CANLI YAYIN
Video bulunamadı...

‘Pirler Meclisi özerk olacak’

İnanç Kurulu Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül 4-5 Mart’ta yapılacak Pirler Meclisi’ne ilişkin PİRHA’ya konuştu. Güzelgül, İnanç Kululu’na kimsenin müdahale etmeyeceğini söyledi.

PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde 9 ayrı bölgede gerçekleştirilen İnanç Kurulu toplantıları geçtiğimiz hafta sona erdi. Tüm bu toplantılardan çıkan sonuçları değerlendirmek ve bir karara varmak için tüm Türkiye’den ve yurtdışından gelen Aleviler 4-5 Marta İstanbul’da bir araya geliyor.

 İlki İstanbul Alibeyköy Cemevi’nde yapılan toplantılar serisi Antalya, İzmir, Mersin, Adıyaman, Amasya, Erzincan, Ankara ve son olarak da Altınoluk’ta yapıldı.

Bu toplantılar Alevi Bektaşi Federasyonu ve Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı şubeleri ile bu kurumların müsahip kurumları ve cemevlerinde hizmet yürüten pirler, dedeler, analar, baba erenler, dervişler, zakirler, aşıklar, sadıklar ve muhiplerin katılımı ile yapıldı.

Çalışma arkadaşım Semra Acar ile birlikte Pir Hüseyin Güzelgül’ü ziyaret ettik. Bu çalışmaları Nurettin Aksoy Dede ile birlikte yürüten İnanç Kurulu Başkanı Kureyşan Ocağı Piri Hüseyin Güzelgül ile konuştuk.

Sürecin başından beri tüm toplantılara katılan ve yöneten Pir Güzelgül, “Bu toplantıların temel amacı Alevi toplumunun inanç sorunlarını tartışmak ve bu konuda atılması gereken adımların atılmasını hızlandırmaktır” diyor.

İnanç kurulunun amacının Aleviliği özüne göre yaşayıp, özüne göre yaşatmak olduğunu belirten Pir Güzelgül, bu özün içine ibadetin bütün aşamalarını koyuyor ve Alevi toplumunun bölgesel etnik ve dil farklılıklarını gözeten bir yaklaşımı esas aldıklarının altını çiziyor.

“Tarihimize uygun bir şekilde sorunlarımıza çözüm üreteceğiz” diyen Pir Güzelgül, “Eskiden toplumumuzda bir müşkülat yaşandığında kimse hacıya, kadıya, hocaya gidip fetva almaz, mahkemeye gitmezdi. Cemlerimizde pirlerimiz, mürşitlerimiz ve canlarımızla birlikte çözerdik” ifadelerini kullanıyor.

Geçmişte yaşanan Dergahta birlik tartışmalarından hareketle ocakların incitildiğini hatırlatıyoruz. “Bu birliktelik tartışılırken, ocaklar ve dergahlar özgünlüğünü koruyabilecek mi? Bir üst kurum veya hiyerarşik bir yapı söz konusu olacak mı?” şeklindeki  sorularımıza Pir Güzelgül açıklıkla cevap veriyor. Geçmişten ders çıkardıklarını belirten Güzelgül “Dergahta birlik diyenler, sadece Bektaşiliği yani Dergahı baz alarak ileri sürdüler. O yüzden birliktelik sağlanamadı. Ocaklar o zaman dediler ki, bizi yok saydınız. Fakat Aleviliği bugüne kadar getiren hem Ocak sistemidir hem de Dergah sistemidir. Bunlar ancak birlikte olursa yürütebiliriz” diyor.

İşte Pir Güzelgül ile yaptığımız röportaj…

PİRHA: Pirler Meclisi fikri hangi ihtiyaçtan ve ne zaman oluştu? Buna nasıl karar verdiniz?

