Konya’da katledilen Kürt aile ile ilgili tanıklar PİRHA’ya konuştu

PİRHA-Konya’da Dedeoğlu ailesine yönelik gerçekleşen ırkçı saldırının ardından katliama tanık olan taraflar olayı anlattı. Köyde yaşayan Dedeoğlu ailesinin akrabası Erol Şan, Kürt oldukları için saldırıya uğradıklarını söylerken, Hasan Hüseyin Şimşek ise, “Valilik, kaymakamlık üzerine düşeni yapmadığı için bu olay bugün bu duruma geldi” dedi. 

Konya’nın Meram ilçesinde 30 Temmuz 2021 tarihinde Dedeoğlu ailesine yönelik yapılan ırkçı saldırı sonucunda 7 kişi hayatını kaybetmişti. Katliamın ardından olaya tanık olan taraflar yaşananları PİRHA‘ya anlattı.

Dedeoğlu ailesinin akrabası Erol Şan Kürt oldukları için saldırıya uğradıklarını ve kullanılan nefret dilinin bu tür olayların yaşanmasına neden olduğunu belirtti. Köyde yaşayan Hasan Hüseyin Şimşek ise, Dedeoğlu ailesinin köyde herkesle sorun yaşadığını, olayın ırkçılıkla ilgisi olmadığını iddia ederek, yetkililerin gereken önlemleri almadığı için bu katliamın yaşandığını söyledi.

“KÜRTLERE LAF SÖYLEDİKLERİ İÇİN TARTIŞMA YAŞANDI”

Dedeoğlu ailesinin akrabası Erol Şan olaya ilişkin şunları dile getirdi:

“Bundan yaklaşık 10 yıl kadar öncesinde Yaşar abi ile aralarında bir tartışma yaşanmış. Bu küfürleşmeden dolayı da olay 12 Mayıs’a kadar gelmiş ve bugün de maalesef can kayıplarıyla karşı karşıyayız. Kavganın başlamasının sebebi de bunlar iki komşu patos atıyorlarmış, birlikte çalışıyorlarmış tarlada. Yaşar abi onların patos atmasına yardıma gitmiş. Oturmuşlar bir gün çay molası vermişler. O arada bir yerde askerler öldürülmüş. Bunlar çay içerken bu konu açılmış ve bu adam da Kürtlere küfür etmiş. Yaşar abi de, ‘Arkadaşlar sonuçta ben de bir Kürt’üm, neden küfür ediyorsunuz? Burada ölen çocuklar senin de oğlun, benim de oğlum. Niye bütün Kürtlere laf ediyorsunuz?’ demiş ve orada bir gerginlik yaşanmış. Ondan sonra araları bozulmuş ve birbirlerine hiç gelip gitmemeye başlamışlar. Hiç görüşmemeye başlamışlar. Sonrasında da karşı tarafın ailesi Yaşar abilerin evine molotof gibi bir şey atmışlar ve ‘Buradan taşının’ demişler. ‘Evini bize sat, git’ demişler. 12 Mayıs’a kadar sürekli böyle kavgalar tartışmalar yaşanmış.”

“ŞİKÂYETİMİZİ GERİ ÇEKMEMİZİ İSTEMİŞLERDİ, ÇEKMEDİK”

12 Mayıs’ta maruz kaldıkları saldırıya da değinen Şan, “12 Mayıs’ta ise gençlerden birisi geliyor Yaşar abilerin kapısından motorunu çalmaya çalışmış. Yaşar abi de bunu görünce çocuğu kovalamış ve bunun arkasından bir taş atmış. Taş da çocuğun kafasına gelmiş ve yaralanmış çocuk. Çocuk gitmiş ve ne kadar akrabası varsa 50-60 kişilik bir grupla Yaşar abinin evine gelerek bir saldırı gerçekleştirmişler. Bugün ölen bütün insanlara saldırmışlar. Kafalarını, kollarını, bacaklarını hepsini kırmışlardı. Bugün ölmüş olan Metin 15 gün yoğun bakımda kaldı. Sibel yine 10 gün kaldı. Yaşar abi yine hastanede yattı. Bunun üzerine aile rapor aldı ve şikayetçi oldu. Bu olay sonucunda 7 kişi tutuklandı. Yargı süreci devam ederken bu sefer barışmak istediler. Bir barış teklifi geldi. ‘Şikayetinizi geri çekin’ denildi ancak Yaşar abi bunu kabul etmedi. ‘Bize bunu yaşattınız sizde cezaevine girin, sizde orada bu eziyeti çekin’ dedi. Şikayetinden vazgeçmedi ve barışmayı reddetti. Daha sonrasında da bir kişi geliyor ve bu katliamı yapıyor. Kameralarda basına yansıyan tarafında bir kişi görünüyor ama ben bir kişi olduğuna inanmıyorum” şeklinde konuştu.

