Ana Sayfa GÜNDEM - MANŞETLER, KÜLTÜR, TÜM HABERLER, VİDEO 26.02.2019 778 Görüntüleme

Hilal Nesin, hayatında hiç tiyatroya gitmemiş insanlarla oyun çalışıyor-VİDEO

PİRHA-Tiyatro eğitmeni Hilal Nesin amatörlerle çalışma yapmayı tercih ediyor. Nesin,  “Yani yaşamının hiçbir alanında sahneye çıkmamış, belki hayatında hiçbir tiyatro oyununu izlememiş ya da hiç tiyatroya gitmemiş insanlarla çalışmak istedim. Sanatın onlara dokunmasını istedim” diyor.

Almanya’nın Bergisch Gladbach kentinde genelde Koçgirililerin yoğun olduğu Bergisch Gladbach Eğitim ve Kültür Merkezi bünyesinde yapılan tiyatro provasına mihman olduk. İçeri girdiğimizde coşkulu bir kadın grubu karşılıyor bizi. Neşeleri bizi de sarıyor. Hummalı bir şekilde 10 Mart tarihinde sergileyecekleri oyuna hazırlanıyorlar.

Tiyatro oyununun ismi, “Söylemesi ayıp değil.”  Oyunun yönetmeni ise Hilal Nesin.

Hilal Nesin Sivas’ın Divriği İlçesi Çamşıhı köyünden bir pir kızı. Antalya Büyükşehir Belediyesi İsmail Baha Sürarslan Konservatuvarı’nda Türk Halk Müziği Bölümü’nden mezun . Aynı zamanda Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde de tiyatro eğitimi almış.

Kadın sorunlarını sahneye aktaran Nesin, yazmayı çok sevdiğini söylüyor:

“Dilim sivri, hayatın kendisi sivri zaten. Yazarken bir çok insan uyardı beni; yazma, konuşma söyleme, işine bak gibi. Bir tiyatrocu gözlemlemeden nasıl oynayabilir. Lay lay lom ile sanat yapamazsınız. Halkın sesini vermeniz için halkla yaşamanız gerekiyor. Ben devletle yaşamıyorum. 551 çeşit yemek yiyen bir insanın nesini anlatayım, zengin olmuş daha çok zengin olmak isteyen insanın nesini anlatayım.”

“AMATÖRLERLE ÇALIŞMAYI TERCİH ETTİM”

Nesin Bergisch Gladbach Eğitim ve Kültür Merkezi’nde de aynı amaçla  bir süredir tiyatro eğitmenliği yapıyor.

Nesin amatörlerle çalışma yapmayı tercih ettiğini belirtiyor ve ekliyor, “Yani yaşamının hiçbir alanında sahneye çıkmamış, belki hayatında hiçbir tiyatro oyununu izlememiş ya da hiç tiyatroya gitmemiş insanlarla çalışmak istedim. Sanatın onlara dokunmasını istedim.”

Bir süredir Fransa’da yaşayan Nesin koşullardan dolayı çalışmalarına ara vermiş. O nedenle böyle bir teklif geldiğinde çok sevindiği dile getiriyor:

“Buraya geldim, içeri girdim. O kadar sıcak bir insan topluluğu ile karşılaştım ki. Kadınların gözleri parlıyor dolu dolu. Hiç bir şey konuşmadım. 5 dakika sonra dedim ki, “haftaya rolleri dağıtıyorum”. Tiyatroya başlayan insanlara 3 ay kurs verirsiniz normalde. Diyafram çalışması ile başladık. Herkesin rollerini dağıttım. Beni şaşırttılar. Daha okumayı yazmayı sonradan öğrenmiş bir kadın vardı. Bu beni çok duygulandırdı. Gözümün önünde büyüyorlar. Bende bugüne kadar yaptığım çalışmalarda bunu gözlemledim. İçeri çekinerek giren, ondan sonra sahnede devleşenler var. Bunu yaşamayı çok sevdim.”