Pir Hüseyin Güzelgül: Alevi örgütlülüğü otuz yıldan beri Alevilerin hak mücadelesini veren bir örgüttür. Fakat Alevi kurumu diyoruz, ama ana damar Alevilik olması gerekiyor. O konuda da Aleviliğin yaşayıp yaşatılması içinde bir inanç kurulunun olması gerekiyor. Bu inanç kurulu geç kalınmış bir inanç kurulu. Bunu 2011 yılında Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Genel Başkanı iken de tüzüğe aldırdım. Fakat bir türlü hayata geçmedi. Onun için Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) tarafından da tespit edildiği üzere Alevilerin sorunları gittikçe büyümeye başladı. Danışma kurullarımızda her bölgeden tüm şubeler oraya katılıyor sorunlarını dile getiriyorlar. Alevilik konusunda, erkanlar, cemler konusunda sorunların olduğunu dile getiriyorlardı. Bunu idare edebilecek bir kurulun var olabilmesinin gerekliliğini duyduk. ABF GYK’dan bana ve Nurettin dedeye görev verdiler. Görev verdikleri sırada bize öneriler de geldi. Her bölgeden bir insanı alıp kurun dediler. Biz, hayır dedik, her bölgeye gidelim. 9 bölge tespit ettik. Bu bölgelere gidip oradaki pirlerle dedelerle, analarle, baba erenlerle, ehli kamil insanlarımızla, zakirlerle, cemevlerinde hizmet gören canlarımızla bir araya gelip onların önerilerini, taleplerini, istemlerini, eleştirilerini aldıktan sonra harmanlaştırıp, sonra o kurumu gerçekleştirelim, dedik. Çok isabetli bir karar oldu.

 Neden bu 9 bölgede karar kıldınız? Bu bölgelerdeki toplantıları anlatır mısınız?

Türkiye genelini kapsayacak şekilde bölgelere ayırdık. Her bölgeye gidip oradaki canlarımızın önerilerini, taleplerini, isteklerini ve eleştirilerini aldıktan sonra o eleştiriler ve talepler sonucunda bir kurul oluşturalım dedik. Bu bölgelerde de tabi ilk toplantı İstanbul’da yapıldı. Antalya, İzmir, Mersin, Adıyaman, Amasya, Ankara, Erzincan’da ve en son Altınoluk’ta yaptık. Tabi bunlara bağlı olan bütün illerdeki canlar, dedeler, zakirler, baba erenlerin katılımıyla yapıldı. Bu bölgeler arasında Tekirdağ, Bursa ve Yalova yoktu. Bu bölgelere de ayriyeten gittik ve orada da Bektaşiler, baba erenler var. Tabi her bölgenin kendisine göre bir düşüncesi var. Aleviliği babadan, dededen ne şekilde öğrendiklerini ve yaşadıklarını görmek için, hem de onu yaşamak adına o bölgelere gittik. Çok güzel öneriler ve talepler aldık. Herkesin beklentisi de bu kurumun biran önce hayata geçmesi ve faaliyet göstermesiydi.

“ANLADIĞIN DİLDEN YAPMIŞ OLDUĞUN İBADET İBADETTİR”

Bu 9 bölgedeki toplantıların temel gündemi neydi? Neleri tartışıyordunuz?

