CANLI YAYIN

Pir Seyitalidedeoğlu: Aleviliği kendimize uydurmayalım, biz Aleviliğe uyalım-VİDEO

PİRHA- Alevi yolunun ikrar üzerine kurulu olduğunu söyleyen Baba Mansur Ocağı evlatlarından Engin Seyitalidedeoğlu, canların Aleviliği kendilerine uydurmak yerine, kendilerinin Aleviliğe uyarak ikrar vermeleri ve her sene bu ikrarlarını tazelemeleri gerektiğine vurgu yaptı.

Baba Mansur Ocağı evlatlarından Engin Seyitalidedeoğlu, Alevilikte ikrarın ne anlama geldiğini ve kentleşme süreciyle birlikte kaybolan ikrarlaşmanın tekrar nasıl kurulabileceğini PİRHA’ya anlattı.

“PİR, TALİPLER ARASINDAKİ HUSUMETİ DÜZELTMEKLE HÜKÜMLÜDÜR”

“Alevilikte asıl olan yolda talip olmaktır” diyen Seyitalidedeoğlu, herkes için ayrı ayrı değil ‘yol cümleden uludur’ düsturuyla herkesin eşit mekanizması üzerinden anlattıklarını söyledi.

Pir’in de 12 hizmetten biri olması ve bir hizmetkar olarak eline, beline, diline, aşına, işine, eşine sahip olmakla hükümlü olduğunu belirten Seyitalidedeoğlu, “Pir, talipler arasında varsa husumetleri bunları düzeltmekle yükümlü. Hatta gelemeyenler varsa evlerine gidip gerekirse belirli günlerde sofralarına gülbengler vererek o insanların yolunu yeniden sıcak bir şekilde yaşamasını sağlamakla mükelleftir diye düşünüyorum” dedi.

ALEVİLİKTE İKRAR, SÖZDÜR

Aleviliğin temel direğinin ikrar olduğunu, yani yolun ikrar üzerine kurulduğunu kaydeden Engin Seyitalidedeoğlu, “İkrar sözdür. Söz vermek, bu yolun bütün gereklerine uyacağınıza, yolda doğru duracağınıza halkın ve hakkın huzurunda verdiğiniz sözdür. O niyetinizi halkın huzurunda beyan etmektir ve ikrar bu yolun temelini oluşturur” şeklinde konuştu.

Pir Engin Seyitalidedeoğlu, Alevilikte ikrar çeşitlerinin olduğunu söyleyerek, “Alevilikte ikrar çeşitleri vardır; yola girme ikrarları, kirvelik ikrarı ve musahiplik erkanları ikrarları vardır. Bizim bütün yolumuzun o güzelliklerin geçtiği ana temelin ikrar olduğunu söyleyebiliriz” ifadesini kullandı.

“KENTLEŞME SÜRECİ İNSANLARI BİRBİRİNDEN UZAKLAŞTIRDI”

Kentleşme sürecinin getirdiği sosyal yaşam zorluklarıyla beraber insanların ikrardan uzaklaştıklarını söyleyen Seyitalidedeoğlu, “Daha sonra o yolun temeli olan ikrarla buluşmaya çalıştıkları zaman da bu sefer ikisini bir arada götüremediler. Çünkü modern hukuk farklı bir şey dağıtıyor ama yolun hukuku çok daha farklı” dedi.

