CANLI YAYIN

Öğretmen Zeynel Kete: Her can evini bir eğitimhane haline getirmeli-VİDEO

PİRHA-KHK ile işinden ihraç edilen Şıh Çoban Ocağı mensubu öğretmen Zeynel Kete, eğitim müfredatının toplumu karşıtlaştırmak üzerine kurulduğunu söyledi. Kete, “Her can kendi evini bir eğitimhane haline getirip kültürünü çocuğuna vermelidir” dedi. 

Yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte eğitimin dinselleştirilmesinin daha da artmasına ve eğitimin kalitesizleştirilmesine yönelik tepkiler de gelmeye devam ediyor.

KHK ile işinden ihraç edilmiş olan Şıh Çoban Ocağı pirlerinden öğretmen Zeynel Kete, eğitim müfredatının toplumu karşıtlaştırmak üzerine kurulduğunu kaydetti.

“ASİMİLASYON VE SOYKIRIM SÜRECİ”

Müfredatta eğitimin “Bireyde istendik davranış değişikliği meydana getirme süreci” olarak tanımlandığını ifade eden Kete, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu tanım son derece mekanik, kendi içerisinde son derece dar ve belirli amaçlara hizmet den bir eğitim anlayışıdır. Neye göre istendik davranış, kime göre istendik davranış. Hangi öğrencinin ruh yapısına, kültürel yapısına, tarihsel arka planına göre istendik davranış? Yani bu bireyi makine haline getirip robotlaştırdıktan sonra buna belirli bir format atıp egemenlerin kendi çıkarları doğrultusunda bir davranış değişikliği meydana getirme sürecidir. Eğer bu sürece göre eğitim tanımlanırsa başlı başına bir asimilasyon ve soykırım sürecidir.”

“BACASI OLMAYAN BİR FABRİKA”

Alevi inancında eğitimin temelinde bilgelik olduğunu, bilgeliğin ise evrenle, bireyle ve toplumla yar olmak olduğunu kaydeden Kete, şunları ifade etti:

“90 yıllık devlet anlayışına baktığımızda özellikle 1924 anayasasında 88’inci madde çok önemli bir maddedir. Bu madde makul vatandaşı tanımlamış. Bu maddeye göre makul vatandaş Türkçe konuşan, Türk olan, mezhebi Hanefi. Bütün müfredat bunun üzerine yoğunlaştırılmıştır. Devlet bütün ideolojik ve zor aygıtlarını bu tekçi zihniyet üzerinde oluşturmuş, bu yönüyle eğitim bir nevi devletin bu tekçi zihniyetini, ulus devlet anlayışını ayakta tutan bir karakol görevi görmektedir. Bu çerçevede eğitimde bireyde bir özgürlük arayışının meydana getirilmesi, farklı dillerin kültürlerin görünür kılınmasından ziyade toplumu karşıtlaştıran bir eğitim anlayışı vardır Türkiye’de. Böyle bir süreçle karşı karşıyayız. Çok kültürlü, bilimsel, sorgulayan aynı zamanda bu ülkenin çok kültürlü sosyoekonomik yapısını oluşturan insanların barışla birbirlerini kabul edebilecek bir ortamda yaşamı devam ettirebilecek bir eğitim anlayışı yoktur. Eğitim piyasalaştırılmıştır. Müfredat programı da bu piyasalaştırılma şeklinde oluşturulmuş ders kitapları, eğitim araç gereçleri bir bütün olarak şirket haline getirilmiş, piyasalaştırılmıştır. Bacası olmayan bir fabrikadır eğitim. Bu yönüyle ciddi bir maliyeti de vardır. Bu çerçevede belirli kişilerin elinde piyasalaştırılmış okullar özelleştirilmiş, öğretmen alımında kadrolaşma bitmiştir.”

“BERABER YAŞAYAN CANLAR EĞİTİM SİSTEMİYLE DÜŞMAN HALİNE GETİRİLDİ”

İmam hatiplerin Türkiye’de İslamiyetin içerisindeki demokratik İslam anlayışını yok ettiğine de değinen Kete, şunları dile getirdi:

“İmam hatipler Türkiye’de İslamiyetin içerisindeki demokratik İslam anlayışını, islamiyetteki demokratik çizgiyi, toplumsal çizgiyi, muhalif çizgiyi görünür kılmaktan ziyade din nasıl egemenlerin elinde bir araç haline getirilir, egemenlerin kötülüklerini, iktidarını nasıl gizler bir hale getirilir bu yönüyle bir eğitim sistemine doğru gidildi. Başta Diyanet İşleri Başkanlığı imam hatipler ve eğitim kurumları bu ülkede bilimsellikten ziyade karşıtı nasıl keskinleştiririz haline getirildi. Bu eğitim sistemiyle beraber yıllardır bu toplumda beraber yaşayan canlar birbirlerinin düşmanı haline getirildi. Eğitim sisteminde iflas ettiklerinin en büyük örneği buydu. Kimse çocuklarını imam hatiplere göndermedi bu kesin. Ben yıllarca öğretmenlik yapmış ve sendika temsilciliği yapmış bir can olarak şunu söyleyebilirim ki imam hatiplere halk çocuğunu göndermiyor. Ama çocuklarını imam hatibe göndermek için sistemi ona göre ayarladılar. Bir seviye belirleme sınavı getirdiler, bir not aralığı getirdiler. Bu alınan not aralığının alt kısmında kalan öğrencilere tırnak içinde söylüyorum ‘onların ölçme değerlendirmesine göre çok akıllı olmayan öğrencilerdir’ ki biz öyle düşünmüyoruz bunları meslek liselerine gönderdiler. Meslek liselerinde amaç da imam hatip liseleridir.”

“PİYASALAŞTIRILAN EKONOMİK ANLAYIŞA KARŞI ÖRGÜTLENİLMELİ”

Kete, eğitim sistemine karşı emek, demokrasi, barış, insan hakları ve özgürlük mücadelesi veren bütün bileşenlerin bir araya gelip bu ülkede karşıtlık değil ülkenin çok kültürlü yapısını koruyan bir müfredat çerçevesinde mücadele etmeleri gerektiğini ifade etti.

“Kendi çocuklarını bu tip eğitim kurumlarına gönderirken çocuklarını gözetlemeleri, kontrol etmeleri ve o piyasalaştırılan ekonomik anlayışa karşı ailelerin, aile birliklerinin, velilerin biraraya gelip örgütlenmeleri lazım” diyen Kete, sendikal tarzda okul aile birliklerinin ve veli derneklerini kurulup piyasalaştırmaya karşı yaşamın her alanında örgütlenmeleri gerektiğini vurguladı.

“HER CAN EVİNİ BİR EĞİTİMHANE HALİNE GETİRMELİ”

Alevilerin yıllardır temel hedeflerinin ortak vatanda eşit yurttaş olarak yaşamak olduğunu belirten Kete,  “Biz istiyoruz ki doğuştan kaynaklı haklarımız bize verilsin. Bu haklar şunlardır: Anadilde eğitim. Anadilde eğitim herhangi birisinden talep edilen bir hak değildir. Verilmesi gereken bir şey değildir. Doğuştan gelen bir haktır. Çünkü inancımıza göre farklılık Hakk’ın varlığının en büyük delilidir. Eğitimin piyasalaştırılmaması ve parasız olması gerekiyor. Bu yönüyle sosyal devlet anlayışı itibariyle bir haktır. Kamusal, bilimsel, laik, anadilde eğitimin olması lazım. Kamu emekçileri, bu ülkenin bütün demokratları Ankara Kızılay Meydanı’na, Ankara patlaması diye tarihe geçen o gar patlamasına ne için gittiler bilimsel, laik, demokratik, parasız, anadilde eğitim için gittiler. Bu sistemi zorlayacaktı. Ötekilerin talepleriydi. Bunu dillendirdik. Bunu sadece öğretmenler olarak değil ilk defa Türkiye’de seydası, piri, mürşidi, rayberi, şıhı bütün kesimler bu şiar etrafında birleşip Ankara’ya gittiler. Bu söylemlerimiz Ankara’da ölümle, zulümle, katliamla karşılık buldu. Ama mutlaka ve mutlaka çocuklarımıza kendi kültürleriyle, dilleriyle, inançlarıyla bir eğitimi bu kurumlarda zorlamalıyız. Bu olmuyorsa en azından her can kendi evini bir eğitimhane haline getirip bu kültürü çocuğuna vermelidir.”

PİRHA/ADANA

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018