Yasaklanan 1 Mayıs Mahallesi Kuruluş Festivali, PSAKD Ataşehir Şubesi’nde yapıldı-VİDEO

PİRHA-Yasaklanan 1 Mayıs Mahallesi Kuruluş Festivali, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi’nde düzenlendi. Burada konuşan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Özne biziz. Yapacak olan biziz. Biz güçlüyüz. Ama gücümüzü çoğullarla bir araya gelerek, onları tanıyarak artırabiliriz” diye konuştu.

Ataşehir Kaymakamlığı tarafından yasaklanan geleneksel 1 Mayıs Mahallesi Kuruluş Festivali bugün Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi’nde gerçekleşti.

Yapılan etkinlikle, İstanbul’un Ataşehir ilçesinde bulunan ve günümüzde Mustafa Kemal Mahallesi olarak bilinen mahalleye 2 Eylül 1977 tarihinde gelen yıkım ekiplerinin müdahalesi sonucu yaşamını yitirenler anıldı.

“Faşizme karşı 2 Eylül ruhuyla mücadeleye” şiarıyla düzenlenen festivale Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Partizan, KÖZ ile Anadolu Yakası Dersimliler Derneği katıldı.

Festival kapsamında “Güncel Siyasal Süreç” başlığıyla düzenlenen panelde, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Partizan temsilcisi Kenan Özyürek ve KÖZ temsilcisi Orhan Dilber konuşmacı olarak yer aldı.

“IRKÇI SALDIRI DENEN ŞEY SİYASALDIR, SINIFSALDIR”

PSAKD Ataşehir Şubesi’nden İsmail Aslan 1 Mayıs Mahallesi’nin isminin, 1 Mayıs 1977 tarihinde İstanbul Taksim’de yaşanan katliamda hayatını kaybedenlerin anısına konulduğunu ifade etti.

KÖZ temsilcisi Orhan Dilber, son dönemde yükselen ırkçı ve nefret saldırılarına değinerek; “Toplumdaki esas çatışma unutturulmaya çalışılıyor. Esas çatışma, ezen ile ezilen, sömüren ile sömürülen arasındadır. Irkçı saldırı denen çatışma siyasaldır, sınıfsaldır. Hangi inançtan, hangi kökenden olursa olsun emekten yana olanları, ezilenleri birleştirmemek; birbirine düşürüp, bölmek için tezgâhlanan bir şeydir. Gelen saldırılara karşı tek cepheden ortak mücadele edilmelidir” dedi.

“ALEVİ HAREKETİ DEMOKRASİ HAREKETİDİR”

Partizan temsilcisi Kenan Özyürek ise şöyle konuştu:

“Demokratik hareketler sıkıştırılmış durumdadır. Halkın kendini ifade edebileceği kitle örgütleri kuşatılmış durumda. Grevler yasaklandı. İktidar bununla övünüyor. AKP ve MHP her şeyi yasakladıkları saltanatı sürdürmek istiyor. Buna karşı çok ciddi tepki de büyümüş durumda.

12 Eylül’den sonraki tüm hareketler sokakta aktif bir mücadele içinde gelişti. Bugüne baktığımızda Alevi hareketini incelediğimizde; Alevi hareketi cemevlerine sıkışmış bir hareket değildi. Sokakta ciddi demokrasi mücadelesi verdi. Son dönemde cemevlerine hapsedilmiş Alevi hareketi görüyoruz. Evet cemevleri gerekli fakat bizi cemevlerine hapsettiklerinde cemevlerinin camiden farkı kalmaz. Alevi hareketi bir demokrasi hareketidir.”

“CUMHURİYET ADI ALTINDA 3. MEŞRUTİYET KURULDU”

HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül’de 1 Mayıs Mahallesi’ndeki polis ablukasına ilişkin olarak, “Burayı devlet kuşatmış. Neden? Burası Alevi, Kürt, kadın olduğu için kuşatmış. Çoğullarımızın tamamını bir araya getirmek zorundayız. Bu ülkede, “Kürt’üm, Alevi’yim, kadınım” dediğiniz zaman siyaset yapmış oluyorsunuz. Çünkü bu değerler inkâr ediliyor. Bu değerlere saldırılıyor. Bu hükümet gitmez diyenler oluyor. Bir şey yapamazlar. Gidecekler. Cumhuriyet adı altında 3. meşrutiyet kuruldu. Şu an 4. meşrutiyeti yaşıyoruz. Böyle cumhuriyet olmaz. Yüzde otuz güçleri kalmış. Herkes bekliyor ki bir tane kurtarıcı gelsin. 2 Eylül 1977 deneyimi çok önemli. Masal değil. Onu tekrar yapamayız. Buna gerek de yok. Konjoktürel olarak yapmamız gerekenler var. Yapacağımız şey çoğulluğu kapsayıcı şey olmalı” ifadelerini kullandı.

“KHK İLE İHRAÇ EDİLENLER ADI KONMAMIŞ İDAM CEZASINA MAHKUM EDİLDİ”

KHK ile ihraç edilenlerin adı konmamış idam cezasına mahkum edildiği belirlemesinde bulunan Bülbül, “Kürtlerin derdi bu ülkeyi yaşanabilir kılmak ve eşit yaşamak. Bunun dışında bir derdi yok. Bu ülkede çoğullardan biri, eşit yaşamak isteyenlerden biridir Kürtler. KHK ile ihraç edilenler adı konmamış idam cezasına mahkum edildi. Çalışmasına izin verilmiyor. Bu konuda yeterince gündem oluşturulmadı. Türkiye’deki en dinamik eylem kitlesi kadınlardır. Doğa savunucuları neredeyse sınıf hareketi gibi olmuştur. Hepsiyle özdeşleşmek gerekir” diye belirtti.

“ALEVİ HAREKETİ NEDEN SOKAKLARA ÇIKMIYOR?”

“Alevi hareketi neden sokaklara çıkmıyor?” diye soran Bülbül şöyle devam etti:

“İşaretlenmeyen kapımız kalmadı. Alevi hareketi bugün çok şey yapabilir. Aleviler çağırdığında herkes gelir. Fakat bugün bu yapılmıyor. Hepimizin yapması gereken, siyaset yapma biçimimizi gözden geçirmemiz gerekiyor. Çoğulcu olmalıyız. Bunun için başlık şu olabilir; laik, demokratik Türkiye, eşit yurttaşlık. Bu sıradan bir şey değil. Özne biziz. Yapacak olan biziz. Biz güçlüyüz. Ama gücümüzü çoğullarla bir araya gelerek, onları tanıyarak artırabiliriz.”

Panelin ardından düzenlenen konserlerle festival sona erdi.

PİRHA/İSTANBUL