CANLI YAYIN ❖TÜM HABERLER ❖TÜM VİDEOLAR ❖DUYURULAR ❖TARİH ARAŞTIRMA    ❖UNUTULMASIN ❖HABER GÖNDER
Ana Sayfa GÜNDEM - MANŞETLER, KADIN, TÜM HABERLER, VİDEOLAR 29.03.2018 450 Görüntüleme

‘Şu an bize 90’lı yıllardaki sefaleti yaşatıyorlar’-VİDEO

PİRHA- Adıyamanlı Hanım Yıldırmaz, Kürt Alevi bir kadın. Alevi yolunu ve erkanını köyde yerine getirdiklerini belirten Yıldırmaz, 90’lı yıllarda Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Kürt köylerindeki baskıları PİRHA’ya anlattı. “Çadır açtığımız, hayvanlarımızı otlattığımız bölgeye gelen askerler, bizlere ve çobanlarımıza işkenceler yaptılar. Hayvanlarımızı sattık ve büyük yoksulluk yaşadık” diyor Yıldırmaz. Bugün tütüne getirilen yasalarla da aynı şeylerin yaşatılmak istendiğini belirtiyor. 

Kürt Alevi, beş çocuk annesi Hanım Yıldırmaz, çocuk yaşta babasını kaybetmiş. Annesi başka bir erkekle evlendikten sonra hiç bilmediği bir köye giderek yabancı olduğu bir evde yaşamaya başlamış. Babasının vefatının ardından çocuk olarak geldiği Azikan köyünde evlenmiş. Gelin gittiği yoksul evin ekonomisine katkı sunmak için halı, yastık yapmayı kendi imkanlarıyla öğrenmiş. Yaptığı yastıklar çevrede büyük bir ilgi görmüş. Buradan kazandığı paralarla ailesine büyük katkı sunmuş. Çok sayıda hayvan sahibi olmuş.

90’lı yıllarda çıktıkları yaylada büyük baskılara ve işkenceye maruz kaldıkları için yayladan inerek hayvanlarını yarı fiyata satmak zorunda kalmış. Aile için yeniden yoksulluk başlamış ve ekmeğe muhtaç hale gelmişler. Adıyaman’da sarmalık tütün satışlarından yeniden para kazanırken son çıkan yasa ile birlikte geçen yıl ektikleri tütünleri satamamış ve yeniden sıkıntı günler geçirmeye başlamışlar. Tütüne getirilen yasalarda bir düzenleme yapılmazsa 90’larda yaşadıkları sıkıntılarla yeniden karşılaşacaklar.

Bütün yaşadıkları sıkıntıları ve bugünkü yaşamını PİRHA’ya anlatan Hanım Yıldırmaz, yetkililere sorunlarının çözümü noktasında çağrıda bulundu.

“AİLEME KATKI SUNMAK İÇİN HALI, YASTIK YAPTIM”

“Çok küçük yaşta babamı kaybettim. Yaşım küçük olduğundan dolayı babamın öldüğünün farkında bile değildim. Eskiden hayat şartları çok zordu. Bir kadının genç yaşta kocası vefat ettiği zaman başka biri ile evlenmekten başka çaresi yoktu. Yoksa çocuklarına bakması ve büyütmesi çok zordu” diyen Hanım Yıldırmaz şöyle devam ediyor:

“Annem Azikan köyünde biri ile evlendi. Üvey babamızla ilişkilerimiz çok iyiydi. Bize iyi bakıyordu. Bizler de üvey kardeşlerimizi ve babamızı öz gibi bilirdik. Azikan köyünde büyüdüm ve burada evlendim. Evlendiğim zaman çok yoksulduk. Adıyaman merkeze bağlı bir dağ köyünde yaşıyoruz. Yapacak bir iş yok, geçimimizi sağlamak için bir şeyler yapmak gerekiyordu. Aileme katkı sunmak için ne yapabilirim diye hep düşünüyordum. Sonradan kendi imkanlarımla ve azmimle halı yastık yapmayı öğrendim. Yastık yapmaya başladım. O dönem bu yaptığım halı yastıklar iyi bir fiyata satılıyordu. Yaptığım bu yastıklarla birlikte büyük paralar kazanmaya başladım. Öncelikle bir ev aldık. Bölge dağlık olduğu için çok fazla arazi yoktu. Birkaç hayvan aldık ve hayvancılıkla uğraşmaya başladık. Ekonomik durumumuz çok iyi oldu.”

