Ana Sayfa BÜYÜK SÜRMANŞET, GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER, YAŞAM 21 Haziran 2017 555 Görüntüleme

Veli Büyükşahin: Alevilerin güçlenmesi, ayrılmaktan değil, tersine bütünleşmekten geçiyor

Veli Büyükşahin: Alevilerin güçlenmesi, ayrılmaktan değil, tersine bütünleşmekten geçiyor
Tarih: 21 Haziran 2017 - 17:07

PİRHA-Uzun yıllardır Alevi hareketinin içinde olan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı ve Üryan Xızır Ocağı evlatlarından Veli Büyükşahin, Alevi sorunlarını Artı Gerçek’teki köşesinde yazmaya devam ediyor. “Ne Oluyor Bu Alevilere” başlıklı yazısında Büyükşahin, “AKD’nin, Alevi Bektaşi Federasyonunun tüm yönetim kademelerinden topluca istifa etmesinin çok ama çok önemli sebepleri olmalıdır. Hiçbir kişisel çelişki ve çatışma böyle bir geri çekilmenin gerekçesi olamaz” dedi. 

Son süreçte Alevi kurumlarının çatı örgütü olan ABF’de oluşan tartışmaları rızalık kurumu üzerinden değerlendiren Büyükşahin, “OHAl koşullarında en fazla zarar gören Aleviler, bu saldırıları bertaraf etmek için güçlerini daha da bütünleştirirken, ayrılık tartışmaları Alevilerin zararınadır” tespitinde bulundu. Büyükşahin herkesin içten içe sorduğu o soruyu sorarak yanıt aramaya çalıştı: Neden şimdi?

Veli Büyükşahin’in artı gerçekteki ‘Ne oluyor bu Alevilere?’ Başlıklı köşe yazısı şöyle:

“NE OLUYOR BU ALEVİLERE?”

Yakın tarihimizde Ortaca katliamı, Çorum katliamı, Sivas katliamı gibi yıldönümlerinin kimisinin anmasını yaptık, kimilerinin de anma hazırlıklarını yapıyoruz.

Bir taraftan Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet Yürüyüşü, diğer taraftan Demirtaş’ın cezaevinde nasıl yaşanırı salık veren kılavuzu.

Tamda bu süreçte Demokratik Alevi Hareketinde yaşanan sorunlar daha bir görünür olmaya başladı.

“ALEVİLER KENTLEŞMEYLE BİRLİKTE ÖRGÜTLENDİLER”

Bildiğimiz gibi Aleviler kentleşmeyle beraber son 30-40 yılda dernek ve vakıflar adı altında örgütlenmeye çalışıyor. Alevi toplumunun ve bu yola gönül verenlerin büyük emekleriyle oluşturulan bu örgütlenmeler sadece Türkiye’de de değil dünyanın her tarafına dağılmış durumda. Bütün baskılara, yıkımlara ve tehditlere rağmen imece usulüyle çok sayıda Cem evi açıldı.

Alevileri her zaman tehdit olarak gören devlet ve bazı güç odakları onları denetim altında tutmak, yönlendirmek ve asimilasyonu hızlandırmak için hatırı sayılır sayıda örgütler ve cem evleri kurdurdular. Fetullahçılar, AKP’liler, Ülkücüler, Şiiler, Sünniler ve Devlet bunlardan bazıları.

“KURUMLAR HER ŞEYE RAĞMEN MÜCADELE EDİYORLAR”

Her şeye rağmen ABF (Alevi Bektaşi Federasyonu) ve önemli sayıdaki diğer Alevi örgütlenmesi toplumun beklentileri doğrultusunda ciddi bir mücadele yürütüyorlar. Bu örgütler Türkiye’nin demokratik muhalefeti, emek hareketi, kadın hareketi ve zaman zamanda Kürt hareketiyle demokrasi ile özgürlükler noktasında bir araya gelerek mücadeleyi ortaklaştırmaya çalışıyor.