“ALEVİLER YOLA UYMAKTANSA YOLU KENDİLERİNE UYDURMAYA ÇALIŞTILAR”

Alevi örgütlerinde Alevilik yolunun hukukuyla örgütlenemediklerini devletin müsaade ettiği kadarıyla örgütlenebildiklerine dikkat çeken Baba Mansur Ocağı evlatlarından Engin Seyitalidedeoğlu, dernek, vakıf  gibi isimlerle örgütlendiklerini ancak bir yere kadar bu örgütlenmeyi götürebildiklerini bir noktadan sonra tıkandıklarını belirterek şöyle devam etti:

“Yalnız bir yere gelip bu işin tıkandığını gördük. Çünkü Alevi hukuku ve modern hukuk dediğimiz devlet hukukunun birbirini tutma şansı yok. Çünkü Alevi hukukunda razılık-rızalık terimleri söz konusu. Ama modern hukukta bir ceza sistemi vardır, bir yaptırımı vardır. Alevilikte ise bu çok daha farklıdır. Bu insanlarda şöyle bir durum yarattı: Aleviler yola uymaktansa yolu kendilerine uydurma yöntemini seçtiler. Bu da ciddi sıkıntıları beraberinde getirir. Aslında bugün yaşanılan birçok tartışmanın altında yatan budur.

“HERKES FARKLI BİR ALEVİ TANIMLAMASI YAPIYOR”

Çünkü herkes kendine göre rahat edebileceği inancın içerisinden seçip uydurma bir mantıkla ‘Bana göre Alevilik budur’ işte kimi Aleviliği tarif ederken ‘Bana göre Alevilik bir ideolojidir’ ya da ‘Bana göre bir siyasettir.’ Ama nasıl bir siyasettir? ‘Bana benzeyen siyasettir.’ Öbürü kendisine benzeyen ideolojik bir yapı olarak tanımlar ve dolayısıyla aslında tarihin bütün o sayfasından süzülerek gelmiş olan Alevilik zaten bir duruş sergilemiştir. Bütün bu zaten Aleviliğin siyasetidir. Dolayısıyla Aleviliği kendimize uydurmak yerine hepimizin Aleviliğe uymak gibi bir sorumluluğu söz konusudur. Ancak o zaman o çatı altında buluşabiliriz ve devamında da ikrar temeline geri dönüşte olabilir.

Baba Mansur Ocağı evlatlarından Engin Seyitalidedeoğlu’nun tekrar ikrarı sağlamak, toplumdaki otokontrolü yeniden sağlamak için Hızır ayında yapılan cemlerdeki canların karşısına çıkıp ikrar vermesi gerektiği önerisinde bulundu.

HERKESİN HUZURUNDA İKRAR VERMEK…

Seyitalidedeoğlu’nun önerisi şöyle:

“Yön temelli bir ikrar, yola ikrar verme temeli üzerinde cemevlerimizde gerekirse her sene Hızır ayları ikrarların verildiği, görgü erkanlarının yapıldığı zamanlardır. O aylarda cemevi etrafındaki canlarımızın hepsi bir özgüven sergileyerek oradaki canların huzuruna çıkıp bütün canların hepsine şunu söyleyebilirler:

‘Ben bir canınız olarak sizlerle beraber yiyen, içen ve sizlerle beraber muhabbet eden, ceme oturan bir can olarak sizlere buradan ikrar ediyorum ki elime, belime, dilime, aşıma, işime, eşime sahip olacağıma, yalan söylemeyeceğime, kul hakkı yemeyeceğime, komşu hakkı yemeyeceğime, yetim hakkı gözeteceğime, hiçbir koşul ve şartla yalancı şahitlik yapmayacağıma dair hepinize bilerek bilmeyerek eğer bir kusur işlersem de önümüzdeki sene tekrar burada dara kalkarak ağlattığım varsa güldüreceğime, döktüğüm varsa dolduracağıma, kırdığım varsa tamir edeceğime dair hepinize hakkın huzurunda sizlere ikrar ediyorum söz veriyorum’ diyerek yola ikrar temelli bir yeniden dönüşü başlatabiliriz.

Bu da toplum açısından şunu sağlar; otokontrol sistemini yeniden sağlamış oluruz. İkrar veren kişi daha dikkatli olmak zorundadır. Çünkü bir sene sonra yeniden o halk mahkemesinin huzurunda mahkemeye çıkacak.” (HABER MERKEZİ)

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018