Aleviliği özüne göre, yaşayıp yaşatmaktır. Herkesin talebi bu şekilde. Özünde ne var? Özünde ibadet ne şekilde yapılır. Erkanların yürütülmesi, cenaze erkanı, ikrar erkanı, nikah erkanı, dardan indirme erkanı bunların hepsinin özüne göre yaşayıp yaşatılmasıydı. Biz de o yönde, o talepler doğrultusunda yıllık bir program hazırladık. 4-5 Mart’ta yapacağımız kurultaydan sonra meclis toplantımızı yapacağız. Bunları gündeme alıp, bir komisyon seçeceğiz. O komisyonun ilk çalışması da erkannamelerin hazırlanması olacak. Gittiğimiz bölgelerde, aldığımız  öneriler doğrultusunda, örneğin, Balıkesir bölgesinde, Manisa’da, Aydın’da, İzmir’de yaşayan Tahtacı ve Çepni canlarımız var. Onların erkanları ne şekilde ise, nasıl yürütüyorlarsa, Karadeniz bölgesinde yine aynı şekilde uygulama var. O uygulamaların hepsini göz önünde bulundurarak bölgelere göre erkannameler hazırlanacak. Fakat bunu hazırlarken Aleviliğin özünde var olan kriterleri göz önünde bulundurmak şartıyla, uymak zorunda kaldığımız temel kriterleri başına koyup, diğer dört çeşit erkanameleri hazırlıyoruz.
Bu erkannamelerde örneğin; Güneydoğu ve Doğu’da cemlerini, erkanlarını Kürtçe yaşatmak istiyorlar. Elbette ki “anladığın dilden yapmış olduğun ibadet ibadettir” diyor Pirimiz  Hünkar Hacı Bektaşi Veli. O şekilde hazırlıyoruz. Nusayrili Aleviler var Hatay’da, onların ana dilleri Arapçadır, Arapça yapmak istiyorlar. Elbette yapacaklar. Yalnız o kriterlerimize uymak kaydıyla bunları hazırlıyoruz. Mevcut olan bütün Avrupa’daki, buradaki erkannamelerini topluyoruz. Komisyon bunlar üzerinde çalışmalar yürüterek, bu erkanameleri hazırlayıp kitap haline getirdikten sonra bütün bölgelere bunları gönderiyoruz ve her dokuz bölgede de eğitimleri hemen başlatıyoruz.

“MÜŞKÜLATIMIZI KADIYLA DEĞİL PİRLERİMİZLE ÇÖZERDİK”

Oluşturulacak komisyonda her bölgeden temsilciler olacak mı? Bu dengeyi nasıl sağlayacaksınız?

Diyelim ki bir düşkünlük var, bir müşkülat var. O müşkülatı çözecek demokratik bir sistem var bizim. Alevilikte kadıdan, hocadan, hacıdan fetva almadık. Mahkeme kapısına, savcıya, hakime gitmedik. Bizim hak mahkememiz kurulurdu cemlerimizde. Pirlerimiz, mürşitlerimiz ve canlarımızla, orada bir müşkülat varsa o müşkülatı kendi içerisinde çözülürdü. Sonra o müşkülat karara bağlanırdı. Onun adına biz yol erkan meclisini kurmuşuz. Yol erkan meclisi içinde kırkın üzerinde pirler, analar, rehberler, mürşitler olacak. Onlar toplanacak, konu üzerinde tartışma yürütecek karar verecek, tasfiye niteliğinde yönetime gönderecek, yönetim de karara bağlayacak. Böyle bir mekanizmamız olacak. Yani özünü yaşatma adına bunları seçmişiz.

Sadece tek bir sistem üzerinde değil, dergahta birlik çalışmaları vardı. O çalışmalar sadece dergah üzerinden gittiği için birlik sağlanamadı. Ama şimdi biz her iki sistem üzerinden götürmek istiyoruz. Çünkü bir yandan 800 yıldır mücadele veren dergah sistemi var, bir yandan da bin yılın üzerinde bu yola, erkana hizmet eden pirler var, yani ocaklar sistemi var. Her iki sistemi bir araya getireceğiz. Mesela ben ocak sistemi üzerinden gelen bir pir olarak, Nurettin dede de dergah sistemi üzerinden gelen bir dede olarak biraraya geldik. Şimdi dergahlarda babalık, halifelik, dedelik var. Ama ocaklarda ise rehber, pir ve mürşitlik vardır. O sistem üzerinde bu birlikteliği sağladık. Çok güzel bir çalışma oldu. Alevilerin her iki sistem üzerinde birlikteliğini şu esnada sağlamış bulunmaktayız.

Bu birliktelik tartışılırken, ocakların özgünlüğü nasıl korunacak? Dergahlar kendi özgünlüğünü nasıl koruyacak? Bir üst kurum söz konusu olacak mı? Yani hiyerarşik bir yapılanması olacak mı?

Bölge toplantılarını bunun için yaptık. “Yol bir, sürek binbirdir” diyoruz. “Yol her şeyden uludur.” “Gönül kalsın yol kalmasın” düsturuyla yola çıktık biz. Yol neyi gerektiriyorsa o şekilde hareket ediyoruz biz. Yolun gereği o süreklerde bizim zenginliğimizdir. Sürekleri hiçbir şekilde asimilasyona uğratmadan aynen yaşatacağız. Erkannamelerde farklılıklar vardır, o farklılıkları aynen uygulayacağız. Örneğin Bektaşilerde dem vardır, dem o özgünlüğünü aynen yaşatacak, yok etmeyeceğiz. Bu neden kaynaklanmış sürek bin bire gitmiş. Aleviler katliam görmüş, zülüm görmüş, yok edilmişler, dağlara taşlara sığınmışlar. İletişim kopukluğundan dolayı birbirine gidememişler. Birbirlerinden bilgi edinemedikleri için bu farklılıklar da oluşur. Babasından, dedesinden öğrendiklerini kendi taliplerine vermişler. İşte bu da aynen yaşatılacaktır. Erzurum, Erzincan bölgesi semahı ayrı, Tokat bölgesinin semahı ayrı, Tahtacıların ayrı. İşte bu da bizim zenginliğimizdir. Onlara hiç dokunmadan koruyarak, özgünlüğünü koruyarak yaşatmayı sürdüreceğiz.

9 bölgede toplantı yaptınız o bölgelerde yaşayan toplumun tepkileri nasıldı? Bu toplantılarda kadınlar yer aldı mı? Kurulacak mecliste kadınların yeri ne olacak, biraz açar mısınız?

Çağrımızda bile ‘Pirler, analar, dedeler, baba erenler meclisi oluşuyor’ diyoruz. Alevilikte kadın erkek ayrımı yoktur. Yönetimde bir kadın var. Mecliste iki kadın var. Çok araştırdık ama bulamadık. Biri İzmir bölgesinde, diğeri Antalya bölgesinde. Aleviliği özüyle yaşatıyorsak anaların yeri vardır. Bir çok kişiye ulaşamadık.

Mesela Erzincan’da olan toplantıya Erzurum, Dersim ve çevresindeki illerden katılım oldu. Bu süreçte en büyük şanssızlığımız televizyonlarımızın kapatılması. Bize en büyük hakaret işte bundan kaynaklandı. Tv açık olsaydı iletişim daha iyi sağlanırdı. Dünyaya duyurmuş olurduk. Bu imkanı elimizden aldılar. Haber alma hakkımıza hakaret ettiler. Dünyaya açılmamızın önünü kestiler, bu birlikteliğin olmaması için devlet olsun, diyanet olsun devamlı çalışma yürütmektedirler.

Bunların yandaşları kurumlarımızda, yine aynı şekilde birlikte çalışma yürütüyorlar, temsilcilerini gönderiyorlar bizim toplantılarımıza. Birliktelik sağlanmasın diye gönderiyorlar bunları. Fakat çok güzel şeylerle de karşılaştık. Mesela o kurumlara bağlı olanların yüzde 50’si bizimle hareket etmek istediğini belirtiyorlardı. Ve hatta yandaş diyebileceğimiz bazı şubeler dahi bize “dede siz ne emir verirseniz biz sizinle beraber hareket etmek istiyoruz” dediler. Bunlar bizi kamçıladı ve daha fazla hizmet etmeye yönlendirdi.

Devlet müdahil oldu diyorsunuz? Biraz konuyu açar mısınız, nasıl müdahil oldu?

