CANLI YAYIN
Video bulunamadı...

Eylem’den Ozan Eylemi’ye Avrupa’da hüzünlü bir ozan

PİRHA-  1989 yılından bu yana Almanya’da yaşayan Ozan Eylemi sürgün ve sağlık sorunları ile geçen bir ömürde “Gönlümden, aklımdan ne geçerse duygularımı düşüncelerimi şiirle anlatıyorum. Şiirler bana çok teselli veriyor” diye belirtiyor. 

Asıl adı Hüseyin Maniş, fakat onu herkes Ozan Eylemi mahlası ile tanıyor. 1989’dan bu yana Almanya’da yaşıyor. Fakat yaşadıklarından dolayı ne o Almanya’ya entegre olmuş, ne de uzun süre ülkesine gidebilmiş.

1948 yılında Maraş Pazarcık’ın Bahçe köyünde dünyaya gelmiş Ozan Eylemi.

Sinemilli Ocağı mensuplarından olan Ozan Eylemi’nin  ailesinde pirlik görevini 1966 yılında Hakka yürüyen babasının amca oğlu Mısti Şekir yerine getiriyormuş. Mısti Şekir’in Pazarcık’ın bir çok köyüne gittiğini söylüyor Ozan Eylemi. Amcası Hüseni Haci’nin anlatımına göre ailesi Yavuz döneminde Dersim’den sürgün edilen bir kol. Bir bölümü Malatya’da kalmış. O dönemde Pazarcık’ta Çerkez yerleşkesi olan bir vadiye yerleşiyorlar ve Mahmut Nedim isimli bir Çerkez’den toprakları satın alıyorlar.

“Dedelik kültürünün içinde büyüdüm. Opi Mıstık’ın bir iki cemine şahit oldum. Ceme başka köylerden gelenler olurdu. Bir de Çolak dede vardı Keferdiz’den, Gozel dede, Aziz dede bunlar hep hakka yürüdü. Onların cemi demlerinde de bulundum” diyor Ozan Eylemi çocukluğunu anlatırken.

ÇOCUKLARIMI OKUTACAĞIM SÖZÜNDEN EĞİTİM HAYATINA…

Babası okuma yazma bilmediği için askerde çok zorluklar çekince, çocuklarım olunca okutacağım diye söz vermiş. Ozan Eylemi’nin öğrenime adımı işte bu sözle başlıyor. İlkokulu Kizirli köyünde, ortaokulu Pazarcık’ta, liseyi ise Maraş’ta bitirmiş. Daha sonra Ecevit döneminde çıkan bir yasa ile liseden sonra sınava girerek öğretmen olmuş ve ilk tayini 1971’de Antep’in Araban ilçesine çıkmış. Tayini çıkmadan birkaç ay önce nasıl evlendiğini ise şöyle anlatıyor Ozan Eylemi:

“Tayinim çıkmadan 3-4 ay önce düğünüm oldu. Sakarat köyünde Murto babalardan ,“Ocağe Murto” derler, onların büyüğü Hasan Baba’nın kızı ile evlendim. Adı Sakine idi. 1976’ya kadar orada kaldım. O dönemde askerliği öğretmen olarak yaptım. O arada iki oğlum oldu.”

“SAKALLI BİR HOCA LOJMANIN CAMINA TAŞ ATTIRDI”

1976 yılında ise Antep İslahiye’nin dışarıdan göç eden ailelerin oluşturduğu Çerkezler köyüne tayini çıkıyor ve 12 Eylül dönemine kadar orada kalıyor.

“Maraş olayları çıktığında ben o köydeydim” diyen Ozan Eylemi, kaldığı köyün Maraş’ a yakın olduğunu belirtiyor ve çevredeki köylerin demografik yapısını anlatmaya başlıyor:

”Kılıçkan köyü vardı Sünni Kürt, daha ilerisinde Gecekondu, Türkçesi Minehöyük göçmen bir köy. Türkoğlu’na yakın.”

Köylerin demografik yapısını anlattıktan sonra Maraş katliamı döneminde yaşadıklarını aktarıyor:

“Maraş’ta katliam başladığı zaman biz Maraş’a gitmeye karar verdik. Bir kısmı gidip ulaşmış. Ama bizim grup yollar kesildiği için giremedik. Köylerde tabii beni tanıyorlardı. Karahöyük köyünde, çevrede kendi çapımızda mücadele etmeye çalışıyorduk. Solculuk vardı o zaman, devrimcilik. Hatta Gecekondu’ya gidip geliyordum. Maraş Katliamı olduğu zaman, köyün imamları, ileri gelenleri homurdanmaya başladılar. İşte “bu komünisttir”. “Alevidir” diye. “Buradan sürelim” diye. Beni sevenler de vardı. Onlar bana haber veriyordu. Hatta bir sakallı hoca vardı. Lojmanda oturuyordum. Onun yönlendirdiği kişiler lojmanın camına taş atarak bizi yıldırmaya çalışıyorlardı. O köyde de bir çalışma yürütemiyordun zaten. Adalet Partiliydi köy. Bir kısmı Ecevitçiydi.”