“İLK SAHNEYE ÇIKAN İNSANLARIN AYAKTA ALKIŞLANDIĞINI HATIRLIYORUM”

Nesin, sanat ile uğraşmanın özellikle kadınlara iyi geldiğini ifade ediyor ve tiyatronun önemli oranda gözlemleme yeteneğini arttırdığını kaydediyor:

“Bakkalı, manavı, kasabı, doktoru insanları gözlemlersiniz onları sahneye taşırsınız. Tiyatro’nun özeti insanı insana anlatma sanatı. Belki bugüne kadar bir otobüs şoförüne dikkat etmedik. Çiçek satan insanın psikolojisini, zengin olanları hep mutlu zannettik, fakir olanları mutsuz.

Özellikle Türkiye’deki öğrencilerim, gözlemleyip gelip bana anlatırlardı. Biz profesyonel tiyatrocular bazı şeyleri gözlemleyemiyoruz. Biz bu işin mektebini okuduk, bu işi biliyoruz. Ama amatör tiyatrocular bu işi öğrenelim dedikleri için duygularını daha çok katıyorlar. Kendine güven bazen tiyatro izleyenleri bağlamıyor. İlk sahneye çıkan insanları ağlayarak ayakta alkışlandığını hatırlıyorum.”

“BİZ YARALARI OLAN BİR TOPLUMUZ”

Sürekli halkla çalıştığını  ve halkın yaptığı işlere saygı duyduğunu belirten Nesin, “Hep halkla çalışmak istedim. Halk tiyatrosu, meddahlık. Bizim insanlarımız zaten kendileri yaşamlarında bir tiyatro sahnesi oluştururlar. Bizim oyuncalara sadece onu sahneye taşımak kalıyor.

Çeşnibahar’daki kadınların ayakta alkışlandığını gördüm. Kumluca’daki öğrencilerimin ayakta alkışlandığını gördüm. O amatör ruhu sahneye veren insanların verdiği tad çok farklı” diyor.

Nesin Antalya’da kadınları sosyal hayatın içine almayı amaçlayarak, Çeşnibahar Kadınlar Tiyatro Topluluğu’nu kurdu. Orada kadınlarla çalışma fırsatı da bulan Nesin, “Siz hayatın içine girdiğiniz zaman bir şeye kendinizi dahil ettiğiniz zaman dünyada sizi yoran ekonomik kriz, yalnızlık gibi çağın bütün hastalıklarından arındığınızı duyuyorsunuz” diyor ve bir öğrencisinin deprasan ilaçlarını nasıl bıraktığını şöyle anlatıyor:

“O COĞRAFYADAN GELEN YARASIZ BİR KADIN YOK”

“Bir öğrencim vardı. Psikolojik sorunları vardı. Bu öğrencileri de seçtim en çok. 3 hafta sonra sesini kullandı, sahneyi kullandı. Oyunu bittirdik, turnelere gittik. Bir gün geldi “haplarımı almayı unutmuşum” dedi. Ama iyi olduğunu söyledi. Bir süre ilaç kullandığını bile fark etmemişti. Bu çok sevindirici. Bunu cezaevindeki kadınlarla görüştüğüm zaman, hayat kadınları ile görüştüğüm zaman da hissettim. Biz yaraları olan bir toplumuz. O coğrafyadan gelen yarasız bir kadın yoktur.”

“KADINA ŞİDDETİ NORMALLEŞTİRMEMEK LAZIM”

Bergisch Gladbach’ta kadınlarla oynamaktan büyük zevk aldığını anlatan Nesin’in 8 Mart vesilesi ile oynayacağı oyun, “Söylemesi ayıp değil” kadın sorunlarına parmak basan bir sürü hikayeden oluşuyor. Nesin gerisini ise şöyle anlatıyor:

“Hakkını Amerika’da fabrikalarda arayan kadınların acısıyla başlar. Bu oyunun içerisinde hepsi var. Çalışan, emeğini kocasının elinden almaya çalışan bir kadın var. Sürekli kendisine eziyet eden kocasının cenazesinde ağlama var, geline edilen eziyet var. Yaşamın içerisinde ne varsa 45 dakikaya sığdırmaya çalıştık.

Kadın sorunu elbette yazmakla bitmez. Bazı hikayeler dinliyorum.Gerçekten çok trajik. Avrupa’nın göbeğinde mi bunlar olmuş diyeceğin hikayeler var. Cehalet yeni bir cehaleti doğurur. Bunu gelecek nesillere aktarmak lazım. Şiddeti normalleştirmemek lazım.”

ELİF SONZAMANCI/KÖLN

 

pirha.net © 2018