CANLI YAYIN
Video bulunamadı...

Sinemilli Ocağı Mensubu Deprem: Hiçbir süreğe ‘Alevilik budur’ diye dayatılamaz-VİDEO

PİRHA- Sinemilli Ocağı Mensubu Süleyman Deprem, hiçbir süreğe “Alevilik budur” diye dayatılamayacağını kaydederek, “Alevilik tek başına Tahtacılık, Çepni, Bektaşilik, Yaresanlık, Kakailik değildir. Aleviliğin ilke ve esasları kadimden bu yana belirlenmişti. Bu ilkeler doğrultusunda ortak bir birliktelik sağlanmalı” dedi.

Yüzyıllardır asimile edilmeye çalışılan, kadim ve özgün bir inanç olan Alevilik inancının, “Yol bir sürek bin bir“ anlayışı çerçevesinde ortak bir anlayış oluşturma tartışmaları devam ediyor. Bu çalışmalardan biri de birçok Alevi inanç önderi, aydın ve sanatçının imzasının bulunduğu ’Alevi yolu ve Erkanı’ üzerine hazırlanan geniş kapsamlı bildiri idi. Bildiri başlangıç açısından önemli olsa da bir çok kesim tarafından eleştiri de aldı. Bildirinin hazırlık aşamasına katılan Sinemilli Ocağı mensuplarından Süleyman Deprem ile Alevilik inancına yönelik uygulanan asimilasyon politikalarını ve Alevilerin ortak değerler ve ilkeleri oluşturma çabalarını konuştuk.

“KANTARMA ASİMİLE EDİLMEK İÇİN SEÇİLEN PİLOT KÖYLER ARASINDAYDI” 

Süleyman Deprem Sinemilli Ocağı merkez köyü Kantarma pirlerinden Rıza Deprem’in 3. oğlu. Deprem, köylerine yönelik, “1960 yılına kadar tüm ilkeleri ile yaşayabilen bir yerdi” diyor ve ekliyor:

“Koçgiri’nin alt tarafında kalan Sinemilli bölgesinde Alevilik daha az yozlaştı. Israrla Aleviliğini 1960’lara kadar tüm yapısı ile korumaya gayret eden bir bölgeydi. Nihayetinde 60’tan sonraki darbelerle birlikte asimilasyon politikaları için özellikle pilot bölgesi seçilen alanlardan bir tanesidir. Ayrıca bizim bölgemizdeki devlet saldırıları çok daha eskilere dayanıyor.”

“KENDİ DEĞERLERİN OLMADAN BİZ OLAMAZSIN”

Aleviliğin son 20 yıldır Türkiye’de gündeme getirildiğini belirten Deprem, daha öncesinde dikkate alınmayan, özellikle yok edilmesine göz yumulan bir inanç olarak görüldüğünü dile getiriyor.

Deprem Alevi değerlerinin kaybolmasında sol ve sosyalist mücadele geleneğinin de katkısı olduğunu savunuyor. Deprem bu görüşünü ise şöyle açıklıyor:

“Eski sol ve sosyalist mücadele geleneğinde her şey emek sermaye çelişkisi üzerinden değerlendirildi. Bunun böyle olmadığını özellikle Sovyetler sisteminin çöküşü ile birlikte gördük. Sovyetler çöktüğünde halkların çatışması dönemi başladı. 80 yıllık eğitim ve kültürden sonra nasıl böyle bir şey olabilir. Toplumlar kendi toplumsal kültürel ve sosyal değerleri üzerinden var olmadıkça, diğer toplumları olduğu gibi kabullenmeden, diğer toplumları kendileri gibi olmaya zorladıklarında, asla o birliktelik oluşmayacaktır.”

Alevilik değerlerini es geçerek, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesinin eksik kalacağını kaydeden Deprem, “Kendin olmadan, kendi değerlerin üzerinden yürümeden, biz olamazsın. Alevilerin hoş görüsü kadimden bu yana var. Mesela Alevilerin evlerinde misafir olan sünni inançtan insanlar için bir seccade bulunurdu. Bu hoşgörü vardı. Ama öyle bir noktaya taşıdılar ki, Alevi Sünniyi birbirine düşman etmeye başladılar.”