“AKD’NİN ABF’DEKİ GÖREVLERİNDEN AYRILMASI”

Üç gün önce 70-80 şubesiyle ABF’nin en önemli bileşenlerinden biri olan Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkez Yönetim Kurulu, yazılı bir açıklamayla federasyonda görev alan yönetim, denetleme, disiplin kurulu asil ve yedek üyelerinin görevlerinden istifa etmelerine karar verdiklerini bildirdi.

ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız; AKD’nin federasyonun olmazsa olmaz bir bileşeni olduğunu ve bunun bir AKP operasyonu olduğunu, Alevi toplumunu ve büyük bedeller ödeyerek oluşturdukları kurumlarını, bir kişinin anlayışına teslim etmeyeceklerini ifade ederek tepkisini dile getirdi.

AKD’nin Mersin Cemevi başkanı ve dedesi Hasan Kılavuz ise “bu doğru değil, bunu kabul edemeyiz” şeklinde tepki gösterdi. Tepkiler ardı ardına gelmeye devam ediyor.

Bir dernek nasıl ki bir federasyona üye olmakta özgürse elbette ki ayrılmakta da bir o kadar özgürdür. Ancak içinden gelerek örgütlendiğiniz topluma karşı da sorumluluklarınızı yok sayamadan, kamuoyunu ve Alevi toplumunu tatmin edecek geçerli nedenleri izah etmek mecburiyeti de doğuyor.

Elbette ki burada şimdilik açıklamaya ihtiyaç duymadığım birçok spekülasyonun yanında, bildiğimiz, duyduklarımız da var. Fakat demokratik kamuoyu ve Alevi toplumunun moralini bozacak kulaktan dolma, kişiselleştirilmiş tartışmaların yarar getirmeyeceğine inandığımdan buna girmeye ihtiyaç duymuyorum.

“NEDEN ŞİMDİ?”

Bu toplumun ve Alevi kurumlarıyla bağı olan her birey aşağıdaki nedenlerden dolayı ‘neden şimdi’ diye sormayacak mı?

2 Temmuz Sivas Madımak ve Çorum katliamı anma hazırlıkları tüm hızıyla devam ediyorken

OHAL koşullarında Aleviler dahil olmak üzere tüm toplumsal kesimler büyük baskılarla karşı karşıyayken

Neredeyse itiraz eden her kurum kapatılmışken

OHAL gömleğine sığmayan herkes gözaltında ya da tutuklanmışken

Yüz binler işinden edilmişken

İşsizlik oranı yüzde yirmilere dayanmışken

Adalet yürüyüşleri başlamışken

Milletvekilleri ve belediye başkanları tutuklanmışken

Gazeteci, aydın ve akademisyenler cezaevlerindeyken

Gazeteler, radyolar ve televizyonlar kapatılmışken

Her gün çatışmalardan kaynaklı cenazeler gelirken

Korumalarının Amerika da bile olsa insanları dövme hakkını kendinde gören bir Cumhurbaşkanı varken

Bunlara HAYIR diyen yüzde elli varken

Demokrasi ve Adalet için farklılıkları bir yana bırakıp birleşelim diyenler çoğalmışken

Aleviler bu demokratik birlikteliğin yüzde yüz, tartışmasız içindeyken

Alevi Bektaşi Federasyonun tüm yönetim kademelerinden topluca istifa etmenin çok ama çok önemli sebepleri olmalıdır. Hiçbir kişisel çelişki ve çatışma böyle bir geri çekilmenin gerekçesi olamaz.

“ALEVİ KURUMLARI DA ELEŞTİRİLMELİ, ANCAK KONUMUZ BU DEĞİL”

İsmi geçen Alevi kurumlarının Genel Başkan ve yönetimlerini tanıyor, görüşüyoruz. Bu kurumların her birinin iç işleyişlerinden tutunda, Alevilerin ve ülkemizin sorunlarına yaklaşımda eleştirilecek yönleri vardır. Belki de yapmamız gereken en önemli eleştiriler neden bu kurumlar kendi içinde yeterince demokratik değil, neden bu kurumlar sorunlarımızı yeterince sahiplenmiyor ve ortak bir mücadeleyi örgütlemiyor. Başka eleştirilerde sıralanabilir elbette ama konumuz bu değil.

(HABER MERKEZİ)

pirha.net © 2018