Metin Lokumcu davası 28 Haziran’a ertelendi

PİRHA-10 yıl önce Hopa’da eylemde polisin kullandığı biber gazı nedeniyle yaşamını yitiren Metin Lokumcu davasında mahkeme avukatların taleplerini reddetti, davayı 28 Haziran’a erteledi.

Artvin’in Hopa ilçesinde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Mayıs 2011 tarihindeki mitingi öncesindeki protestolar sırasında polisin sıktığı biber gazı ile fenalaşarak hastaneye kaldırılan emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun hayatını kaybetmesine dair açılan davada ilk duruşması bugün Trabzon 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Dosyada yargılanan 13 polisin “taksirle ölüme neden olma” suçlamasıyla 6 yıla kadar hapsi istenen davada mahkeme neredeyse tüm talepleri reddederek, reddi hâkim talebinin değerlendirilmesi için dosyayı nöbetçi ceza hakimliğine gönderilmesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 28 Haziran günü saat 10.00’da görülecek.

Mahkeme heyeti baroların ve derneklerin katılma taleplerini “suçtan doğrudan zarar görmedikleri” gerekçesi ile kabul etmedi. “Görevsizlik” kararı verilmesi talebini de değerlendiren mahkeme heyeti, bu dosyanın Ağır ceza mahkemesine gönderilmesi talebini de reddetti. Ara kararını açıklayan Mahkeme başkanı tanıkların ve sanıkların duruşmaya getirilmesi talebini de reddetti. Mahkeme başkanı soruların dilekçe ile iletileceğini, gerekirse sanıkların SEGBİS ile duruşmaya bağlanacağını söyledi.

DURUŞMADA NELER YAŞANDI? 

Kimlik tespitleri ile başlayan duruşmaya sanıklar talimatla ifade verdiği için salona gelmedi. Pandemi nedeniyle yalnızca 35 kişinin takip ettiği duruşmada ilk olarak söz alan 3 sanık polisin avukatı müvekkillerinin ne ile suçlandığını bilmediğini savundu. Sanık avukatı, “Müvekkillerim olay yerinde farklı noktalarda görev almışlardır. Adli Tıp Raporu, kati, kesin bir illiyet bağı kurmamıştır” iddiasında bulundu.

Duruşmada Lokumcu ailesi adına ilk sözü Avukat Meriç Eyüboğlu aldı. 10 yıldır bu davayı beklediklerini söyleyen Eyüboğlu, mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerektiğini belirtti. Barolar ve derneklerin davaya katılım talepleri ve dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesi talebi mahkemece reddedildi.

“DURUŞMA AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NDE GÖRÜLMESİ GEREKİYOR”

Duruşmanın ağır ceza mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirten Eyüboğlu, “Burada yapılması gereken tartışma ‘taksirle öldürme’ değil, ‘olası kast’tır. Mahkemenizin bunu değerlendirmesi gerekir. Burada kimyasal gaz kullanımı sonucu Metin hocanın ölmesi acaba taksir olarak nitelendirilebilir mi? Sanıklar bu sonucu öngörmüşler mi öngörememişler mi? Bu soruya vereceğimiz yanıt duruşmanın hangi mahkemede görüleceğini belirleyecek. Bunu tartışmamız lazım” dedi.

Dosyaya çok sayıda bilimsel rapor sunduklarını söyleyen Eyüboğlu, “Toplumsal olaylarda kullanılan kimyasal gazlar nedeniyle yaşanan çok sayıda ölüm var. Böyle yaşanan ilk ölüm 2007’de yaşanmış ve o günden bu yana 13 kişinin hayatını kaybettiğini biliyoruz. OC ve CS adlı gazlar çok sayıda ülkenin taraf olduğu sözleşmelerde geçiyor. Kimyasal gaz olduğu için yasaklı listede yer alıyorlar. Toplumsal olaylar diyoruz ama Çayan Birben kendisine doğrudan gaz sıkılması sonucu hayatını kaybetti. Ölümünden sonra mesele Meclise taşındı. O dönemin İçişleri Bakanı ‘Ürünümüz kaliteli ve doğaldır. OC gazı, insan sağlığına zararlı değildir.’ açıklaması yaptı. Çayan Birben’le açılan davada bir görevsizlik kararı var. Nihayetinde mesele Yargıtay’a gidiyor. Bu gazlardan dolayı 13 kişi hayatını kaybetmiştir” ifadelerini kullandı.

“EMRİ VERENLER DE YARGILANMALI” 

Daha sonra söz alan Avukat Sercan Aran, dosyada sadece 13 sanığın değil dönemin içişleri bakanının, kaymakamının, emniyet müdürlerinin de yargılanması gerektiğini söyledi. Aran, “Emri verenler de yargılanmalı. Yurttaşların bir araya gelmesine izin verilmedi. Temel haklarını kullanan yurttaşlara polis müdahalesi oldu. Metin Lokumcu’nun ve yurttaşların ‘yeter artık’ demesine rağmen kolluğun müdahalesine devam ettiğini görüyoruz. Bunun sonucu olarak da bugünkü davada Metin Lokumcu’nun ölümünü konuşuyoruz. Burada sanıkların olası kastla öldürmeden cezalandırılmalarını istiyoruz. Bu davanın bir örnek teşkil edeceğini düşünüyoruz. Görevsizlik kararı verilmeli ve dava Ağır Cezada görülmeli. ‘Olası kastı’ tartışabileceğimiz tek makam Ağır Cezadır. Dosyanın Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesini istiyoruz” dedi.

“BİZ BURAYA ADALETİN YERİNİ BULMASI İÇİN GELDİK”

Duruşmada avukatlarından ardından Metin Lokumcu’nun oğlu Ulaş Lokumcu söz aldı. “31 Mayıs 2011’de öldürülen Metin Lokumcu benim babam”dır diyerek sözlerine başlayan Ulaş Lokumcu, “Biz bütün aile buradayız ama 13 polis burada yok. Onlarla göz göze gelmek isterdim. O gün 22 yaşında üniversite öğrencisiydim, bugün 32 yaşındayım, evlendim ve bir çocuğum var. Babam kızım için, torunu için mücadele ediyordu. Yargılama ancak 10 yıl sonra başlıyor. Biz burada adaletin yerini bulması için geldik. Umarım siz de adaletin yerini bulmasını sağlarsınız” dedi.

“SAVCI MÜTAALASINI AÇIKLADI”

Savcı, sanık polislerin eylemlerinin “olası kast” düzeyinde kaldığı yönünde delil olmadığı gerekçesiyle görevsizlik taleplerinin reddini istedi. İzmir Baro Başkanı Özkan Yücel savcılık mütalaasından ardından söz alarak “Biz baro başkanlarının da görevsizlik ile ilgili sözleri ve katılma taleplerimiz olacak onları sıralamak ve bunun akabinde ara karar verilmesini talep ediyoruz.” dedi.

“BİZİM ADALETE DAİR UMUTLARIMIZI KIRMAYA SİZİN HAKKINIZ YOK”

Avukat Meriç Eyüboğlu söz aldı alarak mahkemenin taleplerini reddetmesine itiraz ederek, “Aile 10 yıldır bugünü beklediği için biz az konuştuk. Ama şunu anladım ki siz Hopa’da neler olmuş bilmiyorsunuz. Bizim bütün taleplerimizin reddederek, bizim adalete dair umudumuzu kırmaya sizin hakkınız yok. Sonuç olarak baktığımız zaman adalet duygusunun tecellisine gözle de tatmin olmamız gerekiyor. Bizim canımızı daha fazla yakmayın. Kimyasal gazın öldürücü olduğu kanıtlanmışken, taleplerimizin reddedilmesi doğru değildir” dedi. Eyüboğlu reddi hâkim talebinde bulundu.

Mahkeme reddi hâkim talebinin değerlendirilmesi için dosyanın nöbetçi ceza hakimliğine gönderilmesine karar verdi. Bir sonraki duruşmanın 28 Haziran 2021, saat 10.00’a bırakılmasına karar verildi.

(HABER MERKEZİ)