Onlar diyor ki Alevilerin birliği sağlanmasın. Bugüne kadar gittiğimiz yerlerde inanç konusunda muhatap kılacağımız bir kurumumuz yoktu. “Her biriniz bir şey söylüyorsunuz hangi birinizi muhatap alalım” deniyordu. Birlikteliğinizi sağlayın gelin diyorlardı. Bu onların elinde bir öneriydi. İşlerine öyle geldiği için bir gerekçe olarak ellerinde duruyordu. Onun için, şimdi de birliktelik sağlanıyor. Artık başka bahaneleri kalmıyor. Çünkü İnanç Kurulu var. Alevilik söz konusu olduğu sırada Aleviliğinde örgütlü bir kurumu olduğunu gördüklerinde bahane kalmıyor. Onun için “birliktelik sağlanmasın daha iyi olur” diyorlar.

İnançta bir sunileşmenin etkilerinin çok yoğun olduğu hep tartışılıyor. Sistemli olarak devlet eliyle de Diyanet eliyle de Alevilik inancı sürekli bir asimilasyona tabi tutuluyor. Buna karşı İnanç Kurulu olarak nasıl bir çalışma yapacaksınız?

Asimilasyona doymayan bir diyanet, devlet teşkilatı var. Ta Kerbela’dan bu yana Ebu Süfyan zihniyetiyle devam eden. Bugün de yine devam ediyor. Alevileri yok etmeye çalışan ve inancını kabul etmeyen bir zihniyet var. ‘Sadece tek bir inanç vardır o da bizimdir, sizin değildir. Sizin inancınızı kabul etmiyoruz’ diye bize dayatıyorlar. İşte bu asimilasyoncuların önüne geçmek için inanç kurulunu kurduk. Anadolu’da hangi köye gidersek Alevi köylerine cami yapılmış. Alevi çocuklarını camiye çekmeye çalışıyorlar. Eğitim sistemine baktığımızda, Osmanlı’ya özenerek Ortaçağ karanlığına sürüklenen bir eğitim sistemi var. Laiklikten, çağdaşlıktan bahsetmek mümkün değildir. Alevi çocuklarına kendi inançları üzerinden eğitim vermeye çalışıyorlar. Bizim eğitim yerlerimiz, cemevlerimiz var. İlim irfan görecekleri, okul görevini görecek merkezlerimiz cemevleri olması gerekir. İşte onları da yönlendirecek, o eğitimi sağlayacak hem aileler hem de cemevlerinde İnanç Kurulu olması gerekir. Avrupa’ya baktığımız sırada o inanç sayesinde kürsüler açıldı, sekreteryalar açıldı, milletvekilleri meclislerinde odalar ayrıldı. Onların figürlerinin işlenmesi konusunda Alevilere yetki verildi. Anayasalarına girdi. İki yıl önce İsviçre’de mezarlık yeri bile ayrıldı. Oradaki nüfusa baktığın sırada ya 3 milyon ya 4 milyondur. Ama Türkiye’de 35 milyonun üzerinde nüfusu olmasına rağmen inancımız kabul görmedi, görmek de istemiyorlar.

Neden görmek istemiyorlar?

 Temelinde insan sevgisi olan bir inanca sahip olduklarından dolayı kabul görmüyorlar. İnsanın yaşamasını esas alan evrensel ve kutsal olan bir Alevilik inancı vardır. Her tarafta rağbet görüyor ama ne yazık ki Türkiye’de Ebu Süfyan zihniyetinden dolayı kabul görmemektedir. AİHM beyannamesinde örnek teşkil etmiştir. Bu kadar güzel. Hatta o beyanname hazırlandığı sırada dört kapı kırk makamdan örnek almışlar. Ama Türkiye’de halende kabul görmemiştir.

İstanbul Maltepe’de Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde 4-5 Mart tarihinde gerçekleşecek son ve bütün toplantıların bir tür finali olacak toplantıya kimler katılıyor? İşleyiş nasıl olacak?

