Alevi Haber Ajansi – PİRHA

Kaftancıoğlu’nun hapis cezasına çarptırılması istendi

18 Temmuz 2019 - 13:25 pirha.net
Kaftancıoğlu’nun hapis cezasına çarptırılması istendi
21 views
18 Temmuz 2019 - 13:25

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun 17 yıl hapis istemiyle yargılandığı davanın duruşmasında savcı, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Duruşma 6 Eylül’e ertelendi. 

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, “Cumhurbaşkanına hakaret”, “Türkiye Cumhuriyeti devletini alenen aşağılama”, “Halkı kin ve düşmanlığı tahrik etme”, ve “Terör örgütü propagandası yapma” iddialarıyla hakkında açılan dava kapsamında bugün yeniden hakim karşısına çıktı.

37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 17 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan Kaftancıoğlu’nun 7 yıl önce yaptığı bazı sosyal medya paylaşımları ve hakkında üretilen sahte içeriklerin delil kabul edilerek suçlama konusu yapılmıştı.

Bugün devam eden duruşma öncesi çok sayıda yurttaş ve partili Kaftancıoğlu’na destek için Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önüne geldi. CHP genel başkan yardımcıları, milletvekilleri, PM üyeleri, ilçe belediye başkanları ve çeşitli sivil toplum örgütü temsilcileri ve siyasi parti yöneticileri de CHP İstanbul İl Başkanına destek için Çağlayan’a geldi.

Kaftancıoğlu’nun yargılandığı 37. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşma saat 10.00’da SEGBİS kaydıyla başladı. Mahkeme heyeti talepleri alırken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı taleplerin reddedilmesini istedi.

Kaftancıoğlu’nun avukatları ise duruşmanın daha geniş bir salonda yapılması talebinde bulundu.

15 Temmuz darbe girişiminde hayatını kaybedenlerin yakınları ve yaralananlar ve MHP Merkez Yönetim Kurulu’ndan bir üye de davaya katılma talebinde bulundu.

“UMARIM BİR HAK İHLALİNE UĞRAMADAN BU SALONDAN ÇIKABİLİRİM”

Canan Kaftancıoğlu savunmasında, “Her birinizin çok değerli olduğunu düşündüğüm zamanını böylesi bir davayla meşgul ediyor olmak şahsım adına üzüntü verici. Savunmama geçmeden önce kısaca kendimden söz etmek isterim. Çünkü 7 yıl öncesinde attığım tweetlere geri dönüyorsak bu tweetlere beni getiren hikayeyi birkaç cümleyle tarif etmem gerekiyor.

Umarım ve dilerim ki; düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde, toplumsal olarak canımızı acıtan, hiçbir ayrım yapmadan, her biri tarifsiz acıyı barındıran güncel olay ve olgular karşısında hiçbir suç kastı ve niyeti taşımadan gösterdiğim toplumsal, siyasal ve insansal sosyal medya paylaşımlarım nedeniyle, bütün dünyanın gözü önünde açık bir hak ihlaline uğramadan bu salondan çıkabilirim. Umarım, bir siyasetçinin fikir ve ifade özgürlüğüne asgari saygıyı duymayıp kamu gücü ve olanakları ile linç kampanyası başlatanlar karşısında ‘Olsun İstanbul’da hakimler var!’ demem mümkün olur.”

KAFTANCIOĞLU’NUN SÖZÜ KESİLDİ

Tüm canlıların en temel hakkı olan yaşam hakkını sonuna kadar savunmuş; fikir ve ifade özgürlüğü, aile içi şiddet, çocuk istismarı gibi acı gerçeklikler ise daima ilgilendiğini ve savunduğunu söyleyen Kaftancıoğlu’nun, “Bu dava, muktedire göre şekillenen yargı sisteminin, suçu ve suçluyu iktidar karşıtı olup olmamaya göre tanımlayan bir hukuki anlayışın sonucudur. Bu anlayış emin olun bizler kadar sizleri de mağdur etmektedir” sözleri üzerine hakim, “Mahkemeyi itham edemezsiniz” diyerek Kaftancıoğlu’nun sözünü kesti.

“DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNDE BULUNDUM”
Kaftancıoğlu, savunmasını şöyle sürdürdü:

“Cumhurbaşkanı olan kişi aynı zamanda bir siyasi partinin de genel başkanıdır. AKP Genel Başkanına yönelik siyasi eleştiriler dahi Cumhurbaşkanına hakaret kapsamına sokularak hukuksuz bir süreç işletilmektedir. Cumhurbaşkanının benim tweetlerim nedeniyle herhangi bir zarar gördüğü ve siyasi kimliğinin veya kariyerinin etkilendiği söylenemez. Ayrıca bir siyasetçinin yargılanmasını talep etmek de bir hakaret değildir. Bu arada sayın Cumhurbaşkanı bu tweetlerin bir kısmından dolayı aleyhime tazminat davası açmıştır zaten. Şayet varsa bir zararı işbu davaları kazanırsa tazmin edilecektir mutlaka. Cumhurbaşkanın AKP genel başkanı olan taraflı siyasi kimliği ve doğru bulmadığım uygulamalarına dönük siyasi hiciv ve eleştiri haklarımı, düşünce ve ifade özgürlüğümü kullandım. Paylaşımlarım Cumhurbaşkanı oluşu nedeniyle ve o sıfatla yürüttüğü hukuki ve idari işlemler ya da sarf ettiği beyanları sebebine dayalı paylaşımlar değildir. Twitlerimde bu ayrımı gözeterek siyasi bir kimlik, duyarlı bir vatandaş, başkalarının acılarını duyumsayabilen bir hekim, başkalarının acılarına ağlayabilen bir kadın olarak Tayyip Erdoğan’ın, AKP genel başkanlığı sıfatıyla yaptığı partisel, ideolojik ve kutuplaştırıcı siyasi anlayış ve yaklaşımlarına eleştiride bulunarak bu ideolojik ve kamplaştırıcı siyaset dil ve üslubuna yüksek sesle itiraz ederek düşünce ve ifade özgürlüğünde bulundum.”

“ALKIŞLAR KADAR ELEŞTİRİLERE DE AÇIK OLMALIDIR”

“Siyasilerin, parti başkanlarının diğer insanlara nazaran ağır eleştirilere daha fazla katlanmak zorunda oldukları demokratik toplumlarda geniş bir kabul görüldüğünü ifade eden Kaftancıoğlu, “Birçok yargı ve AİHM kararlarında ortaya çıkan sonuçlar da söylediklerimizi doğrular niteliktedir. Bilindiği üzere siyasi tartışma alanında ve kamu yararını ilgilendiren konularda ifade özgürlüğü en geniş şekilde korunur. Siyasi eleştiri niteliğindeki açıklamalar hakaret olarak veya kişilik haklarını ihlali olarak kabul edilmemelidir ve alkışlar kadar eleştirilere de katlanmak zorundadır.

“İktidar mensuplarının ‘Hocaefendi’ diyerek el etek öpmek için randevu sırasına girdikleri, devletin bütün kaynaklarını peşkeş çektikleri bir dönemde Fetullah Gülen’e meczup demiş olmam kimleri neden rahatsız etmiş olabilir?

“Genel Başkanımızın veya başkalarının inanç aidiyeti üzerinden tarihsel ve toplumsal kutuplaştırma gayretini, Berkin Elvan’ın çocuk yaşta yaşam hakkının elinden alınmasını Hrant Dink’in katledilmesini ve sonrasında işletilen hukuksuz süreçleri kabul etmediğimi yüksek sesle dile getirişim, çoğulcu demokrasi ve özgürlükler bağlamında yüzde yüz karşılığı bulunan bir hak kullanımıdır. Genç kızların ne giyip giymeyeceğine, kadınların kaç çocuk doğurup doğurmayacağına ve hatta ne şekilde doğuracağına iktidarda olanlar, erkek egemen bakış açısı karar veremez, vermemelidir. Bu yaşam tarzı müdahalelerine kişisel ve kurumsal olarak sessiz kalmamız ne Cumhuriyet Halk Partisi olarak ne CHP İl Başkanı olarak ne bir kız çocuğu annesi olarak benden ve bizden beklenmemelidir.”