12 EYLÜL DÖNEMİNDE EYLEM’DEN OZAN EYLEMİ’YE…

Ozan Eylemi mahlasını da işte o dönemlerde almış. Zira köylerde çalışmalara gittiği için ona, “Eylem” diyormuş arkadaşları. Sonra da “mahlas bana kaldı” diyor ve ekliyor, “O dönemde bana yakıştığını düşündüm. Profesyonel değil de mahalli anlamda çalıp söylüyorduk. Ocakta dede kültürü ile büyüdüğüm için, insan ister istemez etkileniyor. Amcam çalardı. Amcamın çocukları çalardı. Müzik ortamında, cemlerde bulunuyorduk, etkilendim saz aldım. O günden bu güne saz çalıyorum.”

12 Eylül’den sonra ise gözaltına alınıyor Ozan Eylemi. Maraş ve Antep’te gözaltında işkenceler görüyor. “Filistin askıları, koldan asmalar, başını duvara vurmalar. Bu işkencelerin hepsini gördük. 14 Kasım 1980’de girdim, 1984’ün bahar ayında tahliye oldum” diyor.

EŞİNE BÖBREĞİNİ BAĞIŞLIYOR…

Hapishaneden çıktıktan sonra ise başka bir mücadele başlıyor Ozan Eylemi’nin hayatında. Eşi Sakine görüşlerde yanına geldiklerinde bir kaç kez soğuk su sıkıyorlar. Var olan rahatsızlığını da tetikliyor bu durum Sakine’nin. Zira Sakine artık diyaliz hastasıdır. 1984 ve 1987 yılları arasında Sakine diyalize rahat gidip gelsin diye Ankara’ya yerleşiyorlar. Daha sonra Sakine’nin annesi kızına böbreğini bağışlıyor. Sağlık durumu iyiye gidiyor. Fakat bu kez yine hakkında arama durumu söz konusu olunca ailesini de alarak Almanya’ya yerleşiyor. Eşi Sakine’nin burada hastalığı tekrar nüksediyor ve tekrar diyalize bağlanıyor. 2 yılın ardından doktorlar organ naklinin şart olduğunu söylüyorlar. Sonra eşine bir böbreğini bağışlıyor Ozan Eylemi. Biz Almanya Cumhurbaşkanı Walter Steinmeier’nin eşine bağışladığı böbrek ile benzer bir hikayeye tanık olmuştuk. 1997’de verdiği böbreği ile 2005’e kadar yaşıyor Sakine. Daha sonrasında hastalıkları tekrar nüksediyor ve 2005 yılında Hakka yürüyor. Böylelikle 1987 yılında geldiği ülkesine, 2005 yılında ilk kez, eşini toprağa sırlamak için dönüyor.

İKİNCİ EŞİ DE KANSERE YAKALANIYOR

Hayata tutunmaya çalışan Ozan Eylemi 2006’da Terrolar köyünden Fatma ile evleniyor. Eşi Fatma’ya ise Almanya’ya geldiği ilk hafta göğüs kanseri teşhisi konuyor ve Fatma 5 yılı aşkın bir zaman ağır kemoterapi tedavisi görüyor.  “Entegrasyondan bahsettin ya, hep kendimle ailemle oldu. Türkiye’de öyle, burada öyle” diyor hüzünle gülerek.

Ozan Eylemi’nin el yazısı ile yazdığı şiir defteri

“ŞİİR YAZMAK BANA TESELLİ VERİYOR”

“Muhabbet bahçesi”, “Umuda serdiğim güller” isimli 2 şiir kitabı bulunuyor Ozan Eylemi’nin. Bir şiir kitabı ise yolda. Son kitabında Alevi inancı ve kültürünün izlerinin ağırlıklı olduğuna değiniyor.  “Gönlümden, aklımdan ne geçerse duygularımı düşüncelerimi şiirle anlatıyorum. Şiirler bana çok teselli veriyor” diye belirtiyor.

Sohbetimizin sonunda sazıyla bize bir eser seslendirmesini istiyoruz. “Artık söylemiyorum eskisi gibi” diyor ve hatırımız için vuruyor sazının tellerine: “Az gurbete xeribe me, Az birnakım wi welati. Pazarcıxe min şirine, ka bir nakım qa tu caran.”

Nerede yaşarsan yaşa memleketim diye başlıyor her cümle. Özüne olan özlem dinmiyor. Ozan Eylemi de her şiirin de, okuduğu her eserde özüne özlemini dile getiriyor.

Elif SONZAMANCI/KÖLN

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018