CANLI YAYIN
Ana Sayfa ALEVİ HABER, GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER 4 Nisan 2018 - 11:44 1047 Görüntüleme

Pir Mustafa Mısır: Hakk’a yürüdüğümüzde, deyişlerle, nefeslerle uğurlanmalıyız

Pir Mustafa Mısır: Hakk’a yürüdüğümüzde, deyişlerle, nefeslerle uğurlanmalıyız

PİRHA- Uryan Xızır Ocağı pirlerinden Mustafa Mısır PİRHA’ya yaptığı açıklamada, “Tekrardan öze dönmek ve kendimize benzemek istiyorsak, önce Hakk’a yürüme erkanlarından başlayarak, bir tedavi süreci başlatmak zorundayız” dedi. Mısır, “Hakk’a yürüdüğümüz an, Hakk kelamları, deyişlerimiz ve Aşık-ı sadıklarımızın nefesleri ile uğurlanmak, miracımız ve bayramımızdır” ifadelerini kullandı. 

Çerkezköy Hacı Bektaş Veli Derneği Ehlibeyt Dergahı’na bağlı Alevi Dedeleri Birliği tarafından Alevilerin Hakka yürüme erkanına karşı basılan kitapçıkta yer alan, “Tabut önünde saz çalanlara, tabut etrafında semah dönenlere, cenaze namazını yasaklayanlara, 12 İmam yolunu terk edip başka yol mezheplere uyanlara itirazımız var“ sözlerine tepkiler devam ediyor.

Uryan Xızır Ocağı pirlerinden Mustafa Mısır PİRHA’ya yaptığı açıklamada, “Tekrardan öze dönmek ve kendimize benzemek istiyorsak, önce bu virüsü kaptığımız yerden, yani Hakk’a yürüme erkanlarından başlayarak, bir tedavi süreci başlatmak zorundayız“ dedi.

“DEVLET AKLI ALEVİLERİ KENDİLERİNE BENZETMEK İÇİN HER YOLU DENEMİŞTİR”

“Aleviler, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde büyük kıyımlar ve asimilasyona tabi tutulmuşlardır“ diyen Mısır, “Bu süreçte akıl almaz  yöntemlerle değiştirilmeye, dönüştürülmeye zorlanarak, büyük kıyımlara ve sürgünlere maruz bırakılmış, yerinden, yurdundan edilmişlerdir. Yüzyıllardan beri devlet aklı, Alevileri kendine benzetmek için her şeyi denemiştir. Dedelere secere vererek onları Peygamber soyuna bile dayandırmasına rağmen, Alevileri, insanı Hakk’ta, Hakk’ı insanda görmekten, Hızır inancı ve varoluş felsefesinden vazgeçirememiştir” diye konuştu.

Cumhuriyet dönemine kadar asimilasyon çabalarının devam ettiğini vurgulayan Mısır, “Cumhuriyet  ile birlikte aynı politika ve uygulamalara yeni zincirler de eklenerek, Alevi dergahlarının kapısına kilitler vuruldu ve Alevilik bu manada resmi olarak yasaklanmış oldu. Bu yasaklamayla birlikte dede-talip ilişkisi kesildi ve  süreklerin ( Dedegân, Babagan, Çelebi) tümü sekteye uğradı, böylece daha büyük bir dönüşüm ve asimilasyonun da önü açılmış oldu“ diye belirtti.

“ALEVİ ÇOCUKLARI KURAN KURSLARINA GÖNDERİLDİ”

Alevi köylerindeki nüfuz sahibi olan varlıklı ailelerin ve ocakzade ailelerinin çocuklarının ailelerinden alınarak Kuran kurslarına tabi tutulduklarına da dikkat çeken Mısır, “Her biri, bir “eğitmen” olarak mezun olup, köylerine Kur’an ile giderek Kuran hükümlerine göre  yaşamayı ve ölü defnetmeyi  (Hakk’a yürüme) uygulamaya, öğretmeye ve aşılamaya başladılar. Bu dönüşüm, yüz yıllardır denenen dönüştürme ve asimilasyon politikalarının hepsinden daha etkili oldu ve daha çabuk sonuç vermeye başladı. İşten bu yüzdendir ki;  en çok başkalarına benzediğimiz ve en çok değiştiğimiz erkânımız,  “Hakk’a Yürüme Erkânı” olmuştur” dedi.

Mısır Alevilik’te ebedi bir ölüm ve yok oluş olmadığını kaydederek, “Ateşten havaya, havadan suya ve sudan toprağa evrilen bir süreç içerisinde Alevilik, ebedi bir ölüm ve yok oluşa inanmaz ve canın cananına, yani Hakk’a ulaşacağına, devir edeceğine, başka donlarda, başka bedenlerde zuhur edeceğine inanır. Ulu Ozan Yunus Emre’nin dediği gibi; “ölürse tenler ölür, canlar ölesi değildir” diye belirtti.

“CANLAR MEZARA SAZ EŞLİĞİNDE UĞURLANIRDI”

Babası Zordede lakabı ile anılan Mustafa Mısır’ın anlatımlarını da aktaran Mısır, “Kısaca, var oluş ve daim-i devir (devriye) sonsuz döngü içerisinde canlı cansız cümle kainatın birliğini Hakk bilir ve bu birliğin varlığına inanır. Babam Zordede lakabıyla anılırdı . Gerçek ismi Mustafa. Talip’e gitmezdi, rahmetli amcam Keke Aziz giderdi. Babam anlatırdı: Bir can Hakk’a yürüdüğü zaman saz eşliğinde mezara kadar uğurlama yapılırdı. Toprağa verildikten sonra eve gelinir, lokmalar verilirdi. Kazma kürek hakkı derlerdi. Akşam güneş batıktan sonra da üç gün gider mezarın üstünde ateş yakarlardı. Bizde bir can mezara verilirken güneşin doğuşu ve batışı olarak toprağa verilir. Güneş battıktan sonra asla Hakk’a yürümüş bir canı toprak anaya vermezler ” şeklinde konuştu.

“DEYİŞLERİMİZ MİRACIMIZ VE BAYRAMIMIZDIR”

Mısır sözlerine şöyle devam etti:

“Tekrardan öze dönmek ve kendimize benzemek istiyorsak, önce bu virüsü kaptığımız yerden, yani Hakk’a yürüme erkânlarından başlayarak, bir tedavi süreci başlatmak zorundayız.

Ölüm, cennet ya da cehennem gibi kavramları, inanç biçimlerini reddeden ve ölümsüzlüğe, var oluşa, Hakk’tan gelip Hakk’a yürümeye, ölmeden evvel inanan, canlı, cansız tüm kainatı Hakk’ın bir parçası gören/bilen bir inancın mensupları olarak, Hakk’a yürüdüğümüz an, Hakk kelamları, deyişlerimiz ve Aşık-ı sadıklarımızın nefesleri ile uğurlanmak, miracımız ve bayramımızdır.

Bu düstur ve anlayışa sadık kalarak, Hakk uğruna ser verenlerin aşkına pervaz edip semaya yükselmek, Hakk’a ulaşmak ve Hakk ile Hakk olmak en yüce menzilimizdir.“

Elif SONZAMANCI/KÖLN

Yorumlar (1 Yorum)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018