‘Köyü su altında bırakacak; Segedik Baraj Projesi hukuka aykırı’-VİDEO

PİRHA-Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Segedik Köyü’nü tamamen su altında bırakacak olan Cevizli Dere Baraj Projesi’nin ihalesi yapıldı. İhalenin ardından Baraj Projesi’nin iptaline yönelik dava açıldı. Dava sürecini PİRHA’ya değerlendiren Av. Özgür Ulaş Kaplan, “Bölgede tarımcılık, hayvancılık ve çok ciddi arıcılık faaliyetleri var. Bu anlamda projenin yaratacağı tahribatları dile getirerek idare mahkemesine başvurduk” dedi. 

Hozat Segedik Köyü’nü tamamen su altında bırakacak olan Cevizli Dere Baraj Projesi’nin ihalesi yapıldı. Cevizli Dere Baraj Projesi’nin ihalesi 9 Şubat tarihinde DSİ Genel Müdürlüğü Barajlar ve HES Dairesi Başkanlığı tarafından yapıldı. Proje kapsamında Cevizli Dere, Bozağaç, Ulukale, Doğan, Payamdüzü, Akçapınar, Sarıbalta ve Uzungöl köylerinde toplamda 26 bin 360 dekar tarım arazisinin sulanması öngörülüyor. Barajın maliyeti ise 200 milyon lira.

Hozat’ın Segedik Köyü’nü su altından bırakacak olan Cevizli Dere Baraj Projesi’nin ihalesi yapıldı. İhalenin ardından Proje’nin iptaline yönelik dava açıldı.

Dava sürecini PİRHA’ya değerlendiren Av. Özgür Ulaş Kaplan, “Açtığımız iptal davası ile birlikte ayrıca yürütmeyi durdurmayı talep ettik. Bölgede tarımcılık, hayvancılık ve çok ciddi arıcılık faaliyetleri var. Bu anlamda yaratacağı tahribatları dile getirerek idare mahkemesine başvurduk” dedi.

“KAPİTALİST ANLAYIŞ ÇEVREYİ KAR MANTIĞIYLA DEĞERLENDİRİYOR”

Dersim’de uygulanan baraj politikasının özünde bazı özel politikaların yürürlükte olabileceğini ve devletin farklı makamlarında buna dair açıklamaların yapıldığını söyleyen Kaplan, “Dersim ve benzeri diğer Kürt illerinde güvenlik kaynaklı barajlar yapılması yönünde bazı istihbarati açıklamalar, raporlar da mevcut. Tek başına bu düşünceyle gerçekleştirilen baraj projeleri değil. Çünkü Türkiye’de son dönemde doğaya yönelik rant anlayışıyla, çevrenin talan edildiği, tamamen sermayeye, belli şirketlere, belli bir anlayışa rant uğruna talan edildiği projeler artık Türkiye’de hakim olmaya başladı. Türkiye’nin çevre politikasında böyle bir anlayış hakim olmaya başladı. Genel olarak dünyada da kapitalist anlayış çevreyi kâr mantığıyla değerlendiriyor” diye konuştu.

“RANTÇI ANLAYIŞ MANTIĞIYLA SEGEDİK’TE BARAJ YAPILMAK İSTENİYOR” 

Segedik(Kalecik) Köyü’nde yapılmak istenen baraj bölgesinde, korunması gereken kültürel varlıklar ile doğal sit alanlarının varlığına dikkat çeken Kaplan, Segedik’in dünya mirasına alınması gerekirken buraya baraj yapılmak istenmesine yönelik şunları söyledi:

“Örneğin orada çok eski tarihlerden Urartulardan kalan kaya mezarları var. Bu kaya mezarları Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından koruma altına alınmış ve tescillenmiş alandır, doğal sit alanıdır. Yine orada inanç merkezi var. Buradaki arkeolojik alanlar korunması gerekirken bir şekilde barajlar ile yok edilmek isteniyor. Rantçı anlayış, doğayı olduğu gibi gelecek nesillere bırakma, koruma altına alma mantığından ziyade bir an önce buralarda nasıl kâr edebiliriz mantığı ile kültürel alanlarda, tarihi alanlarda, doğal sit alanları da içinde ki flora ve fuanası gözetilmeksizin yok edilmek isteniyor, bu mantıkla da Segedik’te baraj yapılmak isteniyor.

Bu proje yapılırken hukuki boyutu olsun, yaratacağı tahribatlar olsun, meydana getireceği kültürel ve ekolojik zararlar olsun, yöre halkına vereceği zararlar olsun ve yine inançsal olarak o bölgeye vereceği olumsuz etkiler olsun tüm bu hususlar göz önünde bulundurulmaksızın masa başında hazırlanmış raporlarla, ihale işlemleri ile hayata geçirilmek istenen bir proje. Alanda detaylı incelemeler yapılmamış, o alandaki koruma altında olması gereken arkeolojik, kültürel sit alanları koruma altına alınması gerekirken bu alanların yok olmasına neden olacak faaliyetler yürütülmek istenmekte.”

“PROJE CİDDİ EKOLOJİK TAHRİBATLAR YARATACAK”

Av. Kaplan, Baraj Projesi’nin iptaline yönelik açılan davaya ve yürütmeyi durdurma talebine ilişkin süreci şu şekilde aktardı:

“Proje oradaki tarımsal alanlara ciddi zararlar verecek. Bir kısmını sular altında bırakacak, bir kısmının ulaşım yollarını engelleyecek ve hayvancılık faaliyetlerini olumsuz etkileyecek. Ayrıca yayla, mera alanlarına da ciddi zararlar verecek. Bununla ilgili de gerekli hukuksal çalışmalar yapılmamış, altyapısı hazırlanmamış ve gerekli izinler alınmamış. Biz bu projeye yönelik iptal davası açtık. Açtığımız iptal davası ile birlikte ayrıca yürütmeyi durdurmayı talep ettik.

Bölgede tarımcılık, hayvancılık ve çok ciddi arıcılık faaliyetleri var. Bu anlamda yaratacağı tahribatları dile getirerek idare mahkemesine başvurduk. Gerekli belgeleri aldık mahkeme sürecinde sunduk. Proje hukuka aykırı ve ciddi ekolojik tahribatlar yaratacak bir projedir. O yüzden bu projenin iptalini talep ediyoruz. Dosyanın esasına ilişkin incelemeler yapılacak. Mahkeme tarafından incelenecek dosyada, mevcut projeler üzerinde ciddi bir hukuka aykırılık tespit edilirse iptal kararı verilebilir.”

“DERSİM HALKI DEMOKRATİK TEPKİLERİNİ HER ZAMAN DİLE GETİRİYOR”

Yapılan bu projelere Dersim halkı tarafından ciddi duyarlılık ve tepkilerin gösterildiğini belirten Kaplan, “Baraj projeleri gibi doğanın talanına yönelik projelere karşı Dersim halkı demokratik bütün tepkileri bugüne kadar gösterdi ve göstermeye de devam ediyor. Bu anlamda birliktelik de sağladılar, birçok platformda bu tepkileri dile getirdiler. Festivaller gerçekleşti, bu gerçekleşen festivallerin ana teması her zaman doğa ve çevre olmuştur. Çevrenin korunmasına yönelik çalışmalar yapıldı, paneller düzenlendi. Çevre sorunu tüm insanlığın sorunu olduğu için Dersim ile beraber diğer bölgelerde bu konuda duyarlılığını göstermeye devam edecektir” ifadelerine yer verdi.

Cihan BERK-Diren SATI/DERSİM