Tanıklar, Çorum Katliamı’nda yaşananları anlatıyor-1/VİDEO

PİRHA – Yazar İsmail Hardal, 39 yıl önce Çorum’da yaşanan Alevi Katliamı’nın perde arkasını anlatarak, “Soykırım yöntemleri aynen uygulandı. Kadınların memeleri kesildi, cinsel organlarına çeşitli metal gereçler sokuldu. Yakılan fırınlara atılan insanlar oldu” dedi. Hardal ayrıca Alevi soykırım yöntemlerinin de araştırılması gerektiğine işaret etti.

Maraş Katliamı sonrasında planlanan Çorum Katliamı’nda neler yaşanandı? Tanıklardan Yazar İsmail Hardal anlattı.

12 Eylül askeri darbesine götürülen süreçte onlarca Alevi yurttaş katledildi, yüzlercesi ise yaralandı.

28 Mayıs – 4 Temmuz 1980 tarihleri arasında gerçekleşen Çorum Katliamının aynı zamanda bir direniş olduğunu ifade eden dönemin tanıklarından İsmail Hardal,Katliam girişimine karşı Çorum’da bir direniş var. Ama yer yer bu direniş çerçevesini aşan durumlar da söz konusu. Çorum’da yaşanan cephe savaşlarında faşist güzergahlar aşılıyor, faşizm bozguna uğratılıyordu. Yani direnişi aşan, aslında ayaklanmayı da içeren bir çerçeve var” dedi.

EGEMEN GÜÇLERİN KATLİAMDAKİ PARMAĞI NE OLDU?

Katliama giden süreçte yaşadıklarına ilişkin konuşan Hardal, dönemin egemen güçlerinin söz konusu tarihlerde hazırlık içerisinde olduğunu ifade ederek, “Bizler o dönemdeki örgütlülük düzeyimizle katliamın hazırlık sürecini algılamaya çalıştık. Buna ilişkin de ciddi önlemler almaya çalıştık. Önlemlerimizden bazıları; yalnız gezmemek, okula yalnız gitmemek, mümkün olduğu kadar güvenliği elden bırakmamak gibi hazırlıklardı” dedi.

“HALKIN DİRENİŞİ DEMOGRAFİK YAPIYI KORUDU”

Hardal’ın dikkat çektiği bir diğer konu da Çorum Katliamı’nı diğer katliamlardan ayıran noktalardı. “Saldırılar sonrası özellikle demografik yapı değiştirilememiştir” diyen İsmail Hardal şöyle devam etti:

“Çorum öncesi gerçekleştirilen katliamlarda ağırlıklı olarak planlanan program hayata geçmiştir. Yani egemen güçlerin planları hayat bulmuş ve katliamlar gerçekleştirilmiş, amacına ulaşmıştır. Yani hem bölgesel ekonomik düzeyden, hem de nüfus değişiminde amaçlanan noktaya ulaşılmıştır. Fakat Çorum’da bu gerçekleşmemiştir. Çok kitlesel bir göçten ziyade tekil göçler olmuştur. Ekonomik yapı çok fazla değişmemiştir. Bunun nedeni de Çorum’daki direnişin özüdür. Mesela Çorum Alevileri ile diğer bölgelerdeki Alevilerin davranışlarına bakarak bunu görebilirsiniz. Çorum’daki sosyalist hareketler ile diğer bölgedeki sosyalist hareketlerde bu farklılığı görebilirsiniz. Çorum’daki Aleviler kendi öz güvenlerine daha fazla sahiptir. Bunun nedeni direnmektir. Çorumda’ki sosyalist hareket diğer bölgedeki sosyalist hareketten daha özgüvene sahiptir. Mücadelenin bütün biçimlerine hazır bir donanıma kavuşmuştur. Dolayısıyla direnmenin getirdiği bir kültür ve özgüven şekillenmiştir. Bu diğer bölgelerdeki Alevilere yönelik farkındalıkla kendini gösterir.”

DİRENİŞTE KADINLARIN ROLÜ NE OLDU?

