CANLI YAYIN
Ana Sayfa EMEK-EKONOMİ, GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER 1 Kasım 2018 152 Görüntüleme

SES’ten sağlıkta şiddet yasa tasarısına ilişkin açıklama

SES’ten sağlıkta şiddet yasa tasarısına ilişkin açıklama
Tarih: 1 Kasım 2018 - 16:14

PİRHA-Geçtiğimiz günlerde meclise sunulan sağlıkta yeni düzenlemeleri içeren yasa tasarısına ilişkin basın toplantısı yapan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), söz konusu kanun teklifinin sağlıkta şiddeti önlemekten uzak olduğunu belirtti. 

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) AKP’nin torbasından “Sağlıkta Şiddet Yasası” değil
“Yeni Saldırı Yasaları” çıktı başlığı altında basın toplantısı gerçekleştirdi. SES Genel merkez binasında yapılan toplantıda basın metnini SES MYK adına SES Eş Genel Başkanı İbrahim Kara okudu.

“SAĞLIKTA ŞİDDETİ ÖNLEMEYE DÖNÜK BİR TEKLİF DEĞİL”

Kara, 30 Ekim 2018 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunulan sağlık torba kanun teklifinin kamuoyuna “Sağlıkta şiddet yasası” olarak lanse edildiğini ancak bu teklifin sağlıkta şiddeti önlemeye dönük bir teklif olmadığını kaydetti. Teklifin sağlık alanında örgütlü kesimlerin görüş ve önerileri alınmadan sağlık özel sektörünün ihtiyaçları doğrultusunda hazırlandığına dikkat çeken Kara, “Torba kanunlarda sıkça yaşadığımızın aynısı olarak birçok hususta düzenleme yapılmaktadır; ihraç edilen ve güvenlik soruşturması gerekçe gösterilerek ataması yapılmayan hekim ve diş hekimlerine özel sektörde çalışmayı yasaklayarak tam bir medeni ölü hali dayatmak kanundaki düzenlemelerden biridir” dedi.

“SAĞLIK MESLEK VE EMEK ÖRGÜTLERİNİN ÖNERİLERİ DİKKATE ALINMIYOR”

Sağlık meslek ve emek örgütlerinin sağlıkta şiddetin önlenmesi için geliştirdikleri bir dizi değerlendirme ve önerinin olduğunu hatırlatan Kara, söz konusu kanun teklifinde bu önerilerin dikkate alınmadığını ekledi. AKP’nin amacının sağlıkta şiddeti önlemek olmadığını kaydeden Kara, “Yapılan düzenleme sağlıkta şiddet uygulayan şüpheliler hakkındaki yasal prosedürü tekrardan ibarettir. Şiddet uygulayan şüpheli polis veya jandarma tarafından yakalandığında zaten Cumhuriyet Savcılığına sevk edilmesi, Cumhuriyet Savcısının da 3359 sayılı kanunun ek 12.maddesi uyarınca şüphelinin tutuklanması istemi ile Sulh Ceza Hakimine sevk etmesi gerekir. Bu prosedürü hatırlatacak bir madde yazılması oldukça ilginçtir. Yapılan düzenleme ile sağlık çalışanlarının müşteki, mağdur veya tanık olarak iş yerinde ifadesinin alınabileceği düzenlenmiştir” diye konuştu.

“SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI TÜM UYGULAMALARI İLE İPTAL EDİLMELİ”

Bu tip kanun teklifleriyle şiddetin önlenmesinin mümkün olmayacağını bir kez daha hatırlatan Kara, “Sağlığı kışkırtılmış bir talep haline getiren, sağlığı metalaştıran, ticarileştiren, sağlık emekçilerini köleleştiren sağlıkta dönüşüm programının tüm uygulamaları ile birlikte iptal edilmesi; sağlık emekçilerini hedefe koyan ve itibarsızlaştıran dil, söylem ve uygulamalardan vazgeçilmesi; koruyucu sağlığın öncelenmesi ve benzeri bir dizi önlem alınmadan salt şiddet uygulayanları cezalandırmaya dönük yasal değişiklikler ile şiddet önlenememiştir ve maalesef önlenemeyecektir” şeklinde ifade etti.

“SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI ÖZELLEŞTİRME OLARAK DEVAM EDİYOR”

Türkiye’de sağlıkta dönüşüm programının temelinin sağlığın ticarileştirilerek buradan kar elde edilebilecek bir sektör haline getirilmedi olduğunu belirten Kara, programın Dünya Bankası’nın tavsiyeleriyle başlatıldığını ve sağlıkta özelleştirme olarak devam ettirildiğini vurguladı. Kara, sözlerini şöyle sürdürdü: “Vurgulamak isteriz ki, Aile hekimliği hizmetlerinin ücretsiz olduğundan bahsedilerek muayene başına alınan 2 TL’lik katılım payı gizlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca 5510 sayılı kanunun Genel Sağlık Sigortası ile ilgili hükümleri incelendiğinde Türkiye’deki sağlık hizmeti alan kişilerin katkı ve katılım paylarının giderek yükseldiğini, özel sağlık hizmetlerindeki ek ücretlerin %200 tutarına yükseldiğini rahatlıkla görebileceklerdir. Dolayısıyla Türkiye’de sağlık hizmetlerine kişilerin cepten ödediği tutar her geçen gün artmaktadır. AKP hükümetlerinin yaptığı tek şey insanların sağlık talebini arttırmalarına neden olarak kışkırtılmış sağlık talebi oluşmasına sebep olmuştur. Ancak sağlığa ulaşım artık katkı ve katılım payları ile paralı hale getirilmiş, nitelikli sağlık hizmeti sunumunda sorunlar artmış, sağlık hizmetini sunan sağlık emekçilerine yönelik şiddetin önüne geçilememiş, sağlık personelinin özlük ve parasal haklarında gerekli iyileştirmeler yapılmamıştır.”