“ORTAK BİR BİRLİKTELİK SAĞLANMALI”

Cumhuriyet kurulduğundan bu yana asimilasyon politikalarının değişmediğine vurgu yapan Deprem, şunları belirtiyor:

“Özellikle  Tekke ve Zaviye Kanunu ile birlikte Alevi kurumları, ocaklar, dergahlar yasaklandı. Yani Alevilik yasaklandı. O günden bu yana özellikle Türk İslam sentezi doğrultusunda İslamın Hanefi Sünni kanadından olmayanların hepsi yok sayıldı. O günden bu yana asimilasyon politikaları devam ediyor. Politik yapılanmalar içerisinde de Alevilik es geçildi. Kendi inancımızı, felsefemizi yok sayarak hiçbir kültür içerisinde var olma şansımız yoktur.”

Son dönemlerde Alevilerde sorgulama arayışını olumlu bulan Deprem, “Yol bir sürek bin bir” anlayışına sahip çıkan ortak bir misyonun da oluşmadığını söylüyor. Deprem sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bu anlamıyla sorgulama sürecinde ister istemez ayrı örgütlenmeler ve görüşler olacaktır. Bunların hiçbirini yok saymadan, Alevilik şemsiyesi altında ortak ilkeler oluşturulması gerekiyor. O felsefenin bütünlüğü içerisinde tabii. Hiçbir süreğe Alevilik budur, diye dayatılamaz. Alevilik tek başına Tahtacılık, Çepni, Bektaşilik, Yaresanlık, Kakailik değildir. Aleviliğin ilke ve esasları kadimden bu yana belirlenmişti. Bu ilkeler doğrultusunda ortak bir birliktelik sağlanmalı.”

“VARLIĞIN BİRLİĞİ ÜZERİNDEN GÖRÜŞ BİRLİĞİ”

4 Nisan’da Hacı Bektaş’ta okunan bildirinin hazırlık çalışmalarına yönelik ise şunları kaydetti:

“Abdal Musa’da, Çorum’da, Mersin Çamalan’da, İzmir Narlıdere’de bu çalışmaları ve tartışmaları yürüttük. Oraya 3 sene katılanların hiçbirisi bir kurum adına katılmadı. Kurumun içinde de olsa. Pirler, analar, aydın ve sanatçılar katıldı. Aleviliğin yol erkanı üzerinden tartışmalar yürütüldü. Aleviliği tekrar kendi ilkeleri üzerine oturtmak için ne yapmalıyız sorusu tartışıldı. Alevi yol erkanı, hakka yürüme erkanının ritüeli, müsaiplik, nikah ritüeli gibi Aleviliğin temel değerleri üzerinden, 4 semavi dinden bulaşan katışıklarını arındırarak, bu konular tartışıldı. Varlığın birliği üzerinden Aleviliğin ifade edilmesi üzerinden görüş birliğine varıldı.”

“ELEŞTİRİLER KAPSAMINDA DAHA GENİŞ BİR ÇALIŞTAY DÜZENLENMELİ” 

Bildiriye eleştirilerin olduğunu ve bunu doğal karşıladığını kaydeden Deprem, bu tartışmaları gündemde tutmak gerektiğini, gelen eleştirilerin ise normal olduğunu ifade ediyor. Deprem şöyle devam ediyor:

“Aramıza katılıp daha sonra bizi eleştirenler de oldu. Biz yaptık bitti de demiyoruz. Biz bir tartışma başlattık. Herkes katkısını sunsun. Bu bir başlangıçtır. Bir araya gelelim. Tüm kamuoyuna yansıyacak şekilde tüm temsilcilerle yapalım. Bizim de o çalıştaylarda bir sürü eksiğimiz çıktı. Tekrar bir araya gelip eleştiriler ve eksikliklerimizi tekrar gözden geçirerek daha geniş katılımlı bir çalıştay süreci de başlatılabilir. Bizim sunumdan sonra bütün kurumlar kendilerini gözden geçirme zorunluluğu duydular.”

“BİREYLER ÖZÜNÜ DARA ÇEKEREK İKRAR VERMELİ”

Alevilerin kendi özüne ikrar vermesi gerektiğini dile getiren Deprem, “Sonra sevdiğine ikrar vermeli, sonra bu ikrarı birlikte harmanlayıp pirin huzurunda cem erkanına bu ikrarı vererek başlamalı. Biz bu ülkenin kuruluşundan bu yana Alevi yol erkanını kaybettik. Öncelikle Ocakların işlerliğini sağlamak, dergahların faaliyetlerini sağlamak lazım. Özünü dara çekerek bireylerin önce ikrar vermesi lazım.”

Elif SONZAMANCI/KÖLN  

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018