Alevi Haber Ajansi – PİRHA

Tunçdemir: Benim nezdimde Alevilik yargılanıyor-VİDEO

04 Haziran 2019 - 15:11 pirha.net
Tunçdemir: Benim nezdimde Alevilik yargılanıyor-VİDEO
15 views
04 Haziran 2019 - 15:11

PİRHA- İki aydan fazla tutuklu kaldığı Elazığ Cezaevi’nden geçtiğimiz haftalarda adli kontrol şartı ile serbest bırakılan PSAKD’nin Kartal Şubesi Eski Başkanı Songül Tunçdemir, yaşadığı hukuksuzluğu PİRHA’ya anlattı. Tunçdemir, “Bu Alevilere karşı açılan bir davaydı aslında. Benim nezdimde Alevilik yargılanıyordu” dedi. 

KHK ile işinden ihraç edilen öğretmen, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) Kartal Şubesi Eski Başkanı Songül Tunçdemir, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 12 Şubat 2019 Salı günü sabah saat 05.25’te evine ani polis baskını yapılarak gözaltına alınmıştı.

Tunçdemir, Malatya Adliyesi’ne götürülerek hakim tarafından ifadesi alındıktan sonra adli kontrol şartı ile serbest bırakılmış, ardından da Malatya Adliyesi’nde kimliğini almak için beklerken savcılık tarafından tekrar tutuklama kararı çıkarılarak hakim karşına çıkarılmış ve daha sonra Malatya Cezaevi’ne götürülmüştü. Mahkeme ilk başta adli kontrol şartıyla serbest bırakma kararı vermesine rağmen savcılığın tekrar itirazı üzerine tutuklama kararı vermişti. Tunçdemir daha sonra ise elazığ Cezaevi’ne konulmuştu.

22 Nisan’da Malatya’da görülen ilk duruşmada adli kontrol şartı ile serbest bırakılan Tunçdemir’in 21 Haziran’da ikinci duruşması görülecek.

Tunçdemir ile birlikte aynı dosya kapsamında Eski Eğitim-Sen Malatya Şubesi Başkanı Tarık Kaya ile İnsan Hakları Derneği (İHD) Malatya Şube Başkanı Gönül Öztürkoğlu da yargılanıyor. Yöneltilen suçlamalar arasında Kobane eylemlerine katılmak, örgüt propagandası yapmak, slogan atmak, pankart taşımak, sosyal medya paylaşımları yer alıyor.

8 MART, KOBANE VE ALEVİLERİN EYLEMLERİ SUÇ SAYILMIŞ

Cezaevinde yaşadığı hukuksuzluğu ve bu süreçte yaşadıklarını PİRHA’ya anlatan Tunçdemir, kendisine yöneltilen suçlamalarla ilgili şunları söyledi:

“Biliyorsunuz 2014-2015 yıllarında bir Kobane süreci yaşandı. Kobane’den ülkemize özellikle de Malatya’ya IŞİD’in zulmünden kurtularak gelen çok sayıda kadın ve çocuklar vardı. Onlarla ilgili yardım kampanyaları Çadır-Der diye bir dernekle olmuştu ve Kobane ile ilgili eylemler. Yalnız bu eylemler Malatya Emek ve Demokrasi Platformu’nun eylemiydi ve ben de o tarihlerde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şubesi’nin başkanıydım yani bu şekilde katılıyordum eylemlere. Eylemlerde atılan sloganlar, taşınan resimler ‘suç unsuru oluşturuyor’ diye beni de aldılar, sorguladılar. Terör suçu diye lanse ettiler. Bir de 8 Mart açıklaması vardı, iki de 8 Mart eylemi. 8 Mart’a çağrı açıklaması yine PSAKD Malatya Şube Başkanı olarak yaptığım açıklamaydı. 8 Mart eylemlerinde de yine başka kurumların getirdiği fotoğraflardan, atılan sloganlardan dolayı soruşturma açıldı bana. Facebookta benim paylaşmadığım ama benim etiketlendiğim fotoğraflar vardı. Mesela bunlardan biri Kadıköy’de Alevilerin yaptığı eşit yurttaşlık mitinginde üç arkadaş yan yana fotoğraf çektirmişiz arkadan orak çekiç bayrağı tutmuş biri geçiyor o objektife yakalanıyor. İşte bunu suç unsuru olarak görüyorlar. Yani suçlamalar tamamen düzmece, akıl almaz şekildeydi.”

