İzmirli sanatçılar: İyilik değil, sosyal ve ekonomik haklarımızı istiyoruz-VİDEO

PİRHA- İzmir’de kültür-sanat emekçileri pandemi sürecinde çalışamaz duruma geldiklerini belirterek, iyilik değil, sosyal ve ekonomik haklarını istediklerini belirttiler.

Koronavirüs salgını tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kültür-sanat emekçilerini hem maddi hem de manevi yönden etkilemeye devam ediyor. Pek çok müzisyen yasaklarla birlikte Mart ayından beri sahneye çıkamıyor. Ne zaman sona ereceği belli olmayan kısıtlamalar sonucu müzisyenler enstrümanlarını satmak, eğlence mekanları işyerlerine kilit vurmak zorunda kaldı. Hatta bu zorlu süreçte müzisyen intiharları arttı.

İçin Sanat İnisiyatifi öncülüğünde İzmir Emek ve Demokrasi Güçlerini’nin destek verdiği ve Alsancak Kültür Saylan Kültür Merkezi önünde gerçekleşen basın açıklamasında kültür-sanat emekçileri koronavirüs salgını ile birlikte işlerini yapamaz hale geldiklerini belirttiler.

Kültür-sanat emekçileri adına açıklamayı okuyan İçin Sanat İnisiyatifinden Mertcan Titiz, “İyilik değil, sosyal ve ekonomik haklarımızı istiyoruz. Yardım değil, mesleki olarak kendimizi tanımlamak ve tanınmak istiyoruz. Sigorta, sözleşme, iş güvencesi, sosyal güvence istiyoruz” çağrısında bulundu.

“HERKES GİBİ YAŞAMAK MESLEĞİMİZİ YAPMAK ZORUNDAYIZ” 

Herkes gibi kültür-sanat emekçilerinin de yaşamak ve mesleğini yaparak üretmek zorunda olduğuna vurgu yapan Titiz, mesleklerinin önce devlet sonra da toplum nezdinde tanımsız hatta gereksiz olarak görüldüğünü ifade etti.

Titiz, “İster sanat deyin, ister eğlence sektörü, ister endüstri. Bir gerçek var ki o da mesleklerimizin önce devlet, sonra da toplum nezdinde tanımsız hatta gereksiz oluşudur. Bir hırka bir asayla dolaşıp bir tas çorbayla öğün geçirmemizi bekliyorsunuz. Hatta istiyorsunuz ama inanmazsınız belki ev sahiplerimiz var ve kira alamadıklarında son derece sevimsiz olabiliyorlar. Sevdikleri bir ezgiyi içlerinden mırıldanırken onu bizim ürettiğimizi düşünmeden elbette… Daha güzel bir performans sergilediğimizde belediye su faturalarımızda indirim yapmıyor ya da bizim de elektriğimiz kesilebiliyor. Çocuk okutuyoruz örneğin. Oynadığımız sahne herhangi bir nedenden kapanınca karınlarını bile doyurmakta zorlansak da evet çocuklarımız var. Özetle ister ulvi bir amaç için yapalım, ister dert anlatalım, isterse de sadece meslek olsun yaptığımız. Biz de herkes gibi yaşamak ve mesleğimizi yapmak zorundayız. Çalışmak ve üretmek zorundayız” dedi.

SAĞLIK SİGORTAMIZ, İŞ GÜVENCEMİZ, GREV HAKKIMIZ YOK”

“Pandemi dönemiyle birlikte, öncesinde zaten yumak olmuş sorunlarımız iyice katlandı” diyen Titiz, sanatlarını icra ettikleri yerlerin bir çoğunun kendileri gibi battığına işaret etti. Ne işten çıkarılmalarının yasaklandığını ne de kısa çalışma ödeneği alamadıklarının altını çizen Titiz, kimseden iyilik beklemediklerini söyledi.

Titiz, şöyle devam etti:

“Şanslı olanlarımız bir yardım kolisi içinde birkaç gofret, biraz bisküvi ve meyve suyuna hak kazandık. Hangi kurum gönlünden ne koparsa işte. Ederimiz onların gözünde neyse. Bazı dostlarımızın hayattan kopmaları manşetlere çıkınca oldu. Daha şanslı olanlarımız bir iki sefere mahsus, o da bir kaç yüz ile bir kaç bin lira arası küçük iyilikler aldılar. Ama bilin ki biz kimseden iyilik istemiyoruz. Biz enstrümanını bir ikinci el mağazasına satmak zorunda kalan müzisyenler. Biz sahnesi kapanmış oyuncular, yönetmenler, oyun yazarları, sahne tasarımcıları, makyözler, ışıkçılar. Biz gün doğuşunu servis araçlarında, batışını setlerde geçiren salonları kapalı sinema emekçileri. Meslek tanımımız yok. Sosyal güvencemiz yok. Emeklilik, sağlık sigortası, kıdem tazminatı, sözleşme, toplu sözleşme hakkımız yok. İş güvencemiz yok. Lokavttan korkmuyoruz çünkü grev hakkımız bile yok. Hayatta olduğumuza dair ürettiklerimizden başka maddi hiçbir kanıtımız yok. Yaşadığımızı, ondan vazgeçtiğimiz zaman kanıtlayabiliyoruz.”

“YARDIM DEĞİL, SOSYAL VE EKONOMİK HAKLARIMIZI İSTİYORUZ”

Mertcan Titiz, radyodan dizilere, tablolara kadar yaşamın bir çok alanında oldukları halde görmezden gelinmelerini kabul etmediklerini dile getirdi.

Kültür- sanat emekçilerinin yardım değil, mesleki olarak tanınmak istendiğini belirten Titiz, “Hayatın her alanındayız oysa. Issız bir sokaktan geçerken içinizden söylediğiniz şarkıdayız. Taksiye bindiğinizde radyodayız. İş yorgunluğunu atmak için izlediğiniz dizide, sevgilinize gönderdiğiniz dizede, ofisinizin girişindeki tablodayız. Siz belki peçeteye istek yazamıyorsunuz yaklaşık bir yıldır. Bir dostunuzla keyifle bir şarkıya eşlik edemiyorsunuz müdavimi olduğunuz mekanda. Bizim işyerimiz olan o mekan kapalı, biz de işsiziz çünkü. Hayatın her alanında olup bu kadar hiçbir yerde olmamayı kabul etmiyoruz. İyilik değil, sosyal ve ekonomik haklarımızı istiyoruz. Yardım değil, mesleki olarak kendimizi tanımlamak ve tanınmak istiyoruz. Sigorta, sözleşme, iş güvencesi, sosyal güvence istiyoruz. İnsanlığın kış mevsimindeyiz. Hikayedeki ağustos böcekleri gibi kimsesiz, çaresiz kalmak istemiyoruz. Oysa biz de çalıştık. Toplum için estetiği, neşeyi ürettik. İşte buradan tekrar ediyoruz; Yaşasın Ağustos Böcekleri, Ağustos Böcekleri Yaşasın!” diye konuştu.

Açıklama, alkışlar eşliğinde son buldu.

Ersin ÖGÜL/İZMİR