CANLI YAYIN
Ana Sayfa GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER, VİDEOLAR 6.07.2018 149 Görüntüleme

KESK: Derin bir yoksullaşma var, yeni zamlar ise kapıda-VİDEO

PİRHA- KESK Eşbaşkanı Aysun Gezen, TÜİK verileri ile sokaktaki enflasyon arasında uçurum olduğunu, emekçilerin ücretlerinin yarısını kiraya verirken, resmi rakamlarda konut harcamalarının yüzde 14,85 olarak hesaplandığına dikkat çekti. Gezen, her geçen gün alım gücü düşerken, yeni zamların kapıda olduğunu söyledi.

Türkiye her ne kadar AKP iktidarı kabul etmese de yaşanan ekonomik kriz gündelik hayattı da etkiliyor. Vatandaşın cebi giderek daralıyor. Yapılan kamuoyu araştırmaları da memurların yaşadığı ekonomik daralmayı gözler önüne seriyor. Açıklanan son verilere göre, enflasyon yüzde 15.39 ile 15 yılın zirvesine oturdu. Ancak KESK’e göre, sokaktaki resmi enflasyon oranı ile sokaktaki enflasyon arasında büyük bir uçurum var.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), basın toplantısı düzenledi, enflasyon rakamlarını ve halkın alım gücüyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

KESK Eşbaşkanları Aysun Gezen ve Mehmet Bozgeyik’in katıldığı toplantıda konuşan Gezen, “Tüm bu rakamların özeti başta ücretli, maaşlı kesim olmak üzere milyonların gelirinin erimeye devam etmesi, her geçen gün daha fazla yoksullaşmasıdır” dedi.

Gezen, enflasyon artışının yanı sıra ileriki günlerde birçok zammın kapıda olduğunu söyledi.

Aysun Gezen, TÜİK’in resmi rakamları ile sokaktaki gerçek enflasyon arasında uçurum olduğunu belirtti ve devam etti:

“Asgari ücretlisi, işçisi, kamu emekçisi, emeklisi ile hepimiz TÜİK’in bu resmi enflasyon rakamlarının gösterdiğinden çok daha derin bir yoksullaşma yaşıyoruz.”

Gezen, KESK-AR’ın 2018 Haziran ayı araştırmasına göre, açlık sınırının bin 927 TL olduğunu, yoksulluk sınırının ise 5 bin 623 TL olduğunu belirtti ve “Bu rakamlar ortalama 3 bin TL maaş alan kamu emekçilerinin yoksulluk sınırından daha fazla uzaklaşıp hızla açlık sınırına yaklaştığını göstermektedir” dedi.

KESK Eşbaşkanı Gezen, enflasyon haricinde döviz karşısında da emekçinin maaşını eridiğini ifade ederek, şunları dile getirdi:

“Ocak-Haziran dönemi maaşı TL cinsinden 3 bin TL’de sabit kalırken ortalama dolar kuru her ay artmıştır. Ocak-Haziran döneminde ortalama döviz kurunda yüzde 22,7 oranında artış yaşanırken kamu emekçisinin maaşı sabit kalmış, dolayısıyla maaşı dolar cinsinden her ay düşmüştür. Altı aylık dönem sonunda maaşında dolar cinsinde 342 dolar kayıp yaşanmıştır.”

