Kuyumculuk şirketine restorasyon işi verildi: Dergahı yıkıp cami yaptılar!-VİDEO

PİRHA-HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Pir Hüsameddin Ankaravi’nin Dergahının Alperen Kuyumculuk isimli bir şirketi tarafından yıkılarak camiye dönüştürülmesini “İşte asimilasyon, işte tarihi yok etme, işte suç. Suçun delili de burada. Burada halkın değerlerini yok etme var” sözleriyle eleştirdi.

Ankara’nın Haymana ilçesi Kutluhan köyü yakınlarındaki Pir Hüsameddin Ankaravi’nin dergahı, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tahrip edilerek camiye dönüştürüldü.

Talanı ortaya çıkaran HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Pir Hüsameddin Ankaravi’nin Kanuni Sultan Süleyman tarafından idam edildiğinin altını çizerek dönemin Alevi katliamlarına vurgu yaptı.

Milletvekili Kemal Bülbül, “Bu topraklarda ilk katledilen halklar Rumlar, Süryaniler, Ermeniler, Kürtler değil; Türkmenlerdi” diyerek şöyle devam etti:

“Mesela Şeyh Bedrettin katliamı’nda Şah Kalender Şahkulu ve daha birçok katliamda on binlerce Türkmen katledildi. Yavuz ve Kanuni eliyle… Sebep ise Türkmen halkının saltanatta, iktidardan söz hakkı olacak kadar yekpare bir güce sahip olmasını istemiyorlardı. İktidar devşirme olsun istiyorlardı. Osmanlı’da sadrazam ve vezirlerin hepsi devşirmedir. Bugün de iktidarı yönetenler devşirmedir. Bunlar Türk falan değillerdir. Türklüğü kullanarak Kürt halkına, Alevi toplumuna, farklı inançlara zulüm eden devşirmelerdir. Bunlar Türk halkının değerini kullanıyorlar.

2 Mayıs 1568 ve 13 Temmuz 1568 tarihli belgede ‘Meslup şeyh Hüsameddin’ deniliyor. Meslup ‘idam edilmiş’ demek. Bu Osmanlı kayıtlarında yazıyor. Hüsameddin Ankaravi, Osmanlı tarafından idam edilmiş, fakat buradaki halk bu konuyu bilmiyor.”

CAMİSİ OLAN KÖYE BİR CAMİ DAHA!

HDP’li Kemal Bülbül, Pir Hüsameddin Ankaravi’ye ait dergahın yağmalanıp, malzemelerin ise farklı zamanlarda yok edildiğine dikkat çekerek, 1826 ve 1925 yıllarında dergahların kapatılması ardından yaşanan süreci şu şekilde anlattı:

“Çıkarılan yasalar ardından dergahların malları, elyazması kitaplar, hizmet yürütülen malzemeler yağmalandı. İşte o yağmanın en bariz örneği burada. Örneğin Hacı Bektaş makamına dokunmamışlar. Çünkü çok bilinen bir yer. Ama Pir Hüsameddin Ankaravi’nin makamı ücra bir yerde. Gelen yok giden yok. Burada her türlü şey yapılabilir. Ama burası camiye dönüştürülebilir mi? Var mı böyle bir ihtiyaç? Köyün camisi var. Aşağıdaki köyde altın rengiyle süslenmiş kocaman bir cami var. Burada camiye ihtiyaç yok. Peki neden bu? Çünkü münafıklık, riyakarlık için. Halka ‘Biz cami yapıyoruz’ diyerek halkın üzerinde bir zihin ilizyonu yapmak içindir bu. Bu bir hizmet değil. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Diyanet İşleri Başkanlığı burada tarihe, hakikate, Hüsameddin Ankaravi’ye, Hacı Bayram Veli’ye, halkın kutsal değerlerine karşı suç işlemiştir.”

“TÜRBEYE NEDEN BETON DÖKTÜNÜZ?

