FEDA: Dersim Soykırımı 20. yüzyıldaki en vahşi soykırımdır

PİRHA- Dersim Katliamı’nın 84. yılı nedeniyle yazılı bir açıklama yapan Demokratik Alevi Federasyonu, “Dersim Soykırımı’nı unutmadık, unutturmayacağız. Artık çok daha bilinçli, çok daha örgütlü mücadele ile süreci karşılayan olmak durumundayız” ifadelerini kullandı.  

Dersim Katliamı kararının alındığı Bakanlar Kurulu toplantısının tarihi olan 4 Mayıs 1937 tarihinin üzerinden 84 yıl geçti.

Pandeminin gölgesinde anmaların yapılacağı ‘Dersim Tertelesi’ne dair Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) yazılı bir açıklama yaptı.

Alevi inanç hakikatinin tarihi, devletçi sistemin zor ve şiddet araçlarıyla gerçekleştirilen katliam ve soykırımların ağır travmaları ile yazılı olduğunun belirtildiği açıklamada, “Bu Nehak zihniyete karşı Ya Xizir! Ya Jiyar û Diyar! Ya Pîr! diyerek ayağa kalkmayı başardığımızda, kanlı tarihin önüne geçmiş, hesap sormuş oluruz” denildi.

“YİRMİNCİ YÜZYILDAKİ EN VAHŞİ SOYKIRIMIDIR

İttihat ve Terakki  zihniyeti, çözülen ve çöken Osmanlı yıkıntıları üzerinden yeni bir ulus devlet inşası için Mezopotamya ve Anadolu’nun kadim halklarının ve inançlarının soykırımına kalkıştığına dikkat çekilen açıklamada şunlara yer verildi:

“On iki yıl boyunca hedefi, kapsamı, kültürel ve sosyal politikaları, idari ve siyasi amacı sömürge hukuku ile belirlenen Dersim Soykırımı 4 Mayıs 1937 Bakanlar Kurulu Kararı ile uygulanmaya alınır. Dersim Soykırımı; Kürt soykırımı olmanın yanında, tarihi Dersim Eyaleti sınırları içinde yaşayan Kürt-Alevi inancının kutsal mekanlarını, tarihi sosyal ve kültürel değerlerini ortadan kaldırmanın, toplumsal, siyasal, kadın ve ekolojik kırımı da kapsayan ulusçuluk dininin vahşi uygulamalarıdır.

Milliyetçi, dinci ve cinsiyetçi ulus devlet; Raa Heqî inancının hem bu toplumsallığını, hem de inancı ve inancın sosyal-kültürel değerlerini “çıban başı” görmüş, topyekun ortadan kaldırmayı kendisine misyon edinmişti. Raa (Rêya) Heqî inancı, iktidara ve devlete bulaşmadığından kirlenmemiş, kirletilmemiş insanlığın vicdani olarak moderniteye karşı kutsal mekanlarında anacıl değerler ile insanı buluşturan en temel dinamik konumundaydı.

Kadın özgürlükçü, demokratik ve ekolojik yaşam değerler sahibi Dersim; hem Kürt, hem devlet dışı toplumsallığı yaşatan, hem de semavi dinler dışı doğal inanca sahip olduğu için vahşice soykırıma tabii tutulur. Ana kadından o günlere ulaşan değerleri geri, medeniyet dışı diye yaftalayarak, inancı ve inanç değerlerini itibarsızlaştırma, karalama ve kriminalize ederek soykırım öncesinde inanç sahiplerini kendi hakikatinden kaçılması gerektiğine, toplumun öteki kesimlerini ise Dersim Soykırımı’na iknâ etmeye çalışarak soykırımı gerçekleştirirler.

Dersim, özerk eyalet olması yanında, Rae(Rêya) Heqî inancına sahip Kürtlerin yaşıyor olması soykırımın temel nedenidir. Bu nedenle sadece fiziki bir ortadan kaldırma değil, aynı zamanda da sosyal, kültürel, siyasal, ekolojik ve kadın kırımını da kapsayan ulus devlet barbarlığının yirminci yüzyıldaki en vahşi soykırımıdır.

Almanya ve İngiltere başta olmak üzere, dönemin emperyalistleri ateşli silahların yanında, kimyasal silahları da satarak, çıkara dayalı ilişkiyi esas almış, azami kâr ve iktidarları için soykırımının suç ortaklarıdır.”

“DERSİM SOYKIRIMI’NI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ”

“Dersim Soykırımı’nı unutmadık, unutturmayacağız” denilen açıklamada son olarak, “Artık çok daha bilinçli, çok daha örgütlü mücadele ile süreci karşılayan olmak durumundayız. Devletin yüzleşmesi ve özür dilemesine dönük çalışmalar paralelinde, soykırımın uluslararası alanda kabulüne dönük çalışmaları yürütmekle kalmamalı soykırımla hesaplaşmak zorundayız. Devletsiz bir halk ve iktidara bulaşmamış inanç sahipleri olarak, devletin asimilasyon politikaları sonucu yaşanmakta olan dilsel, kimliksel ve kültürel kırımın önüne geçmek durumundayız. Devletin soykırımına karşı çıkmanın yanı sıra, devletçi zihniyetin bizden çaldıklarını, el koyup götürdüklerini yaşatmaya çalışmak hem insani, hem de vicdani olandır. Dersim’in kendi hakikati ile buluşması, tarihi direnişçi kimliğine sahip çıkması, kültürünü, dilini ve inancını yaşaması ve yaşatması soykırım karşıtı mücadelenin vazgeçilmez en temel ilkesi olmaktadır” ifadelerine yer verildi.

(HABER MERKEZİ)