Süleyman Metin’den Ali Ekber Yurt’a yalanlama: Gerçekler bilinse çarşıda gezemezler

PİRHA- Diyanet işbirliğiyle belirlenen şahısları para karşılığında yurt dışına “Alevi uzman” sıfatıyla gönderen İslamcı Alevi kurumlardan birinin de Baba Mansur Vakfı olduğu belirtilmişti. Bir hafta önce vakfın başkanlığını bırakan  Süleyman Metin, Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un bu iddiasının doğru olmadığını savundu. Metin, Kültür Bakanlığı’na bağlı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile iletişimleri olduğunu, onlara liste verdiklerini ancak denetimin kendilerinden alınması sebebiyle orayla da iletişimi kestiklerini söyledi. Metin, Ali Ekber Yurt’un da yurt dışına insan gönderdiğini sözlerine ekledi. 

Diyanet’e yakın isim olan Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, aralarında Avrasya Alevi İslam Birliği, Cem Vakfı ve Baba Mansur Vakfı’nın da olduğu dört Alevi kurumunun, Diyanete önerdiği şahısların Avrupa’ya “Alevi uzmanı” sıfatıyla para karşılığında gönderildiğini PİRHA’ya anlatmıştı.

Diyanet’le işbirliği yaparak yurt dışına “Alevi uzman” sıfatıyla insan kaçırdığı belirtilen dört Alevi kurum arasında adı geçen Baba Mansur Vakfı’ndan iddialara yanıt geldi.

Bir hafta öncesine kadar Baba Mansur Vakfı’nın başkanı olan ve başkanlığı başka bir isme devreden Süleyman Metin, Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un iftira attığını söyleyerek, PİRHA’ya konuştu.

“BABA MANSUR VAKFI OLARAK, DİYANETLE  BİR İLGİMİZ YOK”

Süleyman Metin, “Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile gereken iç yazışmalarımız var. Bunun için de ben bir tek bölge müdürlüğüne Zuharat Baba Türbesi için kiralama usulüyle bize devredilmesine dair bir dilekçe verdim. Bunun dışında Seyit Baba Mansur Vakfı’nın hiçbir yerde hiç bir kurum veya kuruluşla hiçbir ilgisi yok. Baba Mansur Vakfı olarak, Diyanetle asla bir ilgimiz yok” diyerek, Ali Ekber Yurt’un iddialarını yalanladı.

Metin, kendilerine, sadece 2017’nin sonunda Kültür Bakanlığı’na bağlı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından, ‘yurtdışına dede göndermek istiyorsanız biz akraba olarak gönderebiliriz’ diye telefonla bir ileti geldiğini, bunun akabinde gidip ilgili birimle görüştüklerini söyledi.

“HER ŞEY BİZİM DENETİMİMİZDE OLACAK DEDİLER, SONRA KABUL ETMEDİK”

“Biz de dede göndeririz, inancımız için Avrupaya, akrabalarımıza göndeririz” diye sözlü bir konuşma olduğunu belirten Metin şöyle devam etti:

“Biz, 31-32 kişilik bir liste verdik, o listede bir kişi sakıncalı bulundu reddedildi, bir kişi de gitmedi galiba. 29-30 kişilik bir listemizi onayladılar. Benim teklifim şu oldu: Bu arkadaşlara pasaport verecekseniz, biz verelim ki bu adamları görelim, yüz yüze görüşelim. Çünkü, oradaki maksadımız şuydu: Yurtdışına sadece dedeler değil, uzman olan yani 12 hizmetin içinde bulunan zakir, gözcü, kurbancı, kapıcı, peyikçi var. Bunların hepsinin yol erkan bakımından önemli görevleri var. Yani dedelik, babalık makamı kadar bu görevler de kutsal ve önemlidir. Buna bağlı olarak, biz dedik ki, İzmir, Tunceli, Elazığ, Erzincan’dan İstanbul’a kadar hiç ayrım yapmadan bu konuda uzman olarak başvuranları gönderelim. Sadece dedeleri değil. Bu vasıtayla biz bir liste verdik. Ancak, Kültür Bakanlığı’na bağlı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, ‘Onları biz göndereceğiz, onlara pasaportlarını ve biletlerini biz vereceğiz, her şey bizim denetimimizde olacak’ dedi.”

“KİMİN DÖNÜP DÖNMEDİĞİ KONUSUNDA İKİLEMDE KALDIK”

Bir süre yurt dışına gidenleri görmeden tamam dediklerini belirten Süleyman Metin, “Ondan sonra o arkadaşlar yurtdışına gitti. Gönderirken pasaportu nasıl verdilerse dönüşte de bize iade edin diye tembih ettiklerini duydum. Dolayısıyla kimin geri dönüp dönmediği konusunda ikilemde kaldık, ondan sonra biz baktık ki bu iş bizim denetimimizde olmayacak, gönderdiğimiz adamın eğitimine bakamayacağız. Tunceli’de 72 kişilik yatakhanesi olan bir Cemevi yaptık. Bizzat dedelerimizi veya 12 hizmetli Alevi toplumunu kendimiz eğitelim istedik. 2018’in ikinci döneminde yurt dışına göndermedik, müdahil olduğumuz konu bu” dedi.