Buraya başlamadan önce bütün başkanlar yani ABF Genel Başkanı, AKD, HBVAKV, PSAKD genel başkanları ve Dergahı temsil eden Postnişinimiz Veliyettin Ulusoy ve görevlendirilen iki dedeyle birlikte biz biraraya geldik. Farklı algılar vardı, o algıları yok etmek adına biz birbirimize bir ikrar verdik. Bunlar da sizin Haber ajansınız (PİRHA) tarafından kayıt altına alındı ve haber yapıldı.

Farklı algılar derken?

Farklı algılar şu şekilde:  “Dergah ile ocaklar bir araya gelemez. Ya Dergah üzerinden yürütülür ya da Ocaklar üzerinden yürütülür” Söylentisi vardı. Hem Ocak sistemi üzerinden hem de Dergah sistemi üzerinden bir araya gelmişiz bunu yaşatmaya çalışıyoruz. Bu birliktelik sağlanmıştır. İkisi üzerinden yürüyecek.

Yani şunu çok net söyleyebilir miyiz: Ne tek başına ocaklar üzerinden ne de dergahlar üzerinden yürüyecek. Her ikisi üzerinden yürüyecek?

Evet evet ikili bir birlik şeklinde olacak. Bunlar ancak birlikte olursa yürütebiliriz. Şimdi şöyle “Dergahta birlik” diyenler, sadece Bektaşiliği yani Dergahı baz alarak ileri sürdüler. O yüzden birliktelik sağlanamadı. Ocaklar o zaman dediler ki ‘bizi yok saydınız.’ Fakat Aleviliği bugüne kadar getiren hem Ocak sistemidir hem de Dergah sistemidir. Onun için bu birlikteliği sağladık. Kimse inanmıyordu bu birlikteliğin sağlanacağına. Fakat sonradan baktılar ki bu birliktelik sağlanmıştır. Onlarda farklı alternatifler yaratmaya çalıştılar. Şimdi onlarda Pirler meclisini kurma girişimlerine girdiler.

Türkiye görüyor, Devlet de görüyor, diyanette görüyor. Onlarla beraber yandaş kurumlar da görüyor ki Türkiye’de en büyük örgütlülük budur. Alevilerin inanç örgütlülüğü kuruluyor.

4-5 Mart gündemine dönersek, hazırlıklarınız devam ediyor. Programınızı biraz açar mısınız?

4-5 Mart’ta da Türkiye geneli her vilayetten Alevilerin önderleri, inanç önderleri gelecek. Pirler, dedeler, baba erenler, analar, zakirler, Avrupa’dan inanç temsilcileri gelecek. HDP ve CHP Milletvekilleri katılacak. Bu iki guruba da söz hakkı veriyoruz. Postnişinimize söz hakkı veriyoruz. İnanç kurulu başkanı olarak ben konuşacağım. ABF Başkanı konuşacak. Başta Çerağı uyandırıyoruz. Çerağdan sonra bir üçleme olacak. Bunlar da Muharem Temiz, Gani Pekşen ve Tolga Sağ’dan oluşuyor. Bundan sonra dar duası verilecek. Adıyaman semahçıları gelecek, semaha duracaklar. Sonra konuşmalara geçiyoruz. Sunumlar varsa onlara yer vereceğiz.

Pazar günü ise divan kuracağız. Divanda da bölgelerden gelen dedeler, inanç temsilcileri konuşmalarını yapacak. 17 Kişiden oluşan bir yönetimimiz var. 40 kişilik yol erkan meclisimiz var. Bunun dışında sekretaryamız var.

Bunlar bir yıl görev yapacak. Bir yıl bittikten sonra hazırlanan yönetmelik gereği toplanacak. ABF’ye bağlı özerk bir şey olacak.

Tam da onu soracaktım. İnanç Kurulu özerk bir yapı mı olacak yoksa bir merkeze bağlı mı olacak? Kurumlarla ilişkileri nasıl olacak?

