CANLI YAYIN
Ana Sayfa GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER 13 Haziran 2018 - 14:42 483 Görüntüleme

Ferhat Tunç: Bu bataklık kurumadan hiçbirimiz gün yüzü görmeyeceğiz

Ferhat Tunç: Bu bataklık kurumadan hiçbirimiz gün yüzü görmeyeceğiz

PİRHA- HDP Aydın Milletvekili Adayı Ferhat Tunç, AKP’nin Alevi sorununu çözemeyeceğini ancak Alevi sorununun AKP’yi çözeceğini söyledi. Tunç, “HDP ülkenin temel sorunlarını, diğer hiçbir partide olmayan bir irade ve bilinçle çözebilecek tek partidir” dedi. 

HDP Aydın Milletvekili Adayı Ferhat Tunç, seçim çalışmalarına, Aleviliğe ve gündeme dair konuştu. Tunç, AKP’nin Alevi sorununu çözemeyeceğini ancak Alevi sorununun AKP’yi çözeceğini belirterek, Sünni İslam’ın Diyanet eliyle kurumsallaştırılarak ve her türlü baskı, zor ve asimilasyonun uygulandığına işaret etti.

Tunç, “AKP’nin iktidara geldikten 16 yıl sonra cemevlerine statüyü mevzu bahis etmesi, Hitler’in Yahudi haklarını tanıması gibi bir şeydir, hani inandırıcı olmadığı gibi komik bile değil ki tebessüm edelim” dedi.

“HDP ülkenin temel sorunlarını, diğer hiçbir partide olmayan bir irade ve bilinçle çözebilecek tek partidir” diyen Ferhat Tunç, “İnsanı geçtim, karıncanın, kurdun, kuşun rızkını dert edinen bir kültürlenmedir bana göre Alevilik! Ben böyle bir kültürün içinden geliyorum. HDP de bunu söylüyor ve ben bu yüzden doğal olarak HDP’deyim” ifadelerini kullandı.

İşte Ferhat Tunç’la yapılan röportaj…

AKP Alevi sorununu çözebilir mi?

Alevi sorunu AKP’yi çözebilir ama AKP Alevi sorununu çözemez. Sorunun nedeni olan bir yapı ve anlayışın, çözümün bir parçası olma ihtimali yoktur. Cumhuriyetin kuruluşundan beri Sünni İslam’ın Diyanet eliyle kurumsallaştırılarak ve her türlü baskı, zor ve asimilasyonla Aleviler bu zemine itilirken, gelinen noktada bu meseleyi katmerleştiren ve iyice görünür kılan asıl aktör, dün ki Milli Görüş’ten bugünün AKP’sine evrilen dinci-gerici yapı değil mi.

“KOMİK BİLE DEĞİL Kİ TEBESSÜM EDELİM”

AKP’nin iktidara geldikten 16 yıl sonra cemevlerine statüyü mevzu bahis etmesi, Hitler’in Yahudi haklarını tanıması gibi bir şeydir, hani inandırıcı olmadığı gibi komik bile değil ki tebessüm edelim.

AKP kendi tarihinin en büyük yıkıntısını yaşıyor ve eğer önemli bir sürpriz olmazsa, 24 Haziran seçimlerinde, AKP’nin bu yenilgisi tescillenecek. Bütün popülist konjonktürel hareketler gibi silinip gidecekler tarihten. Bunun farkında oldukları için, denize düşen yılana sarılır misali bir yerlere tutunmaya çalışıyorlar. Kürt kanı dökerek MHP’yi, ülkücüleri ayartmaya çalıştılar ellerinde kaldı çünkü MHP tabanı göçtü gitti. Diğer bütün toplumsal kesimleri zaten kaybettiler. Şimdi de kuzuya tutunmaya çalışan kurt misali güya Alevileri tavlayacaklar. Sanki Aleviler bilmiyorlar, besleyip büyüttükleri cihatçıların bulunduğu yerlerde Alevilere nasıl kan kusturduğunu… Sanırım bu konuda başka cümle heba etmeye gerek yok.

Peki, HDP bu konuda iddialı cümleler kuruyor. Alevilerin sorunlarını HDP nasıl çözer?