“ALİ EKBER YURT DA YURT DIŞINA İNSAN GÖNDERDİ”

Ali Ekber Yurt’un da yurt dışına her yıl insanları gönderdiğini belirten Metin şunları kaydetti:

“Yurt dışında bu konuda Alişan Hızlan bir dernek kurmuştu. O rahmetli olunca kızı vasıtasıyla bunlar Tunceli’de aynı şekilde her sene bu şekilde adam gönderdiler. Hatta daha uzun kalanlar da var, bunların hepsini biliyoruz. Sanki biz kaçak adam göndermişiz. Bizim derneğimizin veya vakfımızın böyle bir şeyle anılması kesinlikle doğru değil, bu ağır bir iftiradır.
Bizim kontrolümüz dışında olan bir durum olduğu için biz çekildik, bunu ilgili birimler de biliyor. O gidip dönenlere yönelik tekrar söylüyorum, imzalar karşılığında bakanlık görevlileri tarafından kendilerine pasaport verildi ve kendileri tekrar toplayıp aldılar, biz hiçbir şekilde müdahil olmadık.”

“DİĞER MEZHEPLERDEN DE İNSANLAR GİDİYOR”

Bu yöntemle sadece Alevilerin değil diğer mezheplerden de her sene on binlerce insanın gönderildiğine dikkat çeken Metin, “Duyduğum kadarıyla bunların aylık 5 bin lira harcamaları var. Biletleri, gidiş gelişleri, orada kalma yerleri. 500 Euro gibi sembolik bir para veriliyor. Daha sonra çoğalttılar. 1000 Euro’ya kadar çıkardılar. Burada zaten bu kişilere verilen para cezbeden bir şey değil. Ben kendi imkanlarımla gittim ama oradaki dernekler benim biletimi gönderdi, oradaki masraflarımı karşıladı, gittim geldim. Zaten oraya indiğin andan itibaren günde hiç olmasa da bir 50- 100 Euro paran gidiyor” diye konuştu.

“AVRUPADA YETİŞEN KİŞİLERİN ALEVİLİKLE İLGİLİ HİÇBİR BİLGİLERİ YOK”

Yurt dışında yaşayan bazı Alevilerin Alevilikle ilgili bilgilerinin yetersiz olduğunu savunan Süleyman Metin, yurt dışına insan gönderme amaçlarının orada yaşayanlara bilgiler öğretmek olduğunu söyledi.

Metin, kendisinin de defalarca gittiğini hatta Cem Vakfı’nın da bir ara insan gönderdiğini belirtti.

“ALMANYA’DA FETULAH GÜLEN VAKFINDAN BANA TEKLİF GELDİ”

Almanya’ya gittiğinde Fetullah Gülene bağlı Sünni kesimden birkaç kişinin kendisine gelip tanışmak istediğini söylediğini ifade eden Metin, “Bu kişiler ‘bizim derneğe gelip bize Ehl-i Beyt’i anlatır mısınız’ diye teklifte bulundular. Buna karşılık şunu dedim: Fetullah Gülen zaten tüm bunların detaylarını biliyor gidin ona sorun o size anlatsın. Kabul etmedik ve onlara merhaba bile demedik. Çünkü hiç ilgimizi çeken bir konu değil” dedi.

“SARI SALTIK OCAĞI ALİ EKBER YURT’U DARA KALDIRMALI”

Süleyman Metin Dede, Ali Ekber Yurt’un bağlı olduğu Sarı Saltuk Ocağı’na çağrıda bulunarak, “Ali Ekber Yurt’un bağlı olduğu Sarı Saltık Ocağı var. Ali Ekber Yurt’u dara kaldırıp, sorgulatsınlar. Neden vakfımızın adını böyle iftirayla kullandı, neden bizim Diyanetle oturarak protokol imzaladığımızı belirtiyor. Zaten Diyanet İşleri Başkanlığı veya Kültür Bakanlığı resmi yazışmayla bunu kabul etse, bizim inanç olduğumuzu kabul etme durumuna düşer” ifadelerini kullandı.

“NE YAPTIKLARI BİLİNSE BUNLAR ÇARŞIDA GEZEMEZLER”

Baba Mansur Vakfı Başkanı Süleyman Metin şöyle devam etti:

“Tunceli Cemevinin ne duruma düştüğünü tüm Tuncelililer biliyor. Bize binlerce şikayet geldi, biz karışmadık. Madem kendileri başkanı seçmiş ne yapıyorlarsa kendileri yapsın. Ancak bugün Tunceliler, bunların ne yaptığını, gerçeği bilseler, bunlar çarşılarda gezemezler.”

“TARİKATLAR ASİMİLE EDİYOR, HALK ZARAR GÖRDÜ”

Süleyman Metin, Dersim’deKİ tarikat örgütlenmesine ilişkin de konuştu. Metin, tarikat örgütlenmesinin Alevilere yönelik bir asimilasyon politikası olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Fetullah Gülen, ağırlığı Tunceli’ye vereceğiz, oraya yerleşeceğiz, dedi. Onun arkasında da bütün tarikatlar orada yurt açtı. Tamamıyla siyasi bir asimilasyon çalışması var. Ali Ekber Yurt onlarla hareket ettiği için zarar görmemiştir ama halk zarar gördü, insanlar zarar gördü, Alevilerle ilgili yanlış bilgiler verilmeye başlandı. Zorla, güçle yapamadıklarını tarikat vasıtasıyla yapmaya başladılar. Hemen hemen bütün mezheplerden Alevileri asimile etmeye yönelik gruplar var. Alevilik temiz olmayan hiçbir şeyi kabul etmiyor. Bu bir öz meselesidir, vicdanen doğru değilseniz, sözde doğrusunuz demek hikayedir.”

PİRHA/ İSTANBUL