Şimdilik her bölgeyi temsil edecek, hatta ocakları, Bektaşileri temsil edecek 17 kişilik bir yönetim oluşturduk. Bölge sorumluluğunu veriyoruz. Başkan, başkan yardımcısı, sekreter ve eğitim sekreteri. Bunun dışında her bölgeyi temsil edecek bir dede olacak. Yine diğer mecliste de her bölgeyi temsil edecek pirler, analar, baba erenler bunun içinde. Özerktir. Yalnız ABF tüzüğüne uyumlu evrensel bir yönetmenlik hazırlamışız. Bu yönetmenlikte her bağlı olan, her genel merkezin şubelerinde ikişer kişi temsil edecek, delege sistemiyle. Ana, zakir, pir, rehber ne varsa iki kişi temsil edecek. Bir yıl sonra genel kurul yapılacak. Genel kurulda da hem yönetim seçilecek hem yol erkan meclisi seçilecek hem de sekretarya seçilecek. Özerk olduğu için hiçbir genel başkan, hiçbir kurum temsilcisi talimat veremez. Müşkülat varsa gelir anlatır, değerlendirilir ona göre karar verilir. Denetleme olması gerekir. ABF tarafından denetlenecek. Denetleme derken giriş, çıkış, harcamalar, bütçeyi kontrol etme yetkisi ABF’de olacak. Onun dışında özerktir. Kimse talimat veremez, inanç söz konusu olduğu sırada kimse yönlendiremez.

İlk toplantımızı orada yapacağız. İlk yapacağımız erkanların hazırlanması ve kurumlara hazırlanması eğitimlerin başlaması. Bütün bölgelere tekrar gidip hem eğitim konusunda hem de birlikteliğin pekiştirilmesi anlamında da büyük cemler yapacağız.

“MECLİSTE İKRAR VERDİKTEN SONRA İKRARINDAN DÖNMEK OLMAZ”

Şimdi Pirler Meclisi kuruluyor. Bunun yarın öbür gün diyelim ki Ankara’daki meclis gibi her şeyi kendisinde merkezileştiren bir meclis olmaması için yerel ile nasıl bağ kuracak. Yerel meclisler olacak mı? Olacaksa bu yerel meclisler ile ABF bünyesindeki bu genel meclis arasındaki ilişkiler nasıl olacak?

Her cemevinin bir dedeler kurulu var. Tabi bu dedeler kurulunda hangi konular işlenecek, hangi konular konusunda eğitim verilecek, kendilerini bilgilendirip ve kendi taleplerini bize iletecekler. Zaten el ele el hakka düsturuyla hareket ediyoruz. Nasıl her pirin bir rehberi, mürşidi varsa her kurumun da bir inanç kurulu vardır. Şubeleri vardır. Şubelerle, inanç kurulu meclisi o anlamda devamlı diyalog halinde olacak. O kopukluk asla olmayacak.

Bu mecliste biz bir ikrar metni de hazırladık. Orada açıklıyoruz, ikrar verdikten sonra ikrarından dönen yol erkanımıza göre düşkün olacak. Bu mecliste yer alan analarımız, pirlerimiz, baba erenlerimiz ikrar verdikten sonra, bu da bir ilk oluyor Türkiye’de. Bu yönetimden, bu meclisten çıkmak isteyen çıkabilir. İkrar vermediği için dar, didar olmaz. Ama ikrar verdikten sonra ikrarından dönmek olmaz. İkrar verdikten sonra bu yönetimden, bu meclisten çıkmak istiyorsa o zaman dar, didar süreçlerinden geçmesi gerekiyor.

Son olarak bir mesajınız olacak mı?

Sadece Aleviyim demeyle Alevilik olmaz. Alevilik yol erkana ikrar verdikten sonra Alevilik olur. Yaşayarak, yaşatarak Alevilik olur. Yaşatma adına, yaşama adına özüyle bunları yaşatma adına, herkesi hem 4-5 Mart’ta Türkan Saylan Kültür Merkezine bekliyoruz. Ve bu meclise, bu yönetime desteklerini bekliyoruz. Aşk ile …

Semra ACAR/ Turabi KİŞİN

Haberin Videosu

 

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018