Bakınız, HDP söz konusu olduğunda onu kendi tarihselliği içinde anlamak gerekli. Tıpkı Aleviler gibi Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren mağdur edilmeye başlanan Kürtler, sorunlarını çözecek ya da ortak olacak bir siyasi irade bulamayınca, siyaset sahnesine bizzat kendi partileriyle giriş yaptılar. Her defasında yoğun baskı gördüler, partileri kapatıldı ama yılmadılar ve yine her defasında yeni bir parti kurup yollarına devam ettiler.
Herkes biliyor bunu; Kürtler, benzer mağduriyetler yaşayan diğer kesimlere de hep açık oldular ve bu konuda samimi davrandılar. Çünkü kendileri için istediklerini diyelim ki Aleviler, Ezidiler, Süryaniler, Çerkesler, Lazlar, kadınlar, çocuklar, emekçiler, çevre-ekoloji, doğa gibi geniş bir alanda herkes için istediler. HDP bu sürecin son halkasıdır ve onu bugün Türkiye’nin üçüncü büyük partisi yapan olgu da bu konudaki samimiyeti ve tutarlılığıdır.
Tam da bu nedenle HDP ülkenin temel sorunlarını, diğer hiçbir partide olmayan bir irade ve bilinçle çözebilecek tek partidir. HDP, şunun farkındadır: Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz. Kürt’ün anadilini konuşamaması, Alevi’nin ibadetini rahat yapamaması, kadının erkek baskısına maruz kalması, doğanın mahvedilmesi vesaire hepsi aynı sorunun parçası ve bu sorunların hepsini üreten mekanizma da aynıdır. Bu bataklık kurumadan hiçbirimiz gün yüzü görmeyeceğiz.

Peki bu noktada Alevilerin yaklaşımı sizce nasıl olmalı?

Alevilerin de artık bunu kabul etmesi lazım. Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da bizzat kapı komşuları da saldırdı onlara. Yine 15 Temmuz günlerinde gördük. Örneğin Malatya’da ve başka birkaç yerde bizzat sivil halkımız, hızını alamayıp Alevi mahallelerine saldırdı. Az sayıdaki devrimci demokrat tabanı saymazsak, oralarda malesef sadece sunni Kürt HDP tabanı gelip Alevi mahallelerinin girişlerinde nöbet tuttu.

İsterseniz daha yakına, 2-3 gün öncesine geleyim. Erdoğan konuşuyor, Demirtaş adı geçince alandaki kitle “idam” diye bağırıyor. Esas meselemiz sadece Erdoğan’ın, AKP’nin ya da devletin tutumu değil tek başına, bir arada huzur içinde yaşayabilmemiz için baştan aşağı yeniden bir konsept gerekiyor. Bu ülkede sadece Aleviler yok, sadece Kürtler yok ya da sadece emekçiler, kadınlar yok! Hepimiz aynı gemideyiz. Ya birbirimizi ve farklılıklarımızı kabullenerek yaşayacağız ya da bu gemi batacak ve hep beraber tarumar olacağız. Ben de Aleviyim ve HDP’nin gördüğü bu gerçeği Aleviler’in de bir an önce görmesi gerektiği kanaatindeyim.

Açıkça söyleyeyim; HDP’nin elinde bir sihirli değnek yok! Ancak Aleviler’e de, diğer herkese de şunu söylüyor: Gelin birlikte kurtulalım… Nasıl ki Alevilik “zalime karşı mazlumun yanında yer almak”sa bu bağlamda, HDP’de bence bugün Kerbela’larda zulümlere uğramış Hüseyin’lerin partisidir, daha fazla söze gerek var mı?

ALEVİLİK KARINCANIN, KURDUN, KUŞUN RIZKINI DA DERT EDİNİR 

HDP, her inancı ve kimliği kucakladığı için mi adaysınız?

Ben sanatçıyım ve sanatımı duygularımla, yaşadıklarımla ve içinde doğup büyüdüğüm toplumda, onun kültür aurasından heybemde ne kalmışsa onunla yapıyorum. Bana göre, HDP’nin yürüttüğü siyasi anlayış, Kızılbaş Aleviliğin felsefesi ve dünya görüşüyle aynıdır. Tek fark HDP bunu modern zamana uyarlamış ve uygulanabilir bir model olarak ortaya koymuştur. Çok dilli, çok kültürlü, rengarenk bir doku çıkarmıştır ortaya. Herkesin, hepimizin tüm farklılıklarımızla birarada ve yan yana durabileceği yeni bir Türkiye tahayyülü yaratmıştır.

