CANLI YAYIN
Ana Sayfa GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER, VİDEOLAR 28.02.2018 427 Görüntüleme

Tarihi Bakırcılar Arastası’ndan cılız bir ses yükseliyor

PİRHA- “Eti senin kemiği benim” denilerek ustaların yanında sanat öğrenen son çıraklar. Yaşları 60’ı aşmış son bakırcı ustalarının bu demlerini şu sözler en iyi anlatan cümle: “Gençliğimde çekici vurdukça altında ateş çıkıyordu. Şimdi artık bitti.”

Yüzyıllardır çekiçle dövülerek şekil verilen bakır eşyalar, ince ince işlenerek bir sanat eserine dönüştürülüyor. Çorum Bakırcılar Çarşısı’nda birbirinden değerli ürünleri piyasaya süren yılların ustaları ise şimdilerde çırak bulmakta zorlanıyor.

Unutulmaya yüz tutmuş pek çok meslek gibi bakırcılık da son dönemlerini yaşıyor. Eskiden sesleri ile bir bütün Çorum’da yankılanan sesi ile Tarihi Bakırcılar Arastası bu özelliğini kaybetmek üzere.

Unutulmaya bırakılmış mesleklerden olan kalaycılık ve bakırcılık mesleğini zanaatkarları ile konuştuk. Eskiden çok uzaklardan sesleri duyulan 300’den fazla ustanın bulunduğu tarihi Bakırcılar Arastasından artık cılız sesler yükseliyor. Şimdilerde pek çoğunun kapısına kilit vurulduğu bu çarşıda sadece altı usta kalmış. Onlardan sonra ise bu meslek tarihin tozlu raflarında yerini alacağa benziyor.

ÇIRAK BULAMIYORLAR

İki çocuk babası 62 yaşında Halil Uysal 14 yaşında bu işe başlamış. 47 yıldır bakıra şekil veren Halil Usta çırak bulamadığından işin tüm detaylarını kendi yapmak zorunda kalıyor.

Uysal, “Her şey güzel olur bakırda. Yemeği de hoş olur, lezzetlidir. Çelik, alüminyum çıktı bakırcılık bitti. Bu sanat yok oluyor yavaş yavaş. Bu siniler eskiden yapılırdı, kalaylanıyordu üzerinde kahvaltı yapardık. Şimdi süs olarak duvarlara asılıyor. Yine köy ekmeği yapıyorlar bunun üzerinde. Köylerdekiler genelde satın alıyor” diyor.

Eskiden daha iyiymiş. Zamanla yapan kalmadığı için talebin de olmadığını söyleyen Uysal, arastanın eski halini şöyle anlatıyor:

“Bu arastası da 100-150 kişi vardı. Kimi bakırcı kimi kalaycı. Yani çekicin sesinden geçilmiyordu. Kimi öldü kimisi bıraktı başka mesleklere yöneldi. Şimdi sadece 4 dükkan kaldı. Bu 4 dükkan da Türkiye çapında her yere gidiyor.”

Eskiden çıraklığın önemine ise şöyle değiniyor:

“Zor meslek çok da güzel. Herkes bu işi yapamaz. Temelden bu işi bellemek gerekiyor. 7-8 sene boyunca öğrenme sürecim oldu ona rağmen hala eksiğim vardır. Hiçbir zaman usta oldum diye bir şey yoktur. Onun bile eksiği çıkar. Eskiden çıraklık çok önemliydi. Okul gibi. Bugün talep olmayınca sanatta düşüyor gitgide. Kalfalar göstermezdi ‘benden daha iyi olur’ diye. İlgilenmiyorlardı. Halbuki bilselerdi bugün yok olacağını daha da ilgilenirlerdi. Benim iki tane çırağım vardı. Belledim ama onlar da durmadı.”

Sohbetin ardından severek yaptığı bu işi kendisinden sonra alacak kimsenin olmamasının verdiği kederle çekici vuruyor bakırın düzlüğüne.

BU İŞ İLE BÜYÜTTÜ, OKUTTU, EVLENDİRDİ

85 yaşındaki Mustafa Çevik’te arastasın en yaşı geçkin olanı. 1946’dan beri burada Mustafa usta.

12 yaşında ilkokuldan sonra başlamış çırak olarak bakırcılık işine. Çevik, “En zor sanat bu sanat. Çekiç ile yapıyorsun bu işi. Çekiç vura vura düzene koyuyorsun. Günlerce. Adam 7 tane kazana başlıyor 1 haftada yapıyor” diyor.

Bu iş ile çocuklarını “Büyüttüm, okuttum, evlendirdim” diyen Çevik, eski kullanılmış bakırları getirip yeniden eritiyor.

Çok emin kendisinden sonra bu sanatın yok olacağından Çevik usta; “Bitecek. Ben öldüğüm zaman gelirler kilidi vururlar satar paraları bölüşür çekip gider herkes evine.”

“ESKİDEN SES TA ÖTELERDEN DUYULURDU”

İki yıl çobanlık yaptıktan sonra 1971’de Çorum merkeze gelip bu sanatı belleyen bir başka usta ise, “Bu işi sevmiyorum, sevilecek bir meslek değil. Hele ki yaşlılık mesleği hiç değil. Önüne geçemiyorsun yaşlanıyorsun. Gençliğimde bir günde yaptığım işi bazen 2 günde anca bitirebiliyorum. Belki yarın 3 günde yapacağım. Sonra da bırakmak zorunda kalacağım” diyor.

“Çorum’da şu anda çalışan bakırcı olarak 6 kişi var. Bir altı kişi daha olsa iş olmaz” diyen usta talebin de gittikçe azaldığını belirterek yakınıyor.

İşini oldukça seven usta, şimdilerde yok olan sanatının eskiden nasıl işlediğini şöyle anlatıyor:

“Bu bir sanattır. Buraya gelsin biri bir kilo altın vereyim desin yapamaz. Yaşlandığımdan sevmiyorum. Gençliğimde seviyordum. Gençliğimde çekici vurdukça altında ateş çıkıyordu. Şimdi artık 62 yaşındayım. Artık bitti.

Eskiden 5 nüfus idik. 3 çocuk vardı. Şimdi kazanç bitti. Artık teknolojiye yeniliyoruz yani. Teknoloji daha kolay daha ucuz şeyler yapıyor.

5 sene sonra kimse kalmaz burada. Eskiden buradan sokaktan geçerken vatandaş kulaklarını kapatıp da giderdi. O kadar ses vardı. Ta ötelerden duyulurdu. Gece saat 11’e kadar çalışıyorduk. Şimdi 5 dedin mi kimse kalmıyor. Bu yaştan sonra akşam çalışamam, mümkün değil.”

Sevim KAHRAMAN/Suay ABAK

ÇORUM

 

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018