“ARADA UÇURUM VAR”
Gezen, TÜİK’in resmi rakamları ile sokaktaki gerçek enflasyon arasında uçurum olduğunu belirterek, “Asgari ücretlisi, işçisi, kamu emekçisi, emeklisi ile hepimiz TÜİK’in bu resmi enflasyon rakamlarının gösterdiğinden çok daha derin bir yoksullaşma yaşıyoruz” diye belirtti. Gezen, bu durumu “Çünkü TÜİK enflasyonu hesaplarken aşağıdaki 12 ana harcama grubunu, dört yüzden fazla ürüne-maddeye yer verilen enflasyon sepetini kullanmaktadır. Bu yönteme göre enflasyonun multi milyarder için de asgari ücretli için de aynı oranda olduğu varsayılmaktadır” diye konuştu.
Resmi verilere göre, Türkiye’de yaşayan herkesin 2018 yılında gelirinin yüzde 23,03’nü “Gıda ve alkolsüz içeceklere, yüzde 14,85’ni konut-kira giderlerine, yüzde 7,27’sini lokanta ve otel harcamasına ayırdığı kabul edildiğini belirten Gezen, şöyle devam etti: “Oysa içinde kamu emekçilerinin de bulunduğu toplumun alt gelir grupları ellerine geçen paranın büyük bölümünü gıda, kira-barınma, ulaşım giderleri için kullanmaktadır. Buradan kısabildiğini önce eğitime, sağlığa ayırmakta, en son eğer hala parası kalmışsa giyime, eğlenceye harcama yapabilmektedir.
TÜİK enflasyon hesabında bu durum görmezden gelinmektedir. Örneğin maaşınız 2 bin 500 TL ve bunun yüzde 40’nı yani bin TL tutarlık kısmını oturduğunuz evin kirasını ödemek için harcıyorsunuz. Ama TÜİK’in enflasyon hesaplamasına göre, Türkiye’de herkesin gelirinin yüzde 14,85’ini konut-kira gideri için harcadığı varsayılıyor, enflasyon hesabı bu orana yapılıyor.
Gıda ve alkolsüz içeceklerin ağırlığı 2010 yılında yüzde 27,6 iken bu oran 2014 yılında yüzde 24,45’e, 2017 yılında ise yüzde 21,77’e düşürülmüştür. 2018 yılında ise yüzde 23,03 olarak belirlenmiştir. Buna bir de alt gelir grupları olarak hayatımızda tüketmediğimiz deve eti, ördek eti ya da gelişen teknoloji ile fiyatları düşen flaş bellek, CD gibi ürünlere yer verilen enflasyon sepeti eklendiğinde gerçek enflasyonla alakası olmayan resmi enflasyon rakamları ortaya çıkmaktadır.”
“ALTI AYDA KAYIP 342 DOLAR”
Gezen, KESK-AR’ın 2018 Haziran ayı araştırmasına göre, açlık sınırının bin 927 TL olduğunu, yoksulluk sınırının ise 5 bin 623 TL olduğunu belirterek, “Bu rakamlar ortalama 3 bin TL maaş alan kamu emekçilerinin yoksulluk sınırından daha fazla uzaklaşıp hızla açlık sınırına yaklaştığını göstermektedir” dedi.
Gezen, enflasyon haricinde döviz karşısında da emekçinin maaşını eridiğini ifade ederek, şunları dile getirdi: “Ocak-Haziran dönemi maaşı TL cinsinden 3 bin TL’de sabit kalırken ortalama dolar kuru her ay artmıştır. Ocak-Haziran döneminde ortalama döviz kurunda yüzde 22,7 oranında artış yaşanırken kamu emekçisinin maaşı sabit kalmış, dolayısıyla maaşı dolar cinsinden her ay düşmüştür. Altı aylık dönem sonunda maaşında dolar cinsinde 342 dolar kayıp yaşanmıştır.”
“ENFLASYON FARKI ZAM DİYE MÜJDELENİYOR”
Medyanın kamu emekçilerinin maaşlarına yansıtılacak enflasyon farkı haberlerini “Memura çifte zam” ve “Enflasyon zammı” şeklinde vermesine de tepki gösteren Gezen, “Bu haberler gerçek enflasyondan, açlık ve yoksulluk sınırının son 15 yılda en az dört kat arttığından, Türk Lirasının değer kaybından, adaletsiz vergi dilimlerinden söz etmemektedir” dedi. En düşük memur maaşı olarak iki çocuklu ve eşi çalışmayan bir memurun maaşının esas alınmasının da aldatmaca olduğunu söyleyen Gezen, eş ve çocuk yardımından kaynaklı 375 lira ile asgari geçim indiriminden kaynaklı 75 lira olmak üzere 450 liranın fazla gösterildiğine dikkat çekti.
Önümüzdeki süreçte yeni sistemle birlikte tüm kamu teşkilatının değişeceğini ve sözleşmeli istihdamın kalıcı bir hale geleceğini vurgulayan Gezen, şunları söyledi: “Emekçiler olarak ‘Kaybedenler Kulübü’nün abonesi haline getirmeyi hedefleyen, hak arama yollarımızı tamamen kapatan bu düzene karşı birleşmediğimiz sürece kaybedeceğimiz açıktır. OHAL’in bir rejim olarak kalıcı hale getirilecek. Bu da bizlere daha fazla mücadele etmek ve seçimlerde oluşan birlikteliği daha da büyütmeyi önümüze koyuyor.” (HABER MERKEZİ)

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018