CANLI YAYIN
Ana Sayfa GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER 24 Temmuz 2018 - 16:16 137 Görüntüleme

Sansür artık her yerde

Sansür artık her yerde

24 Temmuz sansürün kaldırılışının 110. yılında TGS, DİSK Basın İş, Basın Konseyi ve TGC sansürün artık her yerde olduğuna vurgu yaptı.

2. meşrutiyetin ilanının ardından ağır baskı altındaki gazeteciler ve matbaacılar sansür memurlarını binalarına sokmayarak fiilen sansürün kaldırılmasını sağladı. ‘Âli Kararname’ ile yürürlüğe giren sansür, 32 yıl sonra resmi olarak kaldırılmış oldu. Bu tarihi olayın önemini vurgulamak için, 1946 yılında 24 Temmuz günü Gazeteciler ve Basın Bayramı olarak kutlanması kararlaştırıldı. Ancak Türkiye’de o günden beri ifade ve basın özgürlüğü her zaman baskı ve yasaklamalarla, gazeteciler hapis ve sürgünle karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Sansürün kaldırılmasının 110. yılı vesilesiyle Türkiye’de medyanın içinde bulunduğu durumu değerlendiren basın örgütleri, medyanın hâlâ sansür baskısı altına alındığına ve gazetecilerin cezaevlerine konulduğuna, halkın haber alma hakkının yok edildiğine dikkat çekerken, 24 Temmuz’un bayram değil ifade ve basın özgürlüğü için mücadele günü olduğunu vurguluyor.

Sansürün kaldırılışının 110. yılında TGS, DİSK Basın İş, Basın Konseyi ve TGC’nin açıklamaları şöyle:

“10 YILDA 10 BİN GAZETECİ İŞSİZ BIRAKILDI”

Gazeteciler Sendikası: Bugün 24 Temmuz, yani sansürün kaldırılışının 110. yıl dönümü. 1908’de II. Meşrutiyetin ilân edildiği günün gecesinde gazeteciler sansür memurlarını “Basın hürdür, sansür yasaktır” diyerek geri çevirmişti. Sansür, işte böyle fiilen kaldırılmıştı. Sansürün kaldırılmasını bir süre bayram olarak kutlayan meslektaşlarımız, 12 Mart 1971 darbesiyle matbuat üzerindeki baskı artınca ‘bayram’ sözcüğünü kullanmamaya başladı. Şimdi soruyoruz: Türkiye’de sansür gerçekten kalktı mı?  Türkiye tarihinde gazetecilere, medya kuruluşlarına sansür uygulanmadığı bir dönem olduğunu söylemek neredeyse imkânsız. Bugün medyanın yüzde 90’ı Saray kontrolünde ve büyüm medya kuruluşları Saray’dan gelen telefonlar ya da hükümet komiserleriyle yönetiliyor. Sansür uygulamaları son hız devam ediyor.  Sansürün -resmi olarak- kaldırılışının 110. yıldönümünde haberi, fikir hürriyetini, mesleğin temel ilkelerini savunmak zorunda kaldığımız bir dönemden geçiyoruz. 24 Temmuz’un gazeteciler için kutlanabilir bir gün olması ancak cezaevlerindeki meslektaşlarımızın serbest bırakıldığı, iktidarın medya kuruluşları üzerindeki baskısına son verdiği, gazetecilerin işini yapabildiği bir ülke olduğumuzda mümkün olacak. 143 gazetecinin yazdıklarından dolayı cezaevlerinde tutulduğu, 10 yılda 10 bin gazetecinin işsiz bırakıldığı, gazetecilerin ve gazeteciliğin hedefte olduğu bir ülkede medya özgürlüğünden ve demokrasiden bahsetmek mümkün değil. 110 yıl sonra bugün yine binalarımıza giren sansür memurlarını el birliğiyle kovacağız. Basın hürdür, sansür edilemez!

“SANSÜR FİİLİ OLARAK HÂLÂ YÜRÜRLÜKTE”

DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren: Ülkemizde yıllarca kutlanan 24 Temmuz Basın Bayramı’nın bize göre hiçbir anlamı yoktur. Basın Bayramı olarak bu tarih sansürün kaldırılışının yıl dönümü olduğu için seçilmiştir. Artık bu günü kutlamak şaka gibi bir şeydir. Fiili olarak sansür, otosansür hâlâ yürürlüktedir. Sansürsüz yayın yapan gazeteler, televizyon kanalları, internet siteleri, haber ajansları ise büyük bir tehdit altındadır. OHAL bahanesiyle onlarca TV kanalı, gazete, internet sitesi ve haber ajansı kapatıldı. İktidarın hoşuna gitmeyen her haber soruşturma konusu oluyor. İki yüze yakın gazeteci hâlâ hapishanelerde. Yüzlerce gazeteci hakkında yaptıkları haberler ya da sosyal medya paylaşımları nedeniyle davalar devam ediyor. Bu koşullarda 24 Temmuz bizim için bayram değil, basın ve ifade özgürlüğü için sesimizi bir kez daha yükselteceğimiz bir gündür.

“MEDYA YİNE SANSÜR VE OTOSANSÜR KISKACINDA”

Basında sansürün son bulmasının 110. yılı nedeniyle Basın Konseyi de bir açıklama yaptı. Açıklamada Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünün kısıtlandığına dikkat çekildi:

“Bugün Türkiye, dünya ifade ve basın özgürlüğü sıralamasında en sonlarda yer alıyor. Hiçbir dönemde olmadığı sayıda gazeteci ve yazar, ya cezaevlerinde; ya da mahkemelerde açılan binlerce davada sanık olarak yargılanıyor. Onlarca basın mensubu yazdıkları yazıdan, katıldıkları televizyon programındaki sözlerinden dolayı, ‘örgüt’ yaftası ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına çarptırılmakta. En küçük eleştiriye, tek sütunluk habere ya da çizilen karikatüre onlarca yıl hapis istemiyle peş peşe  davalar açılıyor. Gazeteciler çok ağır, ödenmesi güç maddi yaptırımlarla cezalandırılıyor. Mahkemeler hiçbir indirime gitmeden ağır mahkumiyet kararları veriyor. Kapanan gazeteler, televizyonlar ve internet sitelerinde işsiz kalan binlerce gazeteci ve televizyoncu varken, medyamızın içinde bulunduğu böyle bir ortamda, 24 Temmuz’u ‘Gazeteciler ve Basın Bayramı’ olarak kutlayamıyoruz.”

TGC: TUTUKLU GAZETECİLERİN ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞMASINI BEKLİYORUZ

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, basında sansürün kaldırılışının 110. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada: “Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmalıdır” dedi. TGC Yönetim Kurulunun yaptığı açıklamada, “Gelişmiş çağdaş ülkelerin arasında yer almanın ancak temel hak ve özgürlüklere sahip, birbiriyle barışık bir toplumla gerçekleşeceğini düşünüyoruz ve bu amaçla cezaevlerinde tutuklu gazetecilerin de özgürlüğüne kavuşmalarını bekliyoruz.” İfadelerine yer verildi.

 

 

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018