CANLI YAYIN
Ana Sayfa GÜNDEM - MANŞETLER, KÜLTÜR, TÜM HABERLER, VİDEO 5.07.2018 571 Görüntüleme

Meyhane masasında demlenen bir roman: Sakın Geç Kalma Mualla-VİDEO

PİRHA- “Lügat-ı Aşk” kitabı ile tanıdığımız genç yazar Atakan Kelleci bu kez bir roman ile çıkıyor karşımıza. Patolojik bir aşkı anlatan roman “Sakın Geç Kalma Mualla.” Mualla’nın kim olduğu ise meçhul. Çünkü herkesin mutlaka vardır bir Mualla’sı.

Genç yazar Atakan Kelleci bir yıl önce “Lügat-ı Aşk” isminde deneme türünde bir kitabı büyük ilgi görmüştü. Kelleci’nin ikinci kitabı olan “Sakın Geç Kalma Mualla” ise ilk romanı. Genç yazar Kelleci ile ilk romanı “Sakın Geç Kalma Mualla” üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

MEYHANE MASASINDA DEMLENEN MEKTUP ROMANA DÖNÜŞÜYOR

Kelleci, 2014 yılında bir meyhane masasında iki kadeh rakının ardından kağıdı kalemi eline alıp Mualla’ya ilk mektubunu yazmış. Zamanla o mektuplar demlenip çoğalmaya başlayınca romana dönüştürmeye karar vermiş. Kelleci, unutulan bir kültürü canlı tutmak için yazdığı mektupları romana dönüştürüyor ve böyle başlıyor Mualla’nın hikayesi. Unutulmaya yüz tutmuş mektup kültürünü yaşatmak isteyen Kelleci, günümüz ilişkilerinde yozlaşma ve dejenerasyon olduğunu söyleyerek aslında mektuplarda gizli olan emeği, fedakarlığı bir şekilde insanlara hatırlatmak gibi bir sorumluluk yüklenmiş.

“BİR AYRILIK HİKAYESİ”

Kelleci, Muhsin ile Mualla arasındaki patolojik bir aşk hikayesini anlatan romanın aslında bir ayrılık hikayesi olduğunu söylüyor:

“Mualla kafamda yarattığım bir karakter diyebilirim. Çünkü baktığımızda Mualla ile Muhsin arasındaki aşk patolojik bir vaka. Mualla’nın bir mahalle kültürünü komple terk edip gitmesi, geride kalan hiçbir şeyi düşünmemesi ve mahallenin öbür tarafında ne olduğunu keşfetmeye kalkışması vesaire. Geride ona patolojik bir şekilde bağlı kalan Muhsin’i bırakıyor. Mualla biraz daha geleceği merak ediyor çünkü baskı altında yaşayan bir ailenin ferdi. Ancak aynı zamanda entelektüel anlamda donanımlı olan bir kadın. Bunun da dışavurumu bir şekilde Muhsin’i terk etmek oluyor. Aslında bu bir ayrılık hikayesi.”

Mualla’nın her erkeğin hayatında olan birisi olduğunu söyleyen Kelleci, herkesin mutlaka bir Mualla’sı ve her erkeğin içinde yaşattığı böyle patolojik bir aşkın olduğuna inandığını da dillendirmeden edemiyor.

MUHSİNCİLER VE MUALLACILAR

Kelleci, okurlarından çok iyi tepkiler aldığını dile getiriyor:

“Isparta’da yaşayan okurlarımdan bir tanesinden uzunca bir mesaj aldım. Mualla’dan çok etkilendiğini söylüyor ve taraf olarak Mualla’yı mı yoksa Muhsi’ni mi tutacağı konusunda olduğunu ifade ediyor. Kitapta bir Muhsinciler bir de Muallacılar var. Mualla’ya öfkelenen okur kadar ona hak verenler de var. Isparta’daki okurum kitabı o kadar içselleştirerek okumuş ki muhteşem sorular sordu. Ve sonucunu da şuna bağladı. ‘Keşke böyle aşklar her zaman olsa, hepimizin böyle aşkları olsa ve tüm aşklar böyle yaşansa’ dedi.”

“UMUTSUZ DEĞİLİM”

Tam bu noktada bu tür aşkların olduğuna inanıp inanmadığını soruyoruz genç yazara ve şu cevabı veriyor genç yazar Kelleci: Ben umutsuz değilim. Güzel yaşayan, güzel seven insanların olduğuna inanıyorum ve zaman zaman da bu tür aşklara şahit oluyorum.

KİTAP PİYASASI

Bir kitap emekçisi olarak kitap piyasasını ise şöyle değerlendiriyor Kelleci:

“Şu an çok fazla kitap çıkıyor. Bu bir taraftan iyi bir şey ama diğer taraftan kötü. Çünkü Türkiye’de kitap evleri yeni çıkan hiçbir kitabı kaldırmıyor yani metrekare olarak dahi kaldırmıyor. Bu da bizim zaafımız. Çok iyi diyemem ama kitap piyasasının iyileşeceğine de inanıyorum.”

“MUHSİN AŞKA MI AŞIK, YOKSA….”

Kitapta Muhsin’in gözünden Mualla’yı tanıtan Kelleci, kitabın devamında da Mualla’dan Muhsin’i dinleteceğinin tüyolarını da vererek şöyle devam ediyor:

“Mualla ve Muhsin iki ayrı karakter. Muhsin olayın biraz daha patolojik tarafında. Çünkü şöyle bir karar vermek lazım ‘Muhsin aşka mı aşık yoksa Mualla ile yaşadığı o aşka çok sadık biri mi?’ diye insan okurken kendini ve kitabı sorguluyor. O süreçte de Mualla’nın yaşadığı bir hayat var. Mualla Muhsin’le 20 yıl görüşmüyor. Muhsin de Mualla’yı 20 yıl bekliyor. Mualla’nın cevap vermesi gereken ya da yaşadığı süreci anlatan bir şeyler var. Bunun da devamı yaklaşık bir yıl sonra gelecek.”

28 Ekim’de Muallası’yla dünya evine girecek olan genç yazar Atakan Kelleci’ye Pir Haber Ajansı olarak aşk dolu mutlu bir yaşam diliyoruz.

Suay ABAK/İsmet SEFER
İSTANBUL

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018