulanmaması lazım. Her davada uygulanmaması lazım. En son uygulanabilecek bir şeydir. Fakat bu yönetim yargıyı da yönetiyor durumda. Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç gibi TV10 çalışanları, yöneticileri Alevilerin gerçekten sorunlarına eğilen, onların sesi olan arkadaşlarımız. Uzun süren gözaltı sonrasında da tutuklamışlar. Gerçekten davaları dahi belli olmayan bir cezalandırma uygulaması bu. Yani kaçacak değiller, delilleri karatma imkanları söz konusu değil. Ama buna rağmen gözaltı ve arkasından tutuklama kararı veriliyor. Davalar da çok geç bir şekilde açılıyor. Tarihler geç veriliyor. Davalar sonuçlanıncaya kadar ben bunların beraat edeceklerine, suçsuz olduklarına inanıyorum. Ama beraat ettiklerinde suçsuzlukları kanıtlandığı zaman da Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir arkadaşlarımızın o kadar yattıkları cezalar yanına kalmış olacak. O cezaları yaşamış olacaklar ne yazık ki.

“HAYRETLER İÇİNDE KALDIM”

AKP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan geçen bir konuşmasında Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerini tehdit etti, hedef aldı. ‘Komünist, vatan haini geçlerin burada okumasına izin vermeyeceğiz’ dedi. Hedef gösterdikten sonra polisin müdahalesiyle öğrenciler gözaltına alındı. Siz bunu nasıl değerlendirirsiniz?

Ben bunu duyduğumda hayretler içinde kaldım her şeyden önce. Türkiye’nin Cumhurbaşkanının bir üniversitede gençler arasında yaşanan bir olayı bu kadar büyütüp Türkiye kamuoyunun gündemine getirmiş olması hayret verici. Yani hangi açıdan bakarsanız bakın gençler arasında zaman zaman bu tip tartışmalar olabilir. Haklı haksız, ben bu konuda lokum dağıtanlar, buna karşı çıkanlar arasındaki görüşlerle ilgili düşüncelerimi söylemek istemiyorum. Yani o haklıydı bu haksızdı. Ama haklı haksız gençler zaman zaman birbirleriyle farklı düşünebilirler, birbirlerine müdahale edebilirler. Ama bunun cumhurbaşkanlığı makamı tarafından gündeme getirilmiş olması onları kameralarla tespit edip onların yakalarına yapışacağız anlamında söylemiş olması ve onlara eğitim fırsatı vermeyeceğiz demiş olması tamamen hayret edilecek bir durum gerçekten. Bir cumhurbaşkanının yapmaması gereken, söylememesi gereken bir durum olarak tarihe not düşmek gerekiyor. Bu söylemi, Türkiye’nin ne hale geldiğinin de açık bir delili olarak tespit ediyorum ben.

“CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMINA YAKIŞMIYOR”

Sanıyorum ilk kez bir Cumhurbaşkanı öğrencileri direk hedef alıyor.

Aynen öyle. Zaten hayretimin nedeni de budur. Herhangi bir polis müdürü, herhangi bir kademedeki öğretim üyesi veya rektör ya da siyasi bir şahıs bunu söylemiş olsa bu kadar etkilenmezdim. Üniversitelerin özgürlük yuvaları olması gerekir. Üniversitelerde her türlü düşüncenin yeri olması gerekir. Hiçbir zaman düşüncesini, görüşünü beğenmiyorsunuz diye o insanı vatan haini, komünist ya da benzeri şekillerde nitelemek çok ön yargılı bir yaklaşım. O makama yakışmayan bir şey.

“ALEVİLER ASİMİLE EDİLİYOR, BU HAKSIZLIKTIR”

Aleviler de çok sıkışmışlık duygusu yaşıyor, çok endişe duyuyorlar. Henüz hiçbir talepleri yerine getirilmedi. Cemevlerinin resmi statü kazanması, zorunlu din derslerinin kaldırılması ki bütün dersler neredeyse dinselleştirildi, Alevi çocukları asimile ediliyor bu derslerde. Peki Aleviler bu sistemde ne yapmalı, nasıl davranmalı? 

