CANLI YAYIN
Ana Sayfa GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER 12 Aralık 2018 358 Görüntüleme

Tutuklu TV10 programcısı isyan etti: Tam bir hukuk faciası yaşıyoruz

Tutuklu TV10 programcısı isyan etti: Tam bir hukuk faciası yaşıyoruz
Tarih: 12 Aralık 2018 - 7:00

PİRHA-11 aydır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Tv10 programcısı Veli Haydar Güleç, PİRHA’ya gönderdiği mektupta, aylardır iddianamelerinin tamamlanmamasına isyan etti. Güleç, yaşanan hukuksuzluğa, adaletsizliğe ve vicdansızlığa karşı sesiz bir çığlık attığını yazdı.

10 Ocak 2018’de gözaltına alınan Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ile Tv10 programcı Veli Haydar Güleç 18 Ocak’ta tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmişti. 11 aydır tutuklu bulunan Büyükşahin ve Güleç’in iddianameleri henüz hazır değil.

Güleç, cezaevinden gönderdiği mektubunda bir türlü tamamlanamayan iddianamelerini ve kendilerine yaşatılan hukuksuzluğu yazdı. Güleç, “Dava dosyamızın başına gelenler tam bir hukuk faciası, hukuk rezaleti. Sanki bütün aksilikler ve hukuksuzluklar el ele vermiş dava dosyamızın üzerine çöreklenmiş” dedi.

“ADALET NEYDİ, HUKUK NE İŞE YARARDI?”

Güleç’in mektubu şöyle:

“Rehin alınışımızın 11’inci ayındayız. Aylardan Kasım, günlerden Pazar, saat sabah 08:30. Soğuk demir kapının gıcırdayan sesi havalandırmanın açılacağının habercisi. Sayımdan sonra kendimi havalandırmaya atıyorum, her gün yaptığım gibi. Hava soğuk ve kasvetli. Yüzümü dikdörtgenden oluşan duvarların arasından gökyüzüne çeviriyorum. Gökyüzü griye boyanmış bulutlarla solgun bir tabloya benziyor. Bol bol oksijen çekiyorum ciğerlerime. Tek başıma yürümeye başlıyorum. Bunu sık sık yapıyorum. Kendimle baş başa kalıp bir süre hayallerimle yaşamak beni inanılmaz mutlu ediyor. O an ne soğuk demir, ne sevimsiz beton, ne konuşulanlar ne de gökyüzünün griliği düşündürüyor beni. O an kendimi ve kurduğum hayallerle yaşamanın dayanılmaz mutluluğunu yaşıyorum. Bir an hayal ettiklerimin arasına dava dosyası da girmez mi! O an bütün huzurum yerle bir oluyor. Sahi adalet neydi, hukuk ne işe yarardı?

İDDİANAME SERÜVENİ

Dava dosyamızın başına gelenler tam bir hukuk faciası, hukuk rezaleti. Sanki bütün aksilikler ve hukuksuzluklar el ele vermiş dava dosyamızın üzerine çöreklenmiş. Anlayacağınız dava dosyamızın başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiş cinsten. Tutukluluğumuzun 6’ıncı ayında iddianamemiz çıkıyor, mahkemeye yollanıyor savcılık tarafından. Ama mahkeme kabul etmeyip gerisin geri savcılığa iade ediyor. Savcı tekrar mahkemeye gönderiyor, mahkeme ikinci sefer yeniden savcılığa iade ediyor. Savcı bu sefer de bir üst mahkemeye gönderiyor iddianameyi. Ama üst mahkeme de savcıya iade ediyor. Ama biz ‘Neden iade ediliyor, gerekçe nedir?’ bunları hiç bilemiyoruz. Çünkü dosya üzerinde gizlilik kararı var. Ne menem suç işlemişsek onu da bilemiyoruz. 7’inci ayın sonunda beni ve Veli Büyükşahin arkadaşımı ses analizi için Adli Tıp Kurumu’na götürdüler ve seslerimizi aldılar. Kim tarafından talep edildiğini sorduğumuzda savcılık tarafından istendiğini söylüyor Adli Tıp çalışanları. Daha sonra mahkemenin iddianameyi iade etmesinin gerekçelerinden birinin bizim ses analizinin olmamasıyla ilgili olduğunu öğreniyoruz. Nasıl bir hukuk anlayışı, nasıl bir prosedür, nasıl bir adalet duygusu doğrusu anlamış değilim. Normalde mahkemenin iddianameyi kabul edip duruşmada seslerin bize ait olup olmadığını sorması gerekirken bunu savcıdan talep etmesini aklım almadı. Soruşturma dosyası ile ilgili ifademiz hakim tarafından alınırken bununla ilgili bir soru sorulmadı. Biz soruşturma dosyasında iddia edilen suçlamaların suç teşkil etmediğini, tüm faaliyetlerin yasal bir siyasi partinin rutin çalışmaları olduğunu ifademizde belirttik. Telefon vb dinlemelerin yasal olmadığını, olsa bile tümünün ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında olduğunu, iddia edilen suçlamaların zorlama olduğunu ve dosyanın 6 yıl öncesinden hazırlandığını, bir suç teşkil etse o gün bu soruşturmanın açılacağını ama belli ki bir suç olmadığı için soruşturmanın açılmadığını, dosyanın da tozlu raflara kaldırıldığını söyledik ifadelerimizde.

