CANLI YAYIN
Ana Sayfa ALEVİ HABER, GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER 8 Ekim 2017 389 Görüntüleme

Veliyettin Ulusoy: Turnalar arasındaki dayanışmayı canı gönülden tekrar hatırlamalıyız

Veliyettin Ulusoy: Turnalar arasındaki dayanışmayı canı gönülden tekrar hatırlamalıyız
Tarih: 8 Ekim 2017 - 14:58

PİRHA- Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy, Serçeşme Dergisi’nde yazdığı “Turna” başlıklı yazısında insanların, turnaların duygudaşlık ruhuyla kurmuş oldukları dayanışma biçimini büyük ölçüde yitirdiğini vurgulayarak, turnalar arasındaki dayanışmayı canı gönülden tekrar hatırlamalıyız” dedi. 

Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy, Alevilik inancında önemli bir yeri olan turna ve turnalar arasındaki dayanışma ile ilgili Serçeşme Dergisi’nde bir yazı kaleme aldı.

Ulusoy, “Turna” başlıklı yazısında Turna’nın özelliklerine vurgu yaparak, “Toplumsal bir dayanışma içinde yaşadığı için neredeyse hiç düşmanı yoktur; timsahlar ve ‘insanları’ hesaba dahil etmezsek; zaten bunların dışında da hiçbir canlıyı tehlike veya düşman olarak bilmezler. Düşmanlarından adeta efsanevi bir şekilde ihtiyat ile kaçınır ve kural olarak çok yaşar” ifadelerini kullandı.

“TURNA SAFLIĞIN, BEREKETİN, SIRRIN, ÖZGÜRLÜĞÜN SİMGESİDİR”

Turnalar için “Saflığın, vefanın, sadakatin, sırrın, özgürlüğün, onurun, bereketin, güzel haberin, güzelliğin, estetiğin ve mutluluğun simgesi” diye yazan Ulusoy şunları dile getirdi:

“Turnaların neşeli duygudaşlık ve birliktelik içindeki dayanışması yalnızca kendi familyalarında olan kuşlar ile değil onların çoğu su kuşu ile kusursuz bir toplumsal ilişki yürütmelerine vesile olur. Öngörüleri ve zekâsı ile değişen yeni yaşam alanları ve koşullarını anında anlar ve ona göre yaşamlarını idame etmeleri için çözüm yöntemi geliştirirler.

Gündelik yaşamlarının akışı içerisinde nöbetçi turnalar karnını doyuran ya da dinlenen bir katara daima göz kulak olur ve bu nedenle avcıların onlara yaklaşması çok zordur. Eğer bir ‘insan’ turnaları rahatsız etmeyi, şaşırtmayı ‘başarırsa’ ya da ürkütürse, önce tek bir izci ve sonrasında bir grup izci göndermeden bir daha aynı yere asla dönmezler. Keşif grubu geri dönüp, tehlike arz edecek bir durum olup olmadığını bildirir. Bildirilen bu bilgi yetinmeyen turna katarı harekete geçmeden önce ilk gelen bilgiyi doğrulamak için ikinci bir keşif grubu gönderilir. Gelen bilgiye göre tehlike arz eden ya da riskli bir durum yoksa harekete geçmeye başlarlar.

“TOPLUMSAL DAYANIŞMA İÇİNDE YAŞARLAR”

Turnaların sabahın erken saatlerinde başlayıp, gecenin geç vaktine kadar sürekli faaliyet ve hareket içinde bulunduklarını ancak yalnızca sabahları yiyeceklerini aramaya birkaç saat ayırdıklarını belirten Veliyettin Ulusoy, şunları kaydetti:

“Geri kalan zamanın tümünü toplumsal hayat içindeki faaliyetlere ayırırlar. Küçük tahta parçaları ve küçük taşları alır, onları havaya atar ve yakalamaya çalışır; boynunu gerer, kanatlarını açar; dans eder, zıplar, koşturur ve her yönü ile iyi mizacını, zarifliğini ve güzelliğini ortaya koyarlar. Toplumsal bir dayanışma içinde yaşadığı için neredeyse hiç düşmanı yoktur; timsahlar ve ‘insanları’ hesaba dahil etmezsek; zaten bunların dışında da hiçbir canlıyı tehlike veya düşman olarak bilmezler. Düşmanlarından adeta efsanevi bir şekilde ihtiyat ile kaçınır ve kural olarak çok yaşar.”

“TOPLUMSAL BİRLİKTELİĞE ÇOK ÖNEM VERİRLER”

“Turnalar türün devamı için çok sayıda yavru yetiştirmezler ama niteliğe ve neşeli duygudaşlık, dayanışma ve toplumsal birlikteliğe çok önem verirler” hatırlatmasında bulunan Ulusoy, Tek eşlilik kuralına büyük bir sadakat ile uyup ve buna göre yaşarlar. Yuvaya genellikle iki yumurta bırakırlar. Kuluçka evresinde erkek dişi ayrımı yapmadan dönüşümlü yatarlar ve yavrulara birlikte bakıp, birlikte büyütürler. Devriye içindeki devrin sonunda eşlerden biri yaşamını yitirdiğinde diğer eş sürüden, katardan ayrılır ve bir daha asla dahil olmaz. Kendi içlerinde rekabete yer vermezler; bunun yerine her turna kendi gücü ve kapasitesi oranında çalışır, üretir ve aralarındaki toplumsal birliktelik ve dayanışmaya katkı sağlar. Sorumluluk aldıkları veya görev tayin edildikleri vazifeyi güçleri ve imkânları ölçüsünde üstün bir gayret ile yerine getirmeye çalışırlar” ifadelerini kullandı.

“DAYANIŞMAYI, BİRLİKTE ÜRETMEYİ YİTİRDİK, YENİDEN HATIRLAMALIYIZ”

Veliyettin Ulusoy, insanların turnaların duygudaşlık ruhuyla kurmuş oldukları dayanışma biçimini büyük ölçüde yitirdiğini vurgulayarak, şunları ekledi:

” Aslında bir zamanlar bu dayanışma modelini kendimize rehber edinip, uygulamıştık ve hatta haber, selam ve sırlarımızı turnalar aracılığı ile gönüllerimizi birlemiş olduğumuz makamlara iletirdik. Bugün toplumsal dayanışmayı, birlikteliği, yardımlaşmayı, birlikte üretmeyi ve paylaşmayı nerede ise unutmak ya da rekabet edecek bir biçimde terk etmenin eşiğindeyiz. Birbirimizin eksik ve noksanlıklarını tamamlama yerine sanki bir marifetmiş gibi nerede bir açık var, zayıf noktası neresi diye ‘yeni keşifler’ yapmaya çalışıyoruz. Bu ifade belki ağır gelebilir ama amacımız gönül kırmak ya da kimseyi incitmek değildir. Birlikteliği, toplumsal dayanışmayı, birlikte üretme ve paylaşmayı, mutluluğu, güzel olanı, saflığı, bereketi, bolluğu arıyorsak turnalar arasındaki duygudaşlık üzerine kurulu olan dayanışmayı canı gönülden tekrar hatırlamalıyız diye düşünüyorum.”

(HABER MERKEZİ)

 

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018