Milletvekili Kemal Bülbül, söz konusu türbenin zeminine beton döküldüğüne işaret ederek mezar yerlerinin de yok edildiğine vurgu yaptı. Mezar taşlarının da söküldüğü dergaha ilişkin Kemal Bülbül şunları söyledi:

“Buranın zeminine neden beton döktünüz? Daha önceden buraya geldim. Türbenin üzeri yeşil şallarla örtülmüş, mezar taşlarının olduğu, duaların yazıldığı bir yerdi. Şimdi mezar sökülmüş ve yerinde yok. Üzerine beton dökülmüş, mezar taşları da kapıya atılmış. Bizim gündemimiz hakikattir. Bizler ırkçılığa karşı eşitliği, zulme karşı adaleti, yoksulluğa karşı paylaşımı, çeteleşmeye karşı insaniyeti, münafıklığa karşı hakikati savunuyoruz. Dolayısıyla bu gündemin bir parçasıdır.”

“İŞTE ASİMİLASYON, İŞTE TARİHİ YOK ETME, İŞTE SUÇ”

Kemal Bülbül, konuyu Meclis gündemine de taşıyacaklarını ifade ederek “AKP’nin asimilasyon, yok etme, tekçilik ve ırkçılığının çok bariz bir göstergesi var burada. Pir Hüsameddin Ankaravi’ye, onun yürütmüş olduğu hakikat hizmetine, adalete ve halka yapılan bir zulüm var burada” ifadelerini kullandı.

Bülbül, dergahın restorasyonunu üstlenen Alperen Kuyumculuk şirketine de dikkat çekerek, “Yüklenici Alperen Kuyumculuk İnş. Gıda Teks. Otom. Mad. Elek. ve Beyaz eşya Tic. Ltd. Şti. Her şeyi yapıyor! Her şeyin uzmanı! Alperen Kuyumculuk, tarihi bir makamın restorasyonunda ne anlar? Bu ne zulümdür? en önemli şey ise ‘Hüsameddin Ankaravi Cami’ diye tabela yazmışlar fakat ‘Pir’ kelimesini çıkarmışlar. Peki kimdir bu Hüsamettin Ankaravi? Ne yapmış, kim tarafından katledilmiş, neden yazmadınız bunları? İşte asimilasyon, işte tarihi yok etme, işte suç. Suçun delili de burada. Burada halkın değerlerini yok etme var” şeklinde konuştu.

“BURADA YAPILAN YOK ETME PROJESİDİR”

Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, son olarak Haymana ilçesinin Alevi kimliğine değindi.

Civar bölgede geçmişte Grek, Rum, Ermeni toplumunun da yaşam sürdüğünü söyleyen Kemal Bülbül, “Şimdi ise Kürt halkı var. 1700’lü yıllarda buraya yerleştirilmiş, bir tür sürgüne tabi tutulmuş ama burayı yurt edinmiş Kürtler. Fakat bundan önce Selçuklu ve Osmanlı döneminde burada Rumlar, Ermeniler, Süryaniler, Türkmenler yaşardı” dedi.

Anadolu coğrafyasında Türkmen halkına ait birçok dergahın olduğundan bahseden Kemal Bülbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O dergah ve mekanlar Osmanlı tarafından planlı bir şekilde yok edildi. Ve bugün bu bölgede camiyi bir tür asimilasyon aracı olarak kullanmaktalar. Camiyi adeta kendi şubeleri gibi yapmışlar. Cami devlet dairesi gibi olmuş. Cami ibadet olma yeri olmaktan çıkmış Diyanet İşleri Başkanlığının fetvaları ile yürütülen bir duruma konulmuş.

Resmi ideoloji, kendisi dışında halka ait ne var ise hepsini yok etmek, silmek, olmaz ise kendi hizmetine almak için elinden gelen her tür gayreti yürütmüş. Mesela Haymana’da çoğunlukla Kürtler var. Buralara yapılan hizmet ile başka yere yapılan hizmet arasında fark söz konusudur. Buralar vaktiyle Türkmen Alevilerinin, dergahların, ibadethanelerin olduğu merkezlerdi. Şimdi burada yine ırkçılık, yok etme gibi bir politika söz konusu. Osmanlı’da bunlar Şeyhülislam eliyle yapılıyordu, şimdi Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla yapılıyor.

Bugün gündem, yoksulluk, işsizlik, sınır ötesi operasyonlar, çetelerin ifşaları, ahlaksızlık, yolsuzluktur. Fakat bu da gündemin bir parçasıdır. Kürt halkına, Alevi toplumuna saldırının bir parçası da budur. Burada yapılan bir asimilasyon, yok etme projesidir.”

Eren GÜVEN/ANKARA

buy azithromycin online