CANLI YAYIN

PSAKD Ataşehir Şubesi’nde ‘Yolda birlik nasıl olmalı?’ forumu düzenlendi-VİDEO

PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi bugün “Yolda birlik nasıl olmalı?” forumu düzenledi. Forumda yapılan konuşmalarda Alevilerin sorunları dile getirilirken Alevi hareketinin de bu sorunlara cevap verecek şekilde yenilenmesi gerektiği vurgulandı.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi bugün “Yolda birlik nasıl olmalı?” forumu düzenledi. Hak ve hakikat yolunda şehit düşen tüm canlar için bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan forumda açılış konuşmasını PSAKD Kartal Şube önceki dönem başkanı Songül Tunçdemir yaptı.

“ALEVİ HAREKETİ ÇAĞIN İHTİYAÇLARINA CEVAP VERECEK ŞEKİLDE YENİLENMELİ”

İçinde bulunulan sıkıntılı süreci kısaca özetleyen Tunçdemir, tarihin her döneminde toplu katliamlara maruz kalan Alevilerin bu dönemde her zamankinden daha fazla tehlike altında olduğunu belirtti. Aleviliğin her yönden kuşatma altına alınarak asimile edilmeye çalışıldığını ifade eden Tunçdemir, “Siyasi iktidar Aleviliği öldürmek için adeta bütün kurumlarını seferber etmiştir” dedi. Devletin asimilasyon mekanizmasının Alevilerin kutsal mekanlarına, derneklerine, vakıflarına kadar uzandığını dile getiren Tunçdemir, saldırıların arttığı bir süreçte Alevilerin tepkilerini yükseltmesi gerekirken örgüt içindeki itirazların artması nedeniyle iç karışıklıkların ortaya çıktığını söyledi. Alevi hareketinin eski ivmesini kaybettiğini, ihtiyaca cevap vermediğini ve rotasının değiştiğini belirten Tunçdemir, Alevi hareketinin çağın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tepeden tırnağa yenilenmesi gerektiğini kaydetti.

Alevi örgütlenmesi ve Alevilerde birliğin tarihte hiç olmadığından daha çok tartışıldığına vurgu yapan Tunçdemir, Alevilerin göç ve kentleşmeyle birlikte büyük bir değişim yaşadıklarını, geleneksel kurumlarını sürdürmekte büyük sıkıntılar çektiklerini ifade etti. Yaşanan sorunların en önemlisinin çok yönlü yürütülen asimilasyon ve baskılar olduğunu belirten Tunçdemir, bu baskı ve asimilasyon politikalarının daha da katmerleşerek Aleviler eliyle bile yapılmaya başlandığına değindi. Tunçdemir, tüm bunlara karşı bu çalışmayı yaptıklarını ifade etti.

“ALEVİLER KENDİ İNANÇ VE DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKMALI”

Tunçdemir’in ardından söz alan araştırmacı yazar Süleyman Zaman, Aleviliğin insanları kurtaracak bir ütopya olduğunu dile getirdi. Zaman, “Eğer biz inancın değerlerini tüm insanlığa vermezsek Alevilik kendi kendine asimle olacaktır. Farklılıklarımızı zenginlik olarak görmezsek Alevilik başka güçler tarafından kendine çekilir ve yok olur. Aleviler kendi inanç ve değerlerine sahip çıkmalı” dedi.

“YERELLER MERKEZİ BİR KONFEDERASYON OLUŞMASINI SAĞLAYABİLİR”

Zaman’ın arkasından Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz söz aldı. Alevilerin sorunlarından bir tanesinin örgütlülüğün henüz bir sonuca varmaması olduğuna dikkat çeken Deniz, merkezi örgütlülüğün Alevi mücadelesini durdurabildiğini belirtti. Sistem tıkandığı için yerel örgütlenmelerin ortaya çıktığını ifade eden Deniz, yerellerin kendi örgütlülüklerini hallettikten sonra merkezi bir konfederasyon oluşmasını sağlayabileceklerini söyledi. Ayrıca Deniz, eğitimdeki asimilasyon politikalarına da değindi.

Deniz’in arkasından Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma eski genel müdürü Kemal Soyer söz aldı. Soyer, Aleviliğin derin tarihine değindi. Birkaç tarihi örek vererek “Aleviler Anadolu topraklarının asıl sahipleridir. Aleviler geçmişten günümüze türlü baskı politikalarına maruz kalmıştır” dedi.

“EŞİT HAKLAR MÜCADELESİ İÇİN ÖRGÜTLÜLÜK SAĞLANMALI”

PSAKD eski genel sekreteri İbrahim Karakaya da emperyal güçlerin tüm halklar ve inançlar için uluslararası örgütlülük çalışmaları yaparken Aleviler için böyle bir çalışmanın yapılmadığını kaydetti. Yolda birliğin değerli olduğuna dikkat çeken Karakaya, “İki şey için, eşit haklar için mücadele yol ve inanç özgürlüğü için mücadele. Biz kendi üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmeliyiz. Yol birdir, talipler olarak eşit haklar mücadelesi için örgütlülüğün sağlanması gerekir.