“KAPIDAKİ KÖPEĞİ BİLE ÖLDÜRMÜŞLER”

Yaşanan bu katliamın kullanılan nefret ve ayrımcı dilden kaynaklandığını belirten Şan sözlerine şu şekilde devam etti:

“7 kişiyi katlettiler. Çapraz ateşe de tutmuş olabilirler. Hiçbir şey bilmiyoruz şu an. Bu içeri giren kişi veya kişiler o kadar nefret doluymuş ki, 7 kişiyi katlediyor, kapıda sağına soluna bakıyor, orada köpek var ona da üç el kurşun sıkıyor. Onu da öldürüyor. Daha sonrasında benzin dolu bidonla evi ateşe veriyor. Bu insan neden bu kadar kin doluydu? Neden bu kadar nefret doluydu? Yaşar abi Kürt olduğu için bunlar yapılıyordu ona. Sen buradan gideceksin deniliyordu, baskılar yapılıyordu. Niye yapıyorlardı bunu? Bu insanları kim böyle dolduruşa getiriyordu? Neden böyle bir katliamı gerçekleştirdiler? Tamam kavga edebilirler, kol bacak kırabilirler ama bu denli katliam niye? Bu nefret niye? Biz buna isyan ediyoruz. Dün Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakanı ile de görüştüm. Kendilerine de söyledim. Tüm yetkililere de buradan sesleniyorum. Bu olayın arkasında kim var, kimler var, neden yapıldı, niçin yapıldı bu katliam? Bunun tamamıyla ortaya çıkarılması lazım. Yaşar abilerin ailesi orada yaşayan tek Kürt aileydi. Yaşar abi kendisi de zaten daha önce verdiği röportajlarda dillendirmişti. ‘Kürt olduğum için bana bu baskılar yapılıyor’ demişti. Sürekli tehditler alıyordu. Ben de bir Kürt’üm. Konya’da 20 yıldır yaşıyorum. Herhangi bir baskıya maruz kalmadım. Türklerin arasında yaşıyorum. Bu olaydan sonra ben tedirginim ama açık ve net söyleyeyim. Ansızın öyle bir cani gelip bir vahşet gerçekleştirebilir. Benim kapıma da dayanabilir. Başka bir Kürt kardeşimizin kapısına da dayanabilir.”

“ÖNEMLİ OLAN BU SAATTEN SONRA NEFRET DİLİNİ KULLANMAMAK”

Siyasilere de seslenen Şan nefret dilinin ortadan kaldırılmasını istedi ve son olarak şunları kaydetti:

“Türk-Kürt ayırmasınlar. Biz hepimiz biriz, bir bütünüz. HDP’li de olabilirim MHP’li de olabilirim. Kürtler teröristtir dersen işte bu olaylar doğar. O yüzden bu nefret dilini bir kenara bırakmak gerekiyor. Biz hepimiz biriz, bütünüz. Bizi ayrıştırırsanız sonuçları da böyle katliamlar olur. Saldırganların yakalanıp yakalanmamasının bu saatten sonra bize ne faydası olacak? Önemli olan bu saatten sonra böyle olayların yaşanmaması. En ağırlaştırılmış cezayı alsalar ne olacak? Bizim bir tek ölümüzü bize geri getirebilecek mi? Hayır. Önemli olan nefret ve ayrıştırıcı dili kullanmamak. Böyle bir ortam yaratmaktır.”

“BU İŞİN BÖYLE PATLAK VERECEĞİ BELLİYDİ”

Köyde yaşayan tanıklardan Hasan Hüseyin Şimşek ise “Ben katliamın olduğu köyde yaşıyorum. Bunlar (Kürt aile) hayvancılık yapıyorlardı. 1000-1500 tane koyunları var. Bunlar bu koyunları meraya sürüyorlardı ve mahsullere zarar veriyorlardı. Defalarca Kaymakamlığa, Valiliğe şikayette bulunduk. Raporlar tuttular ama hiçbir şey yapılmadı. Ormanları, Çiftçileri Koruma Başkanlığı kaldırıldığından dolayı hiçbir işlem yapamayız dediler” diye konuştu.

“HİÇ BİR ÖNLEM ALINMADI”

Daha önce de defalarca her iki tarafın da şikâyetlerde bulunduğunu ama yetkililerin hiçbir önlem almadığını vurgulayan Şimşek şunlar ifade etti:

“Mahkeme süreci de devam ediyordu. Ramazan Bayramı’ndan bir gün önce kavga etmişlerdi yine. 2011 yılından beri bunların husumeti sürüyordu. Çocuklar bunların evine maytap atmışlar olay oradan çıkmıştı. Son yaşanan da bu aile Türk olsaydı da aynı şeyler yaşanırdı. Defalarca Kaymakamlığa, Valiliğe, jandarmaya şikâyette bulunduk ama hiçbir şey yapılmadı. Bu olay göz göre göre geldi. Kimse hiçbir önlem almadı. Defalarca söylenmesine rağmen bu işin buraya geleceği belli olmasına rağmen üç maymunu oynadılar. Valilik, kaymakamlık da üzerine düşeni yapmadığı için bu olay bugün bu duruma geldi.

Melis CİDDİOĞLU/ANKARA