Kulu: İçişleri Bakanı danışmanının cemevlerini ziyaret etmesi iyi niyetli değil-VİDEO

PİRHA-DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Alevi inancında bir ağacı kesmek bile bir ritüele, bir ibadete bağlıdır onu kendimiz gibi can olarak görürüz diyerek, “Her ağaç yandığında bir insan yanmış gibi içimizi sızlatmalıdır” dedi. Kulu ayrıca, İçişleri Bakanının danışmanının cemevlerini gezmesinin iyi niyetli olmadığını da söyledi. 

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, devam eden orman yangınları, İçişleri Bakanlığı’nın cemevlerini ziyaret etmesi ve dünyayı etkisi altına alan pandemi döneminde aşının önemine dair PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

“TABİATIN BİZE İHTİYACI YOK AMA İNSANLIĞIN YAŞAMLARI SÜRDÜREBİLMESİ İÇİN TABİATA İHTİYACI VAR”

PİRHA: Ülkenin birçok yerinde devam eden orman yangınlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

MUSA KULU: Yanan aslında tabiattır, yaşamdır. Gerçekten yürek sızlatan bir durum. Ama sistem saraylar yaptırırken de, bu kadar muazzam harcama yaparken de kendi ülkesindeki yangını söndürmemesi içler acısı bir durumdur. Bu ülkede insanlarda eğer bir umut varsa eğer çocuklarımıza bir şey bırakacaksak biz bu tabiatı bırakacağız başka bir şey bırakma şansımız yok. Türkiye’nin üç tarafını sarmış yangından söz ediyoruz. Bu oldukça yürek sızlatan bir durum. Umarım en kısa zamanda kontrol altına alınıp söndürülür.

Alevi inancında bir ağacı kesmek bile bir ritüele, bir ibadete bağlıdır. Onu kendimiz gibi can olarak görürüz, onun bir ruhunun, onun bir canının olduğuna inanıyoruz onun için her ağaç yandığında bir insan yanmış gibi içimizi sızlatmalıdır çünkü inancımız bunu söyler. Bu toprakların, tabiatın bize ihtiyacı yok ama insanların yaşamlarını sürdürebilmesi için tabiat mutlaka bir ihtiyaçtır, ağaç da bunlardan en önemlilerindendir. Yaşanan bu yangınlar Türkiye’nin ekolojik dengesinin bozulması demektir. Vicdanı olan herkesin bu konuda duyarlılık göstermesi insani, vicdani ve ahlaki bir görevdir. Orman yangını bu ülkede oksijeni de geleceği de yok eden bir noktadadır, umarım en kısa zamanda söndürülür.

“İÇİŞLERİ BAKANI DANIŞMANININ CEMEVLERİNİ ZİYARET ETMESİ YENİ BİR HAZIRLIK OLARAK DÜŞÜNÜLMELİ”

-İçişleri Bakanının danışmanının cemevlerini ziyaret etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hukukun, farklı toplumsal kimliklerin inkâr edildiği, yok sayıldığı ve düşmanlaştırıldığı hele hele Alevi ve Kürtlerle ilgili nefret söylemlerinin dorukta olduğu bir dönemde İçişleri Bakanlığı’nın cemevlerini ziyaret etmesi yeni hazırlık olarak düşünülmeli. Bunun samimiyetle ve iyi niyetli olduğunu düşünmek saflık olur, çünkü devleti yöneten bu parti geçmişte Alevi çalıştayları yapmıştır ama Alevilerin içinde olmadığı veya Alevice düşünenlerin olmadığı kişilerle toplantı yapmıştır, defalarca çalıştay yapmasına rağmen bir adım atmamıştır. Hiçbir zaman siz nasıl yaşamak istiyorsunuz, talebiniz nedir diye sorulmamıştır. Devlet böyle düşünüyor siz de kendinizi buna göre dizayn edin denilmiştir.

Bu ülkede eşit yurttaşlığın bütün halk ve inançların hiçbir güvencesi yoktur. Türk ve Hanefiyseniz bu ülkenin öz vatandaşısınız onun dışında hangi etnik ve inanç grubuna mensupsanız sizin geleceğiniz yoktur. Hiç hukuk tanımayan, vicdani ölçüleri olmayan bu yaklaşımı Aleviler kendisine yönelik yeni bir hazırlık olarak düşünmeli ve tedbirini almalıdır. İyi bir şey olduğunu asla düşünmüyoruz. Alevileri bölmek ve kendi yanına çekme projesidir. Bunun başka bir izahı yoktur. O yüzden ben bu ülkede yaşayan bütün Alevilerin yaşanan gelişmeleri dikkatle izleyip bizi nelerin beklediği ile ilgili kendimize bir soru sormamız lazım. Aynı zamanda gelecekteki tehlikelere karşı da ortak ne yapabiliriz diye konuşmamız lazım. Eğer bu konuda beraberlik ve ortak bir güç olamazsak her birimiz sistem için bir lokma haline geliriz.

Türkiye nüfusunun %20’sinin Alevi olduğu bir ülkede yaşıyoruz ama hiçbir talebi kabul görmüyor, inancı yok sayılıyor. Bu kadar muazzam bir kitlenin eğer şu anda hiçbir kazanımı yoksa demek ki hiç kimse görevini yapamamıştır. Hem toplumsal sorumluluk hem de bu toplumsal gruba öncülük eden biz de dahil bütün Alevi kurumları kendi görevini yerine getirmiş değildir. Hepimiz eksiğiz çünkü parçalıyız, bölünmüşüz.

“HERKESİN BİLİME İNANARAK AŞI OLMASI GEREKİYOR”

-Dünyayı etkisi altına alan pandemi döneminde aşının önemi nedir? Alevi yurttaşlara çağrınız var mı?

Bütün insanlık eğer bu hastalıktan kurtulmak istiyorsa bunun esas yolu da bilimin ışığında olan bütün olanak ve imkanların kullanılması gerekiyor. Ama bunun dışında bir yaklaşım olursa bu sadece insanlığın kendisine kötülük getirmesinden başka bir şey olmaz. Eğer bilimin söylediğini yapmazsak kendi sonumuzu hazırlarız. Bütün insanlığın ve bu ülkede yaşayan ne kadar canımız varsa hepsinin bilime inanarak aşı olması ve bu hastalıktan bütün dünyanın kurtulması gerekiyor.

Cihan BERK-Diren KESER/PİRHA