Yazar Hakan Kerimoğlu Gağan, Xızır, Howtemal ve Kara Çarşamba’yı anlattı-VİDEO

PİRHA- Araştırmacı-Yazar Hakan Kerimoğlu, kış mevsimi ile başlayan ve Raa Heqî Alevilik inancının kutsallık ile birlikte yas atfettiği günleri olan Gağan, Xızır, Howtemal ve Kara Çarşamba’ya (Carşema Şîyaye) dair PİRHA’ya konuştu. Kerimoğlu, Gağan, Raa Heqi-Kırmanc halk takviminde 10. aydır. Gaxan yeni yıl değildir. Yeni yılımız 21 Mart’a denk gelen Newroz’dur” dedi. 

Uzun süren araştırma ve gözlemlerini paylaşan Araştırmacı-Yazar Hakan Kerimoğlu, Raa Heqî(Alevi) takvimi olarak da bilinen halk takviminin asimilasyoncular tarafından inkar edilerek tanınmak istenmediğine işaret etti.

Bu bayramlar ve kutsal günler için kabul gören tarihlerde Gağan ile başlayan ilk sürecin Kırmanclıkta ve diğer bir çok toplumlarda bütün yıl boyunca ekilip biçilerek kışlığa hazırlanan lojistik bayramı olduğunu ifade eden Kerimoğlu, Gağan’ın sosyal yardımlaşma olduğunu söyledi. Ayrıca, Gaxan’ın Raa Heqî halk takviminde 10’ncu ay olduğuna dikkat çeken Kerimoğlu, Gağan’ın yeni yıl olmadığını dile getirdi. Kerimoğlu, yeni yılın 21 Mart’a denk gelen Newroz olduğunu sözlerine ekledi.

Raa Heqî halk takviminde Xızır ayında haftanın 8 gün ve ayın da toplamda 32 güne tekabül ettiği bilgisini paylaşan Kerimoğlu, dört haftanın her bir haftasında farklı bölge ve aşiretlerin Xızır orucu tuttuğuna değinerek, Xızır  ayının-orucunun 12-13-14 Şubat diye belirlenen belli günlere sığdırılmasının doğru olmayacağını belirtti.

Xızır ayından sonra yeni bir zaman, yeni bir döneme girebilmesi için doğanın gerekli koşulları sağlayabilmesinin ancak  cemrelerin düşmesi ile gerçekleşeceğine değinen Kerimoğlu, düşen bu üç cemreden sonra doğa ve canlılar için hayatın yeniden hareketlenmesinin Howtemal’a denk geldiğinin altını çizdi.

Bölge insanının yaşamın bu dönemde oluştuğuna kanaat getirdiğini sözlerine ekleyen Kerimoğlu, ilk 7 günde iyi şeylerin var olduğuna-varlık kazandığına, diğer 1 günde ise kötü şeylerin varlık kazandığına inanıldığına vurguda bulundu. Geri kalan bir günün ise Çarşamba gününe denk geldiği için yas tutulduğuna işaret eden Kerimoğlu, Howtemal ve Kara Çarşamba’nın karıştırılmaması gerektiğini dile getirdi.

“GAXAN KIŞA HAZIRLANAN ERZAK BAYRAMIDIR; YILBAŞI DEĞİLDİR”

PİRHA: Kültürel ve tarihsel değerler, yeni nesillerin tarih ile arasındaki bağı kuruyor. Bu değerler arasında da topluma en fazla sirayet eden, ilgilendirenler ise bayramlar oluyor. Mezopotamya toplulukları içerisinde de özellikle Gaxan, Howtemal, Xızır, Newroz özellikle çok zengin geçen bayramlar. Bölge bölge olarak Gaxan, Gaxand, Gaxandê, Gaxend, Goxan, Kosegeli, Kalo vb. adıyla kutlanıyor. En önemli karakterler de Khalo Gaxan ve eşi Fatike’dir. Onlar, kapı kapı gezer, yiyecek toplarlar. Toplanan yiyecekler pişirilerek pay ediliyor. Yani bir erzak-gıda bayramı da diyebilir miyiz? Siz Gaxan’ı nasıl değerlendiriyorsunuz ?

HAKAN KERİMOĞLU: Gağan, Kırmanclıkta ve diğer bir çok toplumlarda bütün yıl boyunca ekilip biçilen, sağılan, kışlığa hazırlanan lojistik bayramıdır. Yanı sıra kışlığa hazırlanan yiyeceğin bayramıdır ve sosyal yardımlaşma dayanışmasıdır. Gağan, ayrıca Raa Heqi-Kırmanc halk takviminde 10. aydır. Gağan yeni yıl değildir. Yeni yılımız 21 Mart’a denk gelen Newroz’dur. Gaxan’da yapılan kutlamalar genelde erzak ve onun bereketi üzerinedir. Günümüz Miladi takvimine göre 22 Aralık’ta başlar ve Ocak ayının 20’sin de sona erer. Bu günler içerisinde Gağan için ritüeller, kutlamalar, cemler yapılır.

Köy ortamında ve bir toplum içerisinde birlikte hareket etmek için bir araya gelinir. Belki birinin erzağı iyi çıkmamış veya kışa hazırlığı iyi geçmemiştir. Bunlar genelde birlik ceminde sorulur. Yine bir heyet seçilir; bu heyete de Kalo denilir. Bölge bölge ritüelleri farklıdır. Ev ev gezerek erzak toplarlar. Bu bazen gıdadır, bazen yiyecektir, bazen de giyimdir. Bunlar toplanarak bir araya getirilir ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılır. Yine onun bereketi için hububat olan buğday veya mısır kaynatılır, dağıtılır. Aynı zamanda hayvanlara yedirilir. Yine kendi ahırında kaç hayvanı varsa, bir kat fazlası ipe hedik dizilir ve ahıra asılır. Gelecek üretim yılı için hayvanlarının sayısı bir kat fazla olması istenir. Pişirilen bulgur veya makarna içerisine belirlenmiş iki nişan konulur. Bunlardan birinin ismine rızık, diğerinin ismine rençberlik verilir. Aynı yemekten yenir ve kimin kaşığına denk gelir ise; eğer rızık nişanı ise o kişinin rızıklı olduğu düşünülür. O rızık nişanı götürülüp bir çuvalın içerisine konