OHAL raporu açıklandı: Özgürlük ve haklar keyfi biçimde yok edildi-VİDEO

PİRHA-Bir yılını dolduran OHAL ile birlikte başlayan hak ihlalleri ve yıkım raporu Demokrasi İçin Birlik  tarafından ‘OHAL’in 1 yılında demokrasi enkaz altında’ başlığı ile gerçekleşen basın toplantısında açıklandı. Tüm özgürlük ve hakların keyfi bir biçimde yok edildiği belirtilen açıklamada, kararnamelerin kanunsuz olduğuna dikkat çekildi. 

HABERİN VİDEOSU

Demokrasi İçin Birlik, Taksim Hill Otel’de gerçekleşen basın toplantısında, ulusal ve uluslararası kuruluşların çalışmalarından, gazetelere yansıyan açıklamalardan yararlanılarak hazırlanan 1 yılını dolduran OHAL adı altında gerçekleştirilen hak ihlalleri, hukuksuzluk ve yıkım raporunu açıkladı.

“OHAL’in 1. yılında demokrasi enkaz altında” başlığı ile gerçekleşen açıklamaya HDP Milletvekilleri Garo Paylan, Ahmet Yıldırım, CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Kadir Gökmen Öğüt, EMEP MYK Üyesi Levent Tüzel, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Nuray Sancar ile çeşitli kurum temsilcilerinin yanı sıra Eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen ve Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu da katıldı.

“HAKLAR SINIRSIZ VE KEYFİ BİR BİÇİMDE YOK EDİLDİ”

Hazırlanan raporun basın metni yazar Ayşegül Devecioğlu tarafından okundu. 1 yılını dolduran OHAL döneminin Türkiye’de yaşanan demokrasi krizini büyüttüğü, toplumsal, insani, doğal, kentsel alanlarda yıkım manzarasını ortaya çıkardığı üzerinde duruldu.

OHAL döneminde çıkarılan 25 KHK’nın da darbeyle sınırlı olmayan çok geniş bir alanda, temel hak ve özgürlüklerin ihlaline yol açtığı belirtildi. Uluslararası hukukla belirlenen sınırların dikkate alınmaksızın, tüm özgürlük ve hakların sınırsız ve keyfi bir biçimde yok edildiğine dikkat çekilen açıklamada, yaşanan ihlaller sıralandı:

“Gözaltı sürelerinin uzatılması, savunma hakkının kısıtlanması, kitlesel işten çıkarmalar, gözaltılar, pasaportların iptali, kapatılan dernek/vakıflar, mallara el konulması, Alevilerin inanç merkezlerine ve kutsal günlerine yasak getirildi, kayyım atanan belediyelerle geçirdiğimiz bir yıl Anayasayla ve uluslararası sözleşmelerle güvenceye alınmış bütün temel hakları ihlal edildi.”

Devecioğlu, OHAL’in kaldırılması, demokratik toplum örgütleri ve siyasi partilerin eşit aktörler olarak aynı zeminde buluşacağı bir zemin hazırlanarak demokrasi güçlerinin ortak mücadele verme çağrısı yaptı.

“DENETİMİ OLMAYAN KARARNAMALER HUKUKSUZDUR”

Raporun değerlendirmesini yapan Eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen de şöyle konuştu:

“OHAL yeniden uzatıldı. Bu uzatma haklı gerekçelere dayanıyor mu, anayasal düzene karşı bir tehdit var mı, somut belirtilerle ortaya konulabiliyor mu bu tehdit, 130 bin kişi ihraç edildikten, 50 bin kişi tutuklandıktan sonra hala OHAL’e ihtiyaç var mı.”

OHAL’in KHK’lar ile birlikte büyük hukuksuzluklar yarattığına dikkat çeken Türmen, “Kararnamelerin meclis tarafından onaylanması lazım. 26 kararname çıkmış sadece 5’i Meclis’te onaylanmış. Onaylanmadığı sürece bu kararnameler kanunsuzdur. Yargı ve yürütme denetimi olmayan kararnameler hukuka aykırıdır” dedi.

“KHK’LAR OHAL’İN KALICI OLDUĞUNU GÖSTERİYOR”

Çıkarılan kararnamelerin OHAL ile ilişkili olması gerektiğine dikkat çeken Türmen, bizdeki uygulamada FETÖ ile ilgisi olmayan her konuda KHK çıkarıldığını söyledi. Süre açısından OHAL KHK’larının geçici olduğunu, OHAL kalkınca bu KHK’ların ds kalkması gerektiğini belirten Türmen,  KHK’ların kanuna dönüşmesinin OHAL’in kalıcı olduğu anlamına geldiğini söyledi.

“HUKUK REJİMİ DEĞİL HUKUKSUZLUK”

Türmen sözlerini şöyle sürdürdü:

“OHAL kararnameleriyle askıya alınamayacak haklar var, bu hakları ihlal eden kamu görevlilerine hiçbir cezai müdahale uygulanamayacak mı? Bu sorumsuzluk OHAL bittikten sonra devam edecek mi. OHAL kendi hukuk kuralları olan bir hukuki rejimdir. Ama kitlesel sayıda insan hak ihlaline el verişli bir rejimdir ve kurallara uyulmazsa diktatörlüğe evrilir. Türkiye’de uygulanan şekliyle bir hukuk rejimi değil hukuksuzluğa dönmüştür. Hukuk boşluğu vardır ve bu boşluk tek bir adam tarafından doldurulmaktadır. Bu demokrasi değildir. Bu davaların hepsi AİHM’in önüne gelecektir ve AİHM ulusun yaşamına bir tehdit var mı ona bakacaktır. Burada ilgili devletin tehdit olduğunu ortaya koyabilmesi lazım. Askıya alma gerekli mi normal yasalarla önlenemez miydi diye bakacak AİHM. OHAL  kararnamesine ihtiyaç duymadan normal yasalarla üstesinden gelinebilirdi. AİHM alınan önlemlerin elde edilen amaçla orantılı olup olmadığına da bakacaktır. Hukuk boşluğu doğmuştur OHAL ile ve en tehlikelisi bu kalıcı bir nitelik göstermektedir.”

“ANAYASA İHLAL EDİLİYOR”

Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu da, OHAL’in Anayasa’nın 120. maddesi çerçevesinde ilan edildiğini ancak uygulamaların bu çerçeveye girmediğini söyledi. Anayasa Mahkemesi’nin 4 Kasım 2016’daki ‘OHAL ve KHK üzerinde denetim yapamam’  kararını hatırlatan Kaboğlu, “AYM bunu derken ‘1991 ve 2003 kararımdan vazgeçiyorum’ dedi. Kendi kararını eleştirerek bundan vazgeçti. AYM çuvaldızın tümünü kendisine batırdı. AYM, ‘Bunu denetleyecek Meclis’tir’ diyor. Peki ama Meclis ne zaman denetleyecek 2019’da mı? Anayasa’nın ilgili hükümleri bile açıkça ihlal edilerek kararnameler yazılıyor. MGK’nın hiçbir zaman karar alma gücü olmadı, Bakanlar Kurulu’na tavsiye eder sadece. Ama çıkarılan kararnameler MGK kararıyla çıkarıldı. Bu uygulama da Anayasa’ya aykırılığın örneklerindendir” diye konuştu.

“OHAL İLE HAK İHLALLERİ İÇİN UYGUN ORTAM HAZIRLANDI”

Bu arada, TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı, açıklamada söz alarak insan hakları konusundaki hak ihlallerine ilişkin konuştu.

OHAL ile hak ihlallerini gerçekleştirmek için uygun ortam hazırlandığına değinen Fincancı, “İnsan hakları örgütleri ihlallerin önünde engel görülüyordu ve OHAL bu örgütleri kapatma hakkı verdi. İnsan hak savunucuları özellikle bölgedeki hak savunucuları gözaltı ve tutuklama tehdidi ile karşı karşıyadır” dedi. İHD ve TİHV’in bir soruşturma geçirdiklerini de aktaran Fincancı, soruşturma konusunun, “Türkiye Cumhuriyeti silahlı kuvvetleri ve Genelkurmay’ı suçlayacak şekilde rapor hazırlamak” olduğunu söyledi. Gözaltındaki askerlere yapılan şiddetin fotoğrafları ve videolarının servis edilmesinin bir çeşit ‘parmak sallama’ olduğunu ifade eden Fincancı, ‘yaramazlık yaparsanız başınıza bu gelir’ mesajı verildiğini söyledi.

“NURİYE VE SEMİH’İN TALEPLERİ KABUL EDİLMELİ”

KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, KHK ile 112 bin 863 kişinin ihraç edildiğini belirterek, “Emekçiler işsizliğe ve açsızlığa mahkum edilerek saraya biat etmeye zorlanıyor” dedi. Bozgeyik, açlık grevindeki Nuriye ve Semih’in taleplerinin kabul edilmelerini ve tutukluluk hallerinin son bulmasını istedi.

“SENDİKAL AKTİVİTELERE MÜDAHALE VAR”

DİSK Koordinatörü Hakan Koçak ise, “Bu darbenin sınıfsal tutumu da var, bir sınıf kimliği var, sermayenin elde edemeyeceği rahatlamayı elde etti. Çünkü grev yapılamıyor. Sendikal aktivitelerin tamamına yönelik doğrudan ve dolaylı müdahale söz konusu. Kayyım atamalarından etkilenen 2 bin kadar belediye çalışanı işsiz kaldı” dedi.

“İKTİDAR EN AĞIR İNSAN HAK İHLALİ YAPIYOR” 

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise şöyle konuştu: “İktidar en ağır insan hak ihlallerini yapıyor. Ama sanki tümünden habersiz gibi davranıyorlar. Daha da kötüsü bizim konuştuklarımızdan toplumun büyük bir kısmının haberi yok. Genel Başkanımız Başbakan’a Nuriye ve Semih’in durumundan bahsedince cezaevinde mi diye soruyor. Başbakan bile bilmiyor. Bizim bu taraftan gördüğümüz hiçbir haberi görmüyor, kendilerine yakın basını okuyorlar. Toplum da öyle. Şimdi iktidarın bu yüzünü zulüm ortamından habersiz kesime göstermemiz lazım. Referandumdaki ‘hayır’ kesimini ve ‘adalet’ platformunun önemli zemin yaratacağını düşünüyorum güçlendirirsek.”

“EĞER BİRARAYA GELMEZSEK AKP OHAL’İ KALDIRMAYACAK”

HDP Milletvekili Ahmet Yıldırım ise şöyle konuştu: “OHAL demokratik yollarla siyasi iktidarın değiştirilme zemini ortadan kaldırılıyor. Eğer bir araya gelemezsek OHAL’i kaldırma istenci AKP’de doğmayacaktır. Kanun hükmünde değil anayasa hükmünde kararnamelerle anayasaya baskın gelen kararlar alınıyor. Bütün siyasi partiler kendi parti hassasiyetlerinde vazgeçmezse telafi edilmesi mümkün sorunlar telafi edilemeyecek hale gelecek. Diktatörler seçimle gelir ancak hiçbir zaman seçimle gitmezler. Bu gidişata dur demek üzere bir araya gelmeliyiz. Parti hassasiyetleri ötesinde ortaklaşmamız gereken bir süreçteyiz. İşimiz zor ama imkansız değil.”

(HABER MERKEZİ)

Haberin Videosu