Hardal, katliam sürecinde kadınların nasıl bir rol oynadığını da anlatarak şöyle devam etti:

Çorum direnişinde gözaltına alınan kadınlar vardı. Bu kadınlar ağırlıklı olarak sosyalist hareketin içerisindeki kadın yoldaşlarımızdı. Bu insanlar biraz da cephe gerisinde çok önemli roller oynadılar. Cephe gerisi dediğim şey şuydu: Barikatlarda durma, barikatlarda duran insanlara yemek pişirme, yemek hazırlama, yemeği barikatlara ve daha ileri noktalara taşıma. Ağırlıklı olarak Çorum’daki ortak hareket noktasından sadece savaşı ön plana çıkarmamak gerekiyor, arka cephe planına da dikkat etmek gerekiyordu. Çünkü bu insanların yemek yemesi, uyuması lazım. 28 Mayıs ile 12 Eylül’e kadar olan süreci düşünün. O dönemde egemenlik sağlamışsınız ve bu egemenlik cephedeki unsurlarla alakalı değil, cephe gerisi ile alakalı. Mesela nöbetleri kadınlar da tutuyor. Yaşlı kadınların da bu konuda çok fazla emeği vardır. Bir eve girdiğiniz zaman hemen sana yemek verir, seni korur, gereken hürmeti yapar, güvenliğini de sağlayabilirlerdi. Dolayısıyla Alevi kadın hareketi diyebileceğimiz unsurlar da vardı ama sosyalist hareketin etkisi daha çoktu. Direniş sadece cephesel bir direniş değil, silahlı kitlesel bir direniş de aynı zamanda. Kadroları değil, kitle silahlanmıştı. Dolayısıyla halk komiteleri bunu organize edebilecek durumdaydı.”

“PARAMİLİTER GÜÇLER CAMİLERİ KULLANDI”

Çorum Katliamı’nda yapılan provokasyonları da anlatan Hardal, çatışmaların olduğu günlerde camilere makinalı silahların yerleştirildiğini söyleyerek şunları aktardı:

“Özellikle 4 Temmuz’da inanç merkezleri üzerinden provoke etmeye başladılar. Ulu Cami’den çıkan kitleye ‘komünistler, Kızılbaşlar, Alaattin Camisi’ne saldırdı, Alaaddin Camiisini yakıyorlar’ diye provoke ettiler. Sünni, cahil olan kesimler, faşist hareketin kontrolünde olan Sünni kitlelerin büyük çoğunluğunu bu olayların içerisine sürüklediler. Söylenenlerin tam tersi bir durum söz konusu oldu. Alaattin Camisine paramiliter güçler otomatik silahlar yerleştirdi. Camiyi kendi amaçları dışında kullandılar. Otomatik, üç ayaklı silahlar yerleştirdiler. Paramiliter güçler, çatışmalarda insanların bir kısmını öldürdü. Devletin yaptığı otopside ortaya çıktı. Sağlık emekçileri bunları kayıtlara geçirdi. Normalde bunlar kapatılmak istendi fakat sağlık emekçileri ‘cami de bu silahın ne işi var?’ diye sordular. ‘Ölenlerin bu camide ne işi var?’ diye sorup tutanaklara geçirdiler. O propagandanın tam tersine faşist hareketler, paramiliter güçler camileri kullandılar. Hastaneleri faşistler işgal ettiği için yaralı insanlar hastanelere götürülemedi. Çünkü yaralı götürülenlerin hepsi hastanede öldürülüyordu. Onun için alternatif sağlık birimleri oluşturuldu. Mesela halk komitesinin en büyük başarılarından biri alternatif yaşam alanları oluşturuldu, doktorlar temin edildi, alternatif sağlık ocakları oluşturuldu. Devletin hiçbir sağlık kurumuna insanlar gönderilmedi, yaralılar cephe girişindeki alternatif sağlık ocaklarında tedavi edildi.”

“EGEMEN GÜÇLER SOYKIRIM YÖNTEMLERİ UYGULADI”

Bir çok Alevi katliamında olduğu gibi Çorum’da da soykırım yöntemlerinin uygulandığını söyleyen Hardal, özellikle kadınların cinsel saldırıya maruz kaldıklarını söyleyerek kimi insanların da fırınlarda yakıldığını anlattı.

Hardal’ın aktarımları şöyle:

“Çorum’da da soykırım yöntemleri aynen uygulandı. Mesela yakalanan kadınların memeleri kesildi, cinsel organlarına çeşitli metal gereçler sokuldu. Yakılan fırınlara atılan insanlar oldu. Önce işkence ediyorlar, işkence sonrasında öldürüyorlar, daha sonra da yakıyorlar. Kadınların yakılması onların anlayışında vaciptir. Alevi hareketinin Alevi soykırım yöntemlerini çok ciddi araştırması gerekiyor. Mesela Alevi soykırımı gibi bir kampanya yapmaları gerekiyor. Fakat Alevi hareketi o noktanın çok çok gerisinde bir konumda.”

Cebrail ARSLAN – Eren GÜVEN / ANKARA

pirha.net © 2018