“PAYLAŞIMLARIM SU OLARAK TARİF EDİLEMEZ”

“Paylaşımlarım incelendiğinde üzeri yıllarca kapatılan ve hala kapatılmaya çalışılan siyasi cinayetlerin açığa çıkarılmayışını, faillerinin yargılanamayışını,  yine ‘bu ülkede güvercinleri vurmazlar’ diyen Hrant Dink’in katledilişini, çocuk yaşta öldürülen Berkin Elvan’ın katillerinin hesap vermeyişini, her türlü rüşvet ve yolsuzluk batağına batan bakanların açığa çıkmış aleni suçlarına karşın siyaseten aklanışlarını sorgulayıp kamusal ve insanı görevimi yapışım yargılama konusu edilemez, suç olarak tariflenemez.

“3 KADININ YARGISIZ İNFAZ EDİLMESİ KABUL EDİLEMEZ”

“Çözüm süreci döneminde tüm kamuoyu gibi benim de isimlerini vahşi bir cinayet sonrasında öğrendiğim üç kadın (Sakine Cansız, Leyla Şaylemez, Fidan Doğan) ile ilgili yazmış olduğum tweetin terör örgütü propagandasıyla alakası yok. Nasıl ki Nazım Hikmet şiiri okuyup paylaştığı için Erdoğan’a komünist ya da komünizm propagandası yapıyor dememiz mümkün değilse benim de sosyal medya paylaşımım için aynı durum söz konusudur. Suçları ne olursa olsun adı geçen 3 kadının yargısız infaz edilmesi ne hukuki ne de insani olarak kabul edilemez. Yine bir yaşam hakkı savunucusu olarak, yazdığım tweette olgusal ve ilkesel nedenlerle bu cinayetleri eleştirdim. Suçu ne olursa olsun herkesin yaşama ve yargılanma hakkı devlet ve hukuk güvencesi altında olmalıdır. ‘Bir insanın hayatına bu kadar vahşice son vermek çok kötü, çok çirkin adeta bir vahşet. Gerçekten üzüntü duyduğumu ifade etmek isterim.’ Bu sözler dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a ait. Söz konusu cinayetlerin hemen ardından yaptığı basın açıklamasından bir alıntı. Sayın Arınç’ın sözlerini hatırlatma sebebim, onun da aynı suçtan yargılanmasını istemek değil elbette. Yargısız infaza, vahşice işlenen cinayetlere ilişkin insani ve hukuki söylemlerin suç olamayacağını ifade etmek için bu hatırlatmayı yapma gereği duydum.”

DAVA 6 EYLÜL’E ERTELENDİ

Kaftancıoğlu’nun savunmasının ardından hâkim, Canan Kaftancıoğlu’na tweetlerini kabul edip etmediğini sordu.

Kaftancıoğlu’nun avukatlarının davanın ağır ceza mahkemesinde görülmesi için hazırlanan bir iddianamede olmaması gereken beyanlar olduğunu öne sürerek iddianameyi mahkemenin iade etmesini talep etti. Mahkeme avukatların görevsizlik talebini reddetti. İddianamenin usul ve hukuka uyduğu gerekçesiyle geri iadesi de kabul edilmedi.  Kaftancıoğlu’nun avukatı Ergun Özer soruşturmanın genişletilmesi talebiyle ek süre istedi. Savcı, Kaftancıoğlu’nun Tayyip Erdoğan,  Hrant Dink’in ölüm yıl dönümü ve Berkin Elvan hakkında attığı ve Türkiye Cumhuriyeti devletini alenen aşağıladığı suçlamasına konu olan tweetleri okuduktan sonra esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı Canan Kaftancıoğlu’nun hapis cezasına çarptırılmasını ve tüm siyasi haklardan mahrum bırakılmasını istedi.

Mahkeme heyeti davayı 6 Eylül tarihine erteledi. (HABER MERKEZİ)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

© 2019 pirha