“BİREYSEL ÇIKARLAR KAZANÇ GETİRMEZ”

HDP’nin Alevi milletvekili Ali Kenanoğlu ise “Cemevleri bugünkü anlamda nasıl konumlanacak” sorusunun cevaplanması gerektiğini kaydetti. Cemevlerinde inançsal faaliyetlerin olmadığını dile getiren Kenanoğlu, kurumların işleyişinin nasıl olduğuna ve nasıl olması gerektiğine işaret etti. Kenanoğlu, “Vakıflar ve dernekler inançları yönetmek için yokturlar. İnsanların ve inançların sorunlarına çözüm üretmek için vardırlar.” şeklinde konuştu. Bireysel çıkarların biz kazanç getirmediğine ve örgütlülüğün önemine vurgu yapan Kenanoğlu, “Kimse kendi menfaat ve çıkarları için bu yolu kullanamaz” dedi.

“KADINDAN UZAKLAŞTIKÇA YOLUN GERÇEKLİĞİNDEN UZAKLAŞILIYOR”

HDP MYK Üyesi Çilem Küçükkeleş de kurumlar kurulurken gelinen yol ve mücadelenin unutulmaması gerektiğine ama unutulduğuna dikkat çekti. Aleviliğin hakikatin yolu olduğunu dile getiren Küçükkeleş, sistemin Alevileri kendine benzeterek eritmeye çalıştığını ve Alevilerin de buna karşı mücadele ettiklerini hatırlattı. Alevi yolundaki kadının önemine vurgu yapan Küçükkeleş, “Ne zaman ki kadınlarla ayağa kalkabilirsek o zaman başarabiliriz. Artık bu kaçınılmaz bir gerçekliktir. Kadından uzaklaştıkça yolun gerçekliğinden de uzaklaşılıyor. Tüm farklılıklarımıza rağmen biz hakikatte birleşebiliriz. Önce bu toplumun kadınıyla ve doğasıyla barışması gerekir. Kadınıyla, çocuğuyla, genciyle ne kadar oturup tartışabilmiş bunun sorgulanması gerekiyor. Biz bu inancı yaşayacağız. Nerede olursak olalım mücadeleye uygun bir yol süreceğiz.”

“ALTERNATİF ARAÇLAR BULUNMALI”

Son olarak konuşan PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm de derneklerin yönetilme ve yönetici meseleleri ile inanç meselesinin sorunlu durumda olduğundan bahsetti. Gülüm konuşmasını şöyle sürdürdü:

1990’larda kurulan hareketin ihtiyaçları o dönem diyordu ki, esas olarak 4-5 tane temel mesele var. Eşit yurttaşlık, cemevlerinin kabul edilmesi problemleri vardı. Bunlar yerine geldi, bu birinci aşamaydı. Şimdi 2020’li yıllara geldik, bu ihtiyaçlar yerli yerine oturduktan sonra dedelerimiz cemevlerinde başkan ve 20 yıldır duruyor, yönetici 20 yıldır duruyor. Üye, yöneticinin ihtiyacına göre olabiliyorsunuz, yoksa asla üye olamazsınız. Vakıf oluyor yanından geçemiyorsunuz. Alevilerin tartışması gereken noktalar bunlar.

Alevi inancında ‘başkan’ nerede duruyor? Modelimiz Kırklar Cemi’ndeki esaslıksa neden ‘başkan’? Peki bu başkanlık neyin modeli? Kim bize bunu dayattı? Dernekler yasası dayattı. Dernekler yasası bunu neden yaptı? Aslında Alevileri kendisine göre yeniden yaratmak için istediği bir modeldi. Bu modeli reddetmezseniz ya da bu modele alternatif araçlar bulamazsanız bugün Alevi hareketinin içinde bulunduğu sıkıntıları yaşamış oluruz. Orada herkes milletvekili olmak ister.

“ALEVİ HAREKETİNDE BÜROKRATİK YAN OLUŞTU”

Sendika başkanlarımız bir dönem sonra milletvekili oluyorlardı 1980 sonrası 1990’lı yıllarda. Alevi örgütlerimizde de buna benzer bir sonuç yok mu? Çünkü model aynı. Sendikalarımızın da demokratik yanı güçlüydü daha sonra bürokratik yan gelişti. Alevi hareketinde de kurulduklarında demokratik yan çok güçlüydü sonra bürokratik yan oluştu. Bunların tamamı Alevi inancına dayanmadığı için. İnancın kendisini söylüyor ama inancın dışında hareket ve yol alınıyor. Bunun kendisini bizim reddetmemiz lazım. Soylu’yla görüşüyor ‘çok normaldir’ diyoruz. 850 bin tl cemevine geliyor ‘çok normaldir’ diyoruz. Bizi öldürenler cemevlerimizin kapıları pencerelerini yapıyor, ‘çok normaldir’ diyoruz.

Kadın ve gençlik yanını hiç söylemek istemiyorum. Zaten böyle bir şey yok cemevlerimizde. Cemevlerine giderseniz kadınlar bir tarafta oturuyor, en arka tarafta; cenazelerde en çok ağlayan onlardır. Bunlar oluşturulmuş modeller. 1990’larda oluşturulan model ihtiyaçlara cevap verirken bir yanı eksik kaldı. İnanç yanı eksikti. İnanç yanını da Cem Vakfı doldurdu.

Bu kadar değerli bir inancın kapısından içeri soysuz giriyor, Sedat Peker giriyor, biz bunu tartışmıyor ve tutum almıyoruz.
Kendi bulunduğumuz yerlerimizi almalıyız. Pir Sultan derneğimizin genel merkezi Ankara değil Pir Sultan’ın olduğu yer olmalıdır. Hacı Bektaş’ınki Hacı Bektaş’ta olmalıdır. Örneğin Alevi Bektaşi Federasyonu’nun merkezi Dersim olmalıdır. Buraları tutabilirsek Dersim’de cemevine giren herkes böyle giremez.

PİRHA/İSTANBUL

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018