Bence Türkiye’de mağdur olan toplum kesimlerinin en başında gelen toplum Alevilerdir. Alevilerin hakları, ibadet hakları, cemevlerinin statüleri tanınmamış ve Alevi çocuklarına zorunlu din dersi verilerek asimile edilen bir toplumdur. Bunu insanların siyasi iktidarlar tarafından bu muameleyle karşı karşıya kalması gerçekten büyük bir haksızlık ve adaletsizliktir. İnsan haklarına aykırıdır.
Alevi çalıştayları yapıldı, Alevilere sanki bir adım ileri gidecekmiş, onların sorunları çözülecekmiş gibi bir yaklaşımda bulundu, çözüm süreci gibi, Kürt sorunu konusunda da olduğu gibi. Ama ikisi de fiyasko çıktı. Geldiğimiz nokta Alevilerin de baskı altında olduğu bir süreç, çözüm sürecinin tarafı olduklarını düşündüğüm Kürt siyasi hareketleri de baskı altında ve hepsi hapishanelerde, tutuklanıyorlar gözaltına alınıyorlar, cezalandırılıyorlar bir şekilde. Sonuç olarak şöyle söylemek lazım: Türkiye olağanüstü bir dönem yaşıyor. Bu olağanüstü dönemde bütün insan hakları, insanların kişisel özgürlükleri kısıtlanıyor, cezalandırılıyor, yargı bağımsız değil.

“HÜKÜMET TÜRKİYE’Yİ İKİYE BÖLDÜ”

Hükümet, politikalarıyla Türkiye’yi iki bölüme ayırıyor, kendisini destekleyenler ve muhalif olanlar diye ikiye bölüyor ve muhalif olanları gerçekten her türlü baskıyla karşı karşıya bırakıyor ve susturuyor. Aleviler başta olmak üzere, mağdur olan bütün kesimler bu ülkenin demokratik bir ülke olması, toplumsal barışımızın sağlanması, özgürlüklerin tekrar yeniden tesis edilmesi için bir özgüven içinde önümüzdeki süreçteki seçimlerde bir araya gelerek, seçim güvenliğini de göz önüne alarak mutlaka ciddi bir mücadele vermesi ve bu iktidardan kurtulmaya çalışması lazım. Demokratik yollarla sandıkta bu iktidarı cezalandırması lazım. Başka türlü topluma bir huzur ve rahat geleceğini düşünmüyorum.

“OLAĞANÜSTÜ BİR DÖNEMDE OLAĞAN MUHALEFET YAPILMAZ”

Peki muhalefet partileri görevini yeterince yerine getirebiliyor mu? Çünkü hükümet olağandışı davranıyor ama muhalefet çok normal hareket ediyor, iyi muhalefet yapılmıyor, şeklinde eleştiriler var. Özellikle CHP çok eleştiri alıyor. Geçen ‘Muhsin Yazıcıoğlu’nu saygıyla anıyorum’ dediği için Kılıçdaroğlu sosyal medyada epey bir tepki almıştı. Muhalefetin durumunu siz nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Gerçekten olağanüstü bir dönemde olağan muhalefet yapılamaz. Olağan muhalefet yapmak gibi bir durumla karşı karşıyayız. Nedir olağanüstü dönemde olağanüstü muhalefet; elbette yasal sınırlar içinde kalarak demokratik hakları kullanarak yapılabilecek muhalefet yöntemleri bulunabilir, vardır. Ama bu konuda CHP ana muhalefet partisi ki muhalefete önderlik yapması gereken bir partidir. Yetersizliği bence herkes tarafından artık kabul ediliyor. Yalnız şimdi bu konuda bu yetersizliği hatırlatmak bu yetersizliğin telafisinin yapılmasını, giderilmesini istemek en doğru şeydir. Çünkü önümüzdeki seçimlerde sonuç olarak biraraya gelip birlikte sonuç alma mecburiyeti var. Bütün muhalif kesimler için söylüyorum bunu. İnsan haklarının ihlali, demokrasinin yok sayılması, yok edilmesi, hukukun çiğnenmesi, anayasanın çiğnenmesi gibi sorunlarla karşı karşıyayız. Tek adam rejimiyle karşı karşıyayız. Bundan kurtulmak için demokratik ama daha aktif bir muhalefet yöntemine ihtiyaç var. Bunu pekala bulabilirler yani bunun çözümleri oldu. Demokratik yollarla bunun çözümü bulunabilir. Bu da gene bunların görevidir yani ana muhalefet partisi ve diğer partilerin görevidir. Birbirleriyle didişmek, dalaşmak yerine, bu süreçte muhalefet sürecini olağanüstü muhalefete dönüştürmeleri lazım. Tabi ki biz yurttaşlar, bireyler olarak ben bir bireyim bir siyasi parti mensubu değilim bireyler olarak da Türkiye’nin 2019 seçimlerinden demokrasinin kazanması için, Demokrasi İçin Birlik için çaba göstermeye kendi kanımca katkı vermeye çalışan bir insanım. Bunu devam ettireceğim.

Nilgün METE-RÖPORTAJ
Sevim KAHRAMAN-GÖRÜNTÜ-FOTO

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018