” BASKI VE İŞKENCE NEDENİYLE YAYLALARDAN İNMEK ZORUNDA KALDIK”

“Daha fazla hayvan sahibi olduk. Buna dair hayallerimiz vardı. Artık ekonomik anlamda bir sıkıntı yaşamayacağımızı düşünüyorduk. Buradan kazanacağımız paralarla çocuklarımızı büyütüp, okutup evlendirmeyi düşünüyorduk” ifadelerini kullanan Yıldırmaz şunları dile getirdi:

“Her yıl beli aylarda hayvanlarımızı yaylaya çıkarıyorduk. Yıl 90’ların başıydı sanırım. Hayvanlarımızı yaylaya çıkardık. Çadırlarımızı açtık. O dönem yeni hayvanlar da almıştık. Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Kürt köylerinde yoğun bir baskı vardı. O baskılar yaylarımıza kadar geldi. Çadır açtığımız hayvanlarımızı otlattığımız bölgeye gelen askerler, bizlere ve çobanlarımıza işkenceler yaptılar. Yayladan inmemizi ve hayvanlarımızı satmamızı söylediler. Büyük baskılar devam etti. Hayvanlarımızı aldığımız fiyatın yarısına sattık ve büyük yoksulluk yaşamaya başladık. Gün oldu ekmek bulamadık. Bizimle birlikte yaylarda bulunan birçok aile ve binlerce hayvan vardı. O dönem yaşanan baskılardan dolayı köylüler hayvanlarını satmak zorunda kaldı. O günden sonrada buralarda kimse korkudan hayvancılıkla uğraşmadı.”

“90’LARDAKİ SEFALET YAŞATILMAYA ÇALIŞILIYOR”

“Köyümüze döndük. İşsiz, güçsüz ortada kaldık, köylüler olarak büyük sıkıntılar yaşadık. Bizim köy dağlık olduğu için tarım arazisi yok denecek kadar az. Bu küçük tarlalarda tütün ekiminden başka hiçbir şey masrafını çıkarmaz. Köylüler olarak tarlalarında tütün ekmeye başladıklarını” söyleyen Yıldırmaz şunları kaydetti:

“Ektiğimiz tütün ile çocuklarımızın rızkını ve masraflarını çıkarmaya başladık. Tütün işi gittikçe yayıldı ve bu işten de özelikle son birkaç yıldır para kazanmaya başladık. Ekonomik durumumuz iyi oldu. Ama bu son çıkan yasa ile birlikte bize yeniden 90’lardaki sefaleti yaşatmaya çalışıyor. Eğer böyle devam ederse yeniden işsiz güçsüz bırakılıp açlığa mahkum edileceğiz. Bizim köy ve çevre köylerde yüzlerce aile tütün ile uğraşıyor. Tütüne yönelik engellemeler ve yasaklar böyle devam ederse bu insanların tamamı açlığa mahkum edilecek. Arazisi olmayan insanlar başkalarına yarıcılık yapıyor ve bir şekilde geçimini sağlıyor. Tütüne yönelik bu yasaklamalar böyle devam ederse gençlerimiz ne iş yapacak? Yapacak bir iş yok. Zaten bizim bölgede işsizlik sorunu var. Bizim yetkililerden tek isteğimiz tütüne yönelik yeniden düzenlemeler yapılsın.”

“KÖYÜMÜZDE ALEVİLİK YOL ERKANINI YAŞIYORUZ”

“Geçmişten bugüne özelikle bizim köy başta olmak üzere bu bölgede Pir’e bağlılık vardır. Alevilik yol erkanı yaşanır, cemler yapılır” diyen Hanım Yıldırmaz, bunu şöyle anlatıyor:

“Hızır ayında herkesin sunduğu katkılarla ortak lokmalar yapılır. Hazırlanan lokmalar herkese eşit bir şekilde dağıtılır. Bizim köyde genç kızlar halen eskisi gibi yöresel kıyafetlerini giyer. Köy kültürünü ve inancını halen eskisi gibi yaşarlar. Eskiden dede geldiğinde köylüler büyük bir odada toplanır burada cemler yaparlardı. Ama bugün koşullar biraz daha iyileşti. Köyde muhtarının öncülüğünde büyük bir köy odası yapıldı. Bizler Üryan Hızır Ocağı talibiyiz. Pirimiz Ali Büyükşahin sık sık gelir burada cemlerimizi yaparız. Çocuklarımız Alevilik yol erkanını küçük yaşta yaşayarak öğreniyorlar. Bu yüzden Aleviliğe ve yol erkanına çok bağlıdırlar. O yüzden Adıyaman’ın bazı köylerinde olduğu gibi çocuklarımız asimile olmamış halen yolunu sürdürüyorlar.”

Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

Yorumlar (1 Yorum)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018