“AYLARDIR ESARET HAYATI YAŞIYORUZ”

Sevgili dostlar bu hukuksuzluk bununla sınırlı kalmadı. Aldığımız duyumlara göre Adli Tıp ses analizlerini incelerken dosyanın eksik olduğunu görüyor ve aradan geçen 2 ay sonra dosya Adli Tıp tarafından savcılığa geri gönderiliyor. Çünkü savcılık eksik evrak göndermiş Adli Tıp’a. Şimdi düşünün bizler önce mahkemenin haksız kararı sonra da savcılığın özensiz davranışlarından dolayı aylardır burada esaret hayatı yaşıyoruz. Nasıl bir vicdan duygusu, nasıl bir adalet anlamak çok zor. Düşünebiliyor musunuz insanlar savcının ve mahkemelerin hata ve kusurlarından dolayı aylarca tutuklu kalabiliyor. Şimdi düşününce şaka gibi geliyor bana.

BARIŞ, ÖZGÜRLÜK VE EŞİTLİK TRENİNİN YOLCULARI   

Sevgili dostlar gözaltına alınıp tutuklanmamızı çok umursamıyorum. Çünkü bu ülkede bizim durumumuzda olup da cezaevlerinde yatan binlerce insan olduğunun bilincindeyim. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL rejiminin en büyük hedefi Kürt siyasal hareketi olmuştur. Devlet ve hükümet Kürt siyasetini topyekün tasfiye sürecini başlatmıştır. Kürt sorununun çözümü için ülkenin barış mücadelesine, özgürlükçü, demokratik ve eşitliğe dayalı bir ülke için çalışan ve mücadele eden herkesi hem susturmak hem de korkuya mahkum etmek için cezalandırmaya yönelmiştir. Bizler de bu sürecin bir parçasıyız. Ama iktidar burada bir konuda yanılıyor. Bizi rehin alarak ne susturabilirler ne de korkutabilirler. Derler ya ‘Demirden korkan trene binmez’. Bu tren ülkenin tüm halklarının barış, özgürlük ve eşitlik trenidir. Biz de bu trenin yolcularıyız. Bugün hukuk üzerinden bizi sindirmeye ve cezalandırmaya çalışanlar gün gelir hukuk ve adaletin kendilerine de lazım olacağını unutmasınlar. Devlete ve zalimlere karşı vatandaşın hakkını ve hukukunu koruması gereken hukuk kurumları bugün kendi vatandaşlarını cezalandıran engizisyon mahkemelerine dönüşmüştür. Sorun sadece biz değiliz bizim gibi binlerce insan bu sürecin mağduru haline gelmiştir. Benim yaptığım yaşanan bu hukuksuzluğa, adaletsizliğe ve vicdansızlığa karşı sessizliğe haykırılan bir çığlıktır. Dilerim sessizliğin sesi oluruz. (HABER MERKEZİ)

 

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Brexit pazarlıkları başladı

Brexit pazarlıkları başladı

pirha.net © 2018