TTB: Bu şekilde tam kapanma evleri bulaş merkezine dönüştürebilir!-VİDEO

PİRHA-Türk Tabipleri Birliği (TTB), “Hayatı değil çarkları durdurun” diyerek iktidarın “Tam kapanma” kararını eleştirdi. Yapılan açıklamada “Karantina, izolasyon, salgınla mücadele önlemlerinin kamusal bir bakış açısı ve sorumlulukları yerine getirilmediği koşullarda gerçekleştirilen bir tam kapanma, evleri hastalığın bulaş merkezi haline getirebilecektir” denildi.

Türk Tabipleri Birliği, “Hayatı değil çarkları durdurun. Desteksiz, korumasız kapatma çözüm değil” başlığı altında basın toplantısı yaptı.

TTB sosyal medya hesapları üzerinden yapılan açıklamada konuşan Merkez Konsey Başkanı Şebnem Korur Fincancı, “Virüs ile randevulaşan bir yaklaşım söz konusuydu. Vaka sayıları artarken kontrolsüz ve normalleşememe hali ile karşı karşıya kalıp, haftalık ölüm sayılarının 2000’leri aştığı bir döneme geldik” dedi. Prof. Dr. Fincancı “Tam kapanma” kararını incelediklerinde halk sağlığını korumayı amaçlayan bir adımın olmadığını ifade ederek şunları söyledi:

“Aslında Cumhurbaşkanının da ifade ettiği gibi turizmi doğrudan amaçlayan bir yaklaşım sergilenmiş durumda. Halk sağlığının öncelenmediği her koşulda belli ediliyor. Sağlık politikası çökecek düzeye ulaşıyor. ‘Kapanma’ adı verilen bu uygulamanın, eve kapattığınız yoksulluğu, eve kapattığınız insanları nasıl etkileyeceği, ev içi şiddette salgın döneminde ortaya çıkan artışın nasıl izleneceği hiçbir biçimde tanımlanmış değil.”

“TAM KAPANMA KARARI TOPLUMU KORUMA ÖZELLİĞİ TAŞIMIYOR”

Şebnem Korur Fincancı’nın konuşmasının ardından TTB Pandemi Çalışma Grubundan Feride Aksu Tanık, “Tam kapanma” kararına ilişkin hazırladıkları metni okudu.

Feride Aksu Tanık, iktidarın açıkladığı kararların sadece bazı ekonomik önlemler ve güvenlik söylemleri içerdiğini söyledi. Aksu Tanık, hükümetin, ekonomik ve sosyal desteğe ilişkin herhangi bir önlem almadığını vurgulayarak şu açıklamayı yaptı:

“Düzenli geliri olmayanların, ancak gündelik kazanabilenlerin, yoksulların, günlük zorunlu gereksinimlerini karşılamadan toplum hareketliliğinin kısıtlanması başta olmak üzere salgın önlemlerini tartışmak yeterli değildir. Sosyal ve ekonomik destekten yoksun çarkların dönmeye devam ettiği tam kapanma kararı eşitsizliklerle covid-19’dan da ölmeyen halkı açlığa mahkum etmek, yoksulluk ve hastalığı evlere kapatmak anlamına da gelebilecektir. Oysa salgınla mücadele mümkündür. Bulaş zinciri kırılabilir.

Son günlerde yapılan test sayısının azaldığını kaygı ile izliyoruz. Yapılması gereken Dünya Sağlık Örgütünün de önerdiği gibi özellikle riskli gruplarda yaygın olmak üzere çok sayıda test yaparak aktif bir biçimde hastaları tespit etmektir. Tanı alan ama hastaneye yatması gerekmeyen kişilerin izolasyonu ev koşulları uygun değilse kamusal koşullarda bakım almaları sağlanacak yurtlar, misafirhaneler, oteller gibi kamu özel kuruluşları hizmete açılarak sağlanmalıdır.

Toplum hareketliliğinin sınırlanması da salgınla mücadelede uygulanan yöntemlerden biridir. Biz hekimler buna ‘sokağa çıkma yasağı’ demiyoruz. Açıklanan tam kapanma toplumun en dezavantajlı kesimlerini koruma özelliği taşımıyor. Hastalığın bulaşması kapalı mekanlarda bir arada geçirilen süre ile yakın ilişkilidir. Evlerde fiziksel mesafeye dikkat edilmesi, maske kullanılması olanaklı olmayacaktır. Karantina, izolasyon, salgınla mücadele önlemlerinin kamusal bir bakış açısı ve sorumlulukları yerine getirilmediği koşullarda gerçekleştirilen bir tam kapanma evleri hastalığın bulaş merkezi haline getirebilecektir.

Salgınla mücadelede ayrıca hangi sektörlerin üretime devam edeceği, hangilerinin üretime ara vermesi gerektiğine karar verirken şu sorulara yanıt vermek gerekir:

Bu sektör ya da ortam hayatın devamı için ne kadar kritik ya da elzem?

Bu sektör ya da ortam covid-19 bulaşmasına ne kadar katkıda bulunuyor?

Bu sektör ya da ortam kapandığında dezavantajlı gruplar ne kadar zarar görür?

Ancak açıklanan liste, üretime devam edeceği belirtilen sektörlere bakıldığında üretim imalat ve inşaat sektörlerinin yer aldığı izlenmektedir. Burada temel ölçütün salgının yayılmasını azaltmaya yönelik bir önceliklendirme olmadığı görülmektedir. Tam kapanma diye tanımlanan bu uygulama ile insanları eve kapatıp, istisnalar vererek dolaşıma izin vermek yerine kritik ve elzem olmayan sektörleri kapatıp insanları olabildiğince dışarıda tutmak çok daha akılcı, salgınla mücadelede etkili ve vicdani olur. Çünkü covid-19 çok büyük oranda kapalı ortamlarda bulaşmaktadır. Bu kapanmanın iki amacı olmalıdır. Bunlardan ilki; toplumsal dolaşımı yavaşlatmak, bulaşmanın en fazla olduğu mekanları kapatmak için kritik ve elzem olmayan sektörleri kapatıp kritik ve elzem sektörleri açık bırakmak,

İkincisi ise; evler arası ziyaretleri önlemek için çok iyi bir iletişim kampanyası sürdürerek insanların olabildiğince sokağa çıkmasına, açık havada gezmelerine ve belli ölçülerde mesafe önlemleri ile izin vermek.”

“SADECE VİRÜS DEĞİL YOKSULLUK DA ÖLDÜRÜYOR”

“Yaşamsal olmayan sektörlerdeki üretimler mutlaka durdurulmalıdır. Belli bir sayıdan fazla işçinin bir araya geldiği yerlerde özel havalandırma, yarı kadro ile tam ücretli, dönüşümlü üretim kurala bağlanmalıdır. İşyerlerinde servis tesis etme zorunluluğu getirilmelidir.

Biz hekimler sağlığın toplumsal belirleyicilerinin ne kadar önemli olduğunu en yakından biliyoruz. İnsanlarımızı sadece virüsün değil yoksulluğun, işsizliğin, yetersiz beslenmenin, yetersiz barınma koşullarının, kötü çalışma koşullarının, eşitsizliğin öldürdüğünü biliyoruz. Bu nedenle bizler, hastalıkla mücadele için elimizden geleni yaparken devletin de sosyal devlet olmayı anımsaması ve bir an önce hayata geçirmesi gerektiğini söylüyoruz.”

PİRHA/ANKARA