Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi’nden köyüne dönüp üretim yapan Hülya Arslan’a ziyaret-VİDEO

PİRHA-Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi, Maraş ile sınırlı kalmayıp Dersim ile el ele tutuşacağız şiarıyla, Elazığ’da Karabörk köyünde üretim yapan Hülya Arslan’ı ziyaret etti. Pandemi sürecinde ekolojik yaşama dönme ihtiyacı duyduğunu dile getiren Hülya Arslan, “Biz Maraş ile Dersim arasında tarımsal anlamda bir işbirliğine gitmek istiyoruz” dedi. 

Maraş Katliamı sonrası orada yaşayan çok sayıda Alevi yurttaş, çeşitli kentlere ve Avrupa’ya göç etmek zorunda kalmıştı. Katliam sonrası demografik yapısı değişen coğrafya insansızlaştırıldı.

Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi, 5 Ekim 2019’da Maraş’ın Elbistan ilçesinin Axtil Köyü Kocapınar mezrasında kadınların öncülüğünde 5000 badem ağacı dikerek başladı, bugün de ekolojik üretimde Maraş ile sınırlı kalmayıp Dersim ile ortak hareket etmeyi hedefliyor.

Ekolojik birliktelik ve dayanışma sebebiyle Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi, Elazığ’ın Kovancılar ilçesinin Karabörk köyünde Paris Sorbonne Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra doğduğu topraklara dönerek tarlada üretim yapan Hülya Arslan’ı ziyaret etti.

“KÖYLERİMİZİ MEZARLARA DEĞİL, YAŞAM ALANLARINA ÇEVİRELİM”

Üç sene önce “Maraş’ta köylerimizi mezarlara değil yaşam alanlarına çevirelim” şiarıyla bir kampanya başlattığını söyleyen Ahmet Güder, “Tekrar o topraklarda yaşamı yeniden inşa etmek için çağrıda bulunmuştuk ve şu an yaptığımız çağrının karşılık bulduğunu söyleyebilirim. İnsanlar kendi evlerini yapmaya başladı, 5 bin ağaç dikimi ile başladık, şu an 120 bin ağaca ulaştık. Yaşamı yeniden inşa hareketi olarak sadece Maraş ile sınırlı kalmayıp Dersim ile el ele tutuşacağız. Çünkü amacımız ekolojik yaşamı yeniden inşa etmek kapitalist sistemin yaratmış olduğu kirlilikten kurtulmanın tek yolu ekolojik yaşamdan geçiyor” dedi.

“YAŞAMIN ANA KAYNAĞI TOPRAKTIR”

Darbeler sürecinden beri topluma sürgün politikası uygulandığını vurgulayan Sinemili Ocağı Pirlerinden Süleyman Deprem de, “12 Eylül’den sonra bu politika daha da hızlandı ve şu an Alevi ve Kürt köylerimizin çoğu Avrupa’da mülteci konumunda yaşamlarını sürdürmektedir. Pandeminin yaratmış olduğu ve sanayi sisteminin de sıkıntıya girmesinin tek sebebi üretimden uzaklaşıp para üzerinden ticareti sağlamasıdır. Oysa sanayinin gerçek kurtarıcısı tarımdır. Toprak bizim için önemlidir, var eden iki anadan birisidir. Yaşamın ana kaynağı topraktır, biz de kendi topraklarımızda bundan sonra bulunmadığımız sürece toplumsal ve inançsal kimliğimizi kaybetmekle yüz yüzeyiz o yüzden topraklarımıza geri dönmek zorundayız” diye belirtti.

“PANDEMİYLE BİRLİKTE EKOLOJİK YAŞAMA DÖNMEYE İHTİYAÇ DUYDUM”

Pandemi sürecinde ekolojik yaşama dönme ihtiyacı duyduğunu dile getiren Hülya Arslan ise şunları kaydetti:

“Zaten burada altyapımız vardı, babam 20 sene önce köye geri dönüş projesiyle geldi. Ben daha çok atıl durumda olan tarım arazilerimizi aktif hale getirmekti, yaklaşık 700 dönüm kadar araziyi tarımsal üretime katmaktı amacım. Bu sene ilk üretimimiz aspirdi ama çevre koşulları ve kuraklık nedeniyle verimsiz oldu ama köye dönüş için büyük bir adım atmış oldum. Biz Maraş ile Dersim arasında tarımsal anlamda bir işbirliğine gitmek istiyoruz” diye konuştu.

Cihan BERK/ELAZIĞ