Ne diyor Aleviler, 72 millete bir nazarda bakacaksın. Kimse kimseden daha üstün ya da aşağı değildir bu anlayışa göre. Hepimiz varlık deryasında birer canız ve sonsuzluk ummanında birer zerreyiz. Hatta bu can kavramı sadece insanı merkez almaz. Örneğin Dersim’de yaşlılarımız alabalığı yemezlerdi çünkü o da bir candı. Kıyamazlardı günah derlerdi, hatta kimisi de balıkların semah döndüğüne inanır. Ata, eşşeğe onun taşıyabileceğinden fazla yük yüklemezlerdi, kendileri susuz kalmışsa yanındaki hayvanlara da su bulurlardı. İnsanı geçtim, karıncanın, kurdun, kuşun rızkını dert edinen bir kültürlenmedir bana göre Alevilik! Ben böyle bir kültürün içinden geliyorum. HDP de bunu söylüyor ve ben bu yüzden doğal olarak HDP’deyim.
Koçgirili bir Kürt Kızılbaş ozanı olan Hasan Hüseyin Korkmazgil’in “Acıyı bal eyledik” şiirindeki o enfes dizelerinde dile getirdiği gibi;

“Hor baktık mı karıncaya
kırdık mı kanadını serçenin
vurduk mu karacanın yavrusunu
ya nasıl kıyarız insana”

Size sorayım; bu çerçeve zaten HDP’nin şiir hali değil midir.

“KÜRTLERİN VE ALEVİLERİN KADERİ ORTAKTIR”

Adaylık teklifi HDP dışında, başka hangi partiden gelseydi seçerdiniz?

Ben HDP’nin doğrudan kurucu üyelerinden biriyim. Yani sadece adaylık için HDP’de bulunmuyorum. Programını, paradigmasını, coşkusunu, varlığını önemsiyorum ve sahipleniyorum. Başka hiçbir parti, bu denli halkla iç içe geçmiş ve başından beri tutarlı ve en önemlisi de samimi bir siyaset yürütmüş değil. Alevilik ile HDP arasındaki yaklaşım uyuşmasını yukarıda belirtmiştim. Dolayısıyla HDP dışında bir seçimim zaten olmazdı. Aydın’a geldikten sonra, böyle düşündüğüm için bir kez daha hak verdim kendime. Neden mi? Örneğin Aydın’ın, Ege’nin yerli Tahtacı Türkmen Alevileri var. Burada seçim çalışmasına başladığımız günden beri, onların büyük bir ilgisine mazhar oluyoruz. Çineli bir Tahtacı geldi geçenlerde partiye, diyor ki, bizim dertlerimizi ancak HDP çözer. Geliyor ve bizim için bir şeyler yapmak istiyor. Bugün Çine’nin iki Tahtacı köyüne gittik; Dutluoluk ve Yeniköy’deydik. Orada da aynı ilgili ve büyük bir coşkuyu tüm köylülerden gördük. Analar bizi bağırlarına bastılar. Sadece konuşmadık, ağıtlar söyledim kendilerine. Halleştik, kucaklaştık! Ortak geleceğimiz adına bir kez daha umutlandım. Çünkü inanıyorum ki bu ülkede Kürtlerin ve Alevilerin kaderi ortaktır. Yanıma yaklaşan bir Tahtacı kadınının söylediği şu sözler ise çok daha önemliydi; “Kürtler bizim düşmanımız olamaz çünkü biz onlarla aynı kaderi paylaşıyoruz. Bunun gibi daha çok örnek verebilirim ama gerek yok. Sonuç ve geldiğimiz nokta önemli. Bu kucaklayıcılık, bu içtenlik doğru yerde durduğumuzun kanıtı bana göre.

“GÜÇLERİMİZİ BİRLEŞTİRİP AKP’DEN KURTULMALIYIZ”

Peki gittiğiniz bu köylerin ya da Alevilerin bir kısmının tercihi CHP’den yana değil mi?

Bu noktada ilgi ve teveccühlerine mazhar olduğumuz CHP seçmenleri için bir şey demek zorundayım. Yukarıda kurduğum bu cümlelerden asla diğer kesimleri ötekileştirdiğim sonucu çıkmasın. Bizim meselemiz parti meselesi değil, bugün bu mesele Türkiye’nin, bizim ve çocuklarımızın gelecek meselesidir. Partiler sadece birer araçtır. Burada konsept önemli, çizdiğiniz çerçeve önemli, ne kadar kucaklayıcı ve kapsayıcı olduğunuz önemli. Böylesine tarihsel bir seçim döneminde, hepimizi kurtaracak olan, zor bir eşiği geçmemiz ve güçlerimizi birleştirip AKP’den kurtulmamızdır.

Burada oldukça bilinçli bir CHP kitlesi var ve HDP barajı aşamazsa hepimizi kötü bir sonun beklediğinin farkındalar. Ziyaretlerimizde karşılaştığımız CHP’li dostlarımız çok sıcak davranıyorlar bize, çay içmeye ve sohbete davet ediyorlar, CHP’li olarak bize bu zor dönemde oy vereceklerini söylüyorlar ki, onların bu değerli duruşlarına, teveccühlerine müteşekkiriz.

Alevi toplumunun sorununu eşitlerin ilkesi çözer dersem bunu HDP’nin siyasi duruş ve eşitlerin ilkesine göre yorumlar mısınız?