“ADLİ SUÇLULARA İYİ MUAMELE ETMİYORLAR”

Tutuklandıktan sonra Malatya Cezaevi’ne gönderilen Tunçdemir, burada siyasi koğuş olmadığından 13 gün adlilerle birlikte kalmış. Burada cezaevi yönetiminin ve ceza infaz kurumu memurlarının adli suçlulara iyi muamele etmediklerine dikkat çeken Tunçdemir, memurların siyasi tutuklulardan çekindiklerini ve onlara olan davranışlarının daha dikkatli olduğunu kaydetti.

“SİYASİ TUTSAKLARA GÖNDERİLEN MEKTUPLAR VERİLMİYOR”

13 gün Malatya Cezaevi’nde kaldıktan sonra Elazığ Cezaevi’ne sevki yapılan Tunçdemir, orada yaşadıklarını ise şöyle anlattı:

“Yaşanan sorunlarla ilgili cezaevi müdürüyle görüşmek istediğimizde görüştürmüyorlar, her türlü kanalları tıkıyorlar. Bir de mektuplarım gelmedi. Siyasi tutsaklara gönderilen mektuplar özellikle toplu mektuplar verilmiyor. Sıcak su sabah saatlerinde her gün vardı. Onun dışında yemekleri zaten güzel değil biliyorsunuz toplu çıkarılan yemekler ama Malatya’daki yemeklere göre daha iyiydi.”

CEZAEVİ YÖNETİMİNDEN MAHKEMEYE YAZI

Kendisi Elazığ Cezaevi’nde olan Tunçdemir’in duruşması ise Malatya’da görüldü. İddianamede duruşmaya SEGBİS ile bağlanacağının yazıldığını ancak avukatının duruşmaya getirilmesi için  başvuru yaptığını belirten Tunçdemir, cezaevi yönetiminin buna uymayarak son ana kadar ne avukatına ne de kendisine herhangi bir bilgi vermeden mahkemeye ‘kaçırılır şüphesiyle gönderemeyeceğiz’ şeklinde bir yazı yazdığını ve bunu da kendilerine duruşma saatinde bildirdiklerini kaydetti.

“ALEVİLER BASKILANMAYA ÇALIŞILIYOR”

Kendisinin gözaltına alınıp tutuklanmasının Alevilere yönelik baskı politikalarından bağımsız olmadığını belirten Tunçdemir, “Geçmişten beri aslında Alevilere yönelik baskı, sindirme politikaları gözaltı ve tutuklamalarla devam etmekteydi. Sistem o kadar sinsi bir şekilde yaklaşıyor ki direk sen Alevisin, bu eyleminden, duruşundan, mücadelenden rahatsız oluyorum; ya da suçlama bu şekilde değil de başka bir yerlere yakıştırma şeklinde Aleviler gözaltına alınıp tutuklanıyor, bu şekilde baskılanmaya çalışılıyor.” dedi.

“BENİM NEZDİMDE ALEVİLİK YARGILANIYORDU”

Duruşma gününde polislerin adliyenin önünde yoğun güvenlik önlemi almalarının ardından halkın ‘burada ne oluyor’ sorusuna ‘Bugün önemli bir dava var. Alevi bir kadının duruşması var. Onun için güvenlik önlemi alıyoruz’ dediklerini ifade eden Tunçdemir, “Bu güzel bir şey çünkü bu durumu yaratanlarda bir panik havası yarattığını gösteriyor. Çünkü bu Alevilere karşı açılan bir davaydı aslında. Benim nezdimde Alevilik yargılanıyordu. Bu süreçte sadece kendi kurumum değil tüm Alevi kurumları bir araya gelerek bana destek verdi Alevi medyasından vekillerine kadar. Bu birlik mahkemeyi kesinlikle etkilemiştir” diye konuştu.

“EZİLENLERİN BİR ARAYA GELMESİNDEN KORKUYORLAR”

Yönetenlerin, ezilenlerin bir araya gelmesini istemediğini sözlerine ekleyen Tunçdemir, son olarak şunları söyledi:

“Böl, parçala, yönet taktiğiyle kimsenin yan yana gelmesini istemiyorlar, ‘ezilenler birleşmesin, kimseyi yan yana görmek istemiyoruz’ diyorlar. Çünkü ezilenler yan yana geldiği zaman ezilmekten kurtulacaklar ve ezenlerin hükümdarlığı sona erecek. Korku bu aslında.”

PİRHA/İSTANBUL

pirha ©2019