CANLI YAYIN

İpek dokumacılığı, kadın emeği ile Diyarbakır’da can buluyor-VİDEO

PİRHA – Yüzyıllar önce barınma ihtiyacıyla ortaya çıkan ve daha sonra kadınların elinde hayat bulan ipek dokumacılığı sanatına, Diyarbakır’da Suzan Bozkuş kendi motiflerini işleyerek can veriyor.

Büyük emek ve zaman alan ipek dokumacılığı makinelere karşı direnirken, bu sanatı tarihi ve mitolojik figürler ile korumaya çalışan Suzan Bozkuş, “Diğer sanat dallarında olduğu gibi yani bir tiyatro, bir sinema veya bir müzik toplumun sorunlarını nasıl dile getiriyorsa, farklı figürler kullanılarak ipek dokumacılığı da toplumun sorunları yansıtılabilir” diye konuştu.

Bölgenin kültürel zenginlikleri arasında yer alan ipek dokumacılığının yüzyıllardır asırlık tezgahlarda yapıldığı Diyarbakır’da, üretilen el emeği göz nuru ürünler kadınların aile bütçelerine katkı sağlıyor. Emeğin sahibi olan kadınların aracı olmadan hak ettikleri şekilde emeklerinin karşılığını alması gerektiğine değinen Suzan Bozkuş, kadınların evden çıkarak kendi üretim alanları oluşturması için çaba harcaması gerektiğine dikkat çekiyor.

“KADIN İSTERSE TÜM ZORLUKLARI AŞAR DÜŞÜNCESİYLE YOLA ÇIKTIM”

“Bu bölüme halk eğitim kursları ile başladım. Daha sonra 3 yıllık bir mesleki eğitim aldım. Bu eğitim üniversitelerde verilen eğitim ile eşdeğerdi. Bir süre eğitmenlik yaptıktan sonra biraz da kendi figürlerimi kullanmak istedim. İpek dokumacılığı bu alanda şu an en zirvede. Dokumacılık bilindiği gibi insanların temel ihtiyaçlarından biri olan barınma nedeniyle ortaya çıkmış ve günümüze gelindiğinde tam bir sanata dönüşmüş durumda. Özellikle ipek dokumacılığı ile birlikte ince nakli dediğimiz ipekler yapılıyor. Bunlar zaten mitolojik çalışmalar üzerinde yapılıyordu. Onun dışında eski Anadolu motifleri dediğimiz motiflerle ele alınıyordu. Bulunduğum kentin tarihi yerleri ile kendi motiflerimi kullanabilirim diye düşündüm. İlk olarak birkaç tane mitolojik çalışma yaptım. Ondan sonra Diyarbakır’ın tarihi yerleri, göç temalı ve son olarak bir kadın figürünü ele aldım. Devamında çalışmalarım olacaktır ama çok uzun zaman aldığı için çok zaman az eser sığdırabiliyoruz” diye konuşan Bozkuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Daha çok figürler üzerinden gidiyorum. Göç temalı olarak ele aldığım çalışmada savaştan dolayı göç eden kadın ve çocukların perişanlığı dile gelmiş. O dönemde bir fotoğrafçı tarafından çekilmişti bu resim. Oradaki acılar o kadar güzel dile gelmiş, o kadar güzel ayna tutulmuştu ki ben de onu ipek dokumacılığı ile ele alıp ölümsüzleştirmek istedim. Devamında kadın figürü kullanarak ele aldığım çalışmam var. Burada güçlü ve karanlığa ışık tutan bir kadın var. Bilindiği gibi ataerkil bir toplumda yaşıyoruz. Kadın yine birçok zorluk ile karşı karşıya. Burada kadının iradesi ve gücü dile gelmiş. Kadın isterse o zorlukları aşıp en güçlü olabilir düşüncesiyle yola çıktım.”

“KADIN EMEĞİ DEĞMİŞ ESERLER BENİM GÖZÜMDE PAHA BİÇİLEMEZ”

Bir çalışmanın bitme süresinin çok uzun olduğunu ifade eden Bozkuş, o süreci şöyle anlatıyor:

“Bir tablo bir yıl ve bir yılı aşkın sürebiliyor. Bunun sebebi motiflerdeki karmaşa ve aynı zamanda dokuduğumuz o eserin inceliği. Çünkü ince olunca orada adım sayısı çok fazla oluyor ve çok zaman alıyor. Bunun yanı sıra ellerde yıpranma, gözlerde de ister istemez yorulma oluyor. Yani dile gelmeyecek zorlukları vardır. O yüzden benim gözümde bu eserlere paha biçilemez.

Halk eğitim bünyesinde bu kursları veriyoruz. Tepkiler gerçekten çok güzel, katılım da var ama son 1 yıldır finansal anlamda bir destek kazandırmadığı için yani hemen hemen bir duraklama yaşanıyor. Biz yine de kurslarımıza devam ediyoruz. Yani sadece eğitmekle, öğretmekle kalıyoruz. Ben hiçbir kadının evde durmasına ve kendini köreltmesine karşıyım. İnsani ihtiyaçlardan dolayı ortaya çıkan bu sanat kadınların eliyle buraya gelmiş. Kadınların bunu öğrenip, bu alanda kendilerini geliştirebileceklerine inanıyorum. Kadınlar isterlerse her alanda kendilerini geliştirebilir. Yeter ki kadınların evlere tıkanmasın, dışarı çıksın ve güzel şeyler yapsın.”

“KADIN EMEĞİ, ARACI OLMADAN HAK ETTİĞİNİ KAZANMALIDIR”

Bu alanla ilgili uzun zaman diliminde bir sergi projesinin olduğunu dile getiren Bozkuş, “Serginin devamında öğrencilerimin kendi yaptıkları çalışmaları dokuyabildikleri bir alan oluşturma hayalim var. Aynı zamanda Diyarbakır’ın tarihi yeri olan Suriçi’nde aracı kullanılmadan kadın emeklerinin direkt satılması ve bu kadınların o hak ettikleri emeğinin kazanılması benim projemdir” dedi.

“Diyarbakır, ipek dokumacılığında 1800’lerden 1965 yıllarına kadar hemen hemen merkeziydi. Burada yapılan ipek dokumalar dünyanın birçok şehrine gönderiliyordu. İleriki süreçlerde pike dokumacılığı aynı şekle ulaşılabilir, her yere gönderilebilir. Farklı figürler kullanılarak yeni desenler oluşturularak çok daha güzel şeyler yapılabilir” diyen Bozkuş, şunları kaydetti:

“Diğer sanat dallarında olduğu gibi yani bir tiyatro, bir sinema veya bir müzik toplumun sorunlarını nasıl dile getiriyorsa, farklı figürler kullanılarak ipek dokumacılığı da toplumun sorunları yansıtılabilir.

Bu dokumalar el emeği ve göz nuru ama bunun yanı sıra bunların ham maddesi ipek böceğinden elde diliyor, bir canlıdan elde ediliyor. O nedenle bu dokuma çok değerli. Bunlar kullanıldıkça, eskidikçe güzelleşiyorlar. Misal Avrupa’da, elit kesimde hemen hemen bir dokuma koleksiyonu vardır. Bu da dokumacılığın ne kadar önem arz ettiğini gösteriyor. Gönül ister ki bizim ülkemizde de bizim inşaalarımız da bunun farkına varsınlar ve devam edilebilsin.

Ersin ÖZGÜL/DİYARBAKIR

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018