Hepimize lazım olan şey radikal demokrasi ve hoşgörüdür. Farklılıklarımıza tahammül edebilmek ve hatta bunu bir zenginlik sayarak bizden farklı olanların kendine özgü özelliklerini, renklerini, ruhunu, duygusunu yaşayabilmesine olanak sağlamak. Bunu koruyabilmesinin güvencesi olabilmek önemlidir. Böyle düşünürsek, gerçek ve radikal bir demokrasiyle çözemeyeceğimiz sorun yok. Hiçbir sebeple hiç kimseyi birbirinden üstün görmeyen HDP, tekrar etmeliyim ki, bu demokratik geleneğiyle Alevilerin çığ gibi büyümüş ve ertelenmiş sorunlarını, toplumsal bir konsensüs içinde çözebilecek tek partidir.

AKP, Alevi sorununu çözmek yerine, tersine büyütüp inkâr ve imha ile bastırmayı, yok saymayı benimsedi dersem siz ne ilave etmek istersiniz?

AKP, 2002’de demokrat bir görünümle iktidara geldi ve bu görünümünü belli bir süre muhafaza etti, tabiri caizse köprüyü geçene kadar ayıya dayı dedi. Bunu da ustalıkla bir çok kişi ve kesime yutturdu. Hatta bu sayede “yetmez ama evet” gibi yeni bir olgu tezahür etti Türkiye siyaset sahnesinde! Tabi hepsi yanıldılar. Fakat zamanla toplumun kendisine duyduğu güveni verdiği krediyi, an be an biraz daha kırdı. Azınlıkların, farklı inanç ve toplumların sorunlarını çözme iddiasına sahip çıkmayı bırakın, tam da dediğiniz gibi imhaya, inkara yöneldi. Bunu hem politikalarıyla yaptı, hem de yarattığı zihniyetin tezahürü olarak oluşturduğu mahalle baskısıyla yaptı. Sadece Alevilere karşı değil herkese yaptı bunu. Kürt sorununda çözüm masası oluşturmuştu mesela ama masayı devirip Kürtler’e cumhuriyet tarihi boyunca gördüklerinden daha büyük bir zulüm yaptı. Şehirlerini yakıp yıktı, mezarlara bile bomba yağdırdı sırf içinde Kürt ölüleri yatıyor diye. Bunun gibi milli hassasiyetler diyerek, mini etek giyen kadını taciz etmek, el ele tutuşan sevgilileri azarlamak, oruç tutmayanlar üzerinde baskı kurmak gibi günlük hayatlarımızda nefes alma alanlarımızı daraltan, giderek yok eden bir gericilik ve buna göre yeniden dizayn edilmiş bir faşizm karanlığı ile örtüldü üstümüz. Toplumsal barış dinamitlendi, daha geçen gün liseli öğrenci çocukların bir karne eylemi uğruna ödediği bedel mesela. Hangisini anlatayım ki.

“DİYANET SORUN YARATMA MEKANİZMASIDIR”

AKP siyaseti sadece Diyanet’in, gelenekçi ve ırkçı devlet yapısının belirlediği her şeyi yaptı. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?  

Sondan söyleneceği baştan söyleyeyim öncelikle; Diyanet bir sorun çözme değil, devlet eliyle ve bizim vergilerimizle sorun yaratma mekanizmasıdır. Üzerimizde öyle talihsiz işleyen bir çark ki şu Diyanet; hem sorun yaratan hem de sorunu körükleyen, besleyen, büyüten ve günden güne içinden iyice çıkılmaz hale getiren bir mekanizma..

Diyanet’in Alevi varlığını inkarı ve asimilasyonu AKP döneminde başlamadı. Sünni inancın din işlerinin maaşı devlet tarafından ödenen memurlar aracılığıyla şekillendirilip Alevilerin yok sayılması AKP döneminde başlamadı. Maraş ve Çorum olaylarına gitmeden söyleyelim; 12 Mart 1995 Gazi Katliamı var, 22 kişi öldü, 155 kişi yaralandı ve hala kimse ne yargı önüne çıkarıldı ve soruşturuldu. O zaman AKP yoktu iktidarda. Bunları niye mi hatırlatıyorum? Amacım bağcıyı dövmek değil ama yaptıklarımızla, yaşattıklarımızla yüzleşmek, belleğimizi diri tutmak, bu sorunların bir daha yaşanmaması, seçim sonrası kuracağımız yeni konsensüs kardeşleşme için gereklidir. Bunlarla yüzleşemezsek, bu yaraları ve kendi defolarımızı kabul edip yüzleşemezsek, seçimi kazansak ne olur ki.

(HABER MERKEZİ)

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018