“MEDENİ ÖLÜ HALİ DAYATILIYOR”

Kara, kanun teklifinde OHAL döneminde yayınlanan KHK’lerle ihraç edilen sağlık emekçileri için yer alan maddeler hakkında şunları söyledi: “Teklifte OHAL KHK’ları ile kamudan ihraç edilen (7145 sayılı yasa ile bundan sonra da aynı gerekçe ile ihraç edilecekler de dahildir) hekim ve diş hekimleri ile güvenlik soruşturması sonucuna göre kamu görevine alınmayan hekim ve diş hekimlerinin SGK ile sözleşmesi bulunan özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde çalışamayacağına dair hüküm getirilmiş, bu kişilerin devlet hizmet yükümlülüğü var ise, devlet hizmet yükümlülüğü süresi kadar (600 gün) mesleklerini hiçbir şekilde yapamayacakları düzenlenmiştir. Yani, bu kişiler devlet hizmet yükümlülükleri bitmemişse ki bu süre ortalama 600 gündür; 600 gün boyunca sağlıkla ilgili herhangi bir alanda hiçbir şekilde çalışamayacaklardır. Hizmet yükümlülük süresi bitenler ise sadece SGK ile anlaşması olmayan yerlerde çalışacaklardır; ki belirtmek isteriz SGK ile anlaşma yapmayan özel hastane neredeyse yoktur. Bu şekilde yapılacak düzenleme ile hekim ve diş hekimlerine medeni ölü hali dayatılmak istenmektedir.”

“MESLEK ÖRGÜTLERİNİN ÇALIŞMA DÜZENİNE MÜDAHALE EDİLİYOR”

Düzenlemenin sosyal devlet ilkesini benimsemiş anayasanın bilerek ve isteyerek ihlali anlamına geldiğini ifade eden Kara, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nde yapılan esaslı değişiklikler nedeniyle siyasi iktidar yanlısı olmayanların güvenlik soruşturmasından geçme ihtimalinin giderek azaldığını söyledi. Kara, söz konusu kanun teklifinde Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Türk Diş Hekimleri Birliği’nin çeşitli yetkilerinde kısıtlamaya gidilerek meslek örgütlerinin çalışma düzenine müdahalelerin devam ettiğini kaydetti. Kara söz konusu kanun teklifinde yer alan diğer düzenlemeleri ise şöyle sıraladı:

• Teklifte Türk Eczacılar Birliği’nin kontrolünde yapılan yurt dışından ilaç getirtilmesi uygulaması genişletilerek Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen kurum ve kuruluşlar ile SGK’ya yetki verilmiştir.

• Teklifte şirketlerin eczane açmasının önündeki engeller kaldırılmaktadır. Böylece eczacılık mesleğini eczane açarak yürüten meslek mensuplarının aleyhine haksız rekabete sebep olacak ve eczacıları ücretli eczacı pozisyonuna indirerek onların emeğinin sömürülmesini sağlayacak bir uygulama getirmektedir.

• Teklifte Sağlık Bilimleri Üniversitesinin mütevelli heyetinin oluşumu ile ilgili düzenleme yer almaktadır.

• Teklifte sağlıkta birlikte kullanım ve işbirliğini düzenleyen 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun Ek 9. maddesine yeni fıkralar eklenmiştir. Böylece birlikte kullanım ve işbirliğinin kapsamı giderek genişletilmiştir. Sendikamız bu konuda çıkarılan yönetmeliklere karşı açtığı davalarla hukuka aykırılıkları tespit etmiş ve iptal ettirmiştir. Ancak AKP iktidarı yargı kararlarını uygulamamak için sürekli olarak kanun değişikliği yaparak sosyal hukuk devleti ilkesine aykırı uygulamalarını sürdürmektedir.

• Teklifte Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının izin hakları da düzenlenmiştir. Ayrıca vakıf üniversitelerinin eğitim aile sağlığı merkezi açmalarına izin verilmiştir. Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının 65 yaşına kadar çalışabilecekleri düzenlenmiştir. Ancak kamu görevlisi olmayanlarla ilgili yapılacak sözleşmelerde 4447 sayılı kanun hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilerek bu kişilerin işsiz kalması durumunda işsizlik yardımından yararlanamayacakları belirtilmiştir. Teklifte aile sağlığı elemanı yerine aile sağlığı çalışanı getirilmiştir.

• 100 yatağın altındaki hastanelerin ve 112 il ambulans servisi başhekimliklerine sözleşmeli atama yapılabilmesi imkanı getirilmiştir. Bu durum kadrolu çalışanlar bakımından olumsuz bir düzenlemedir. Atılan her adım ile sağlık alanı güvencesizliğin tek kural olduğu bir hale getirilmektedir.

Cebrail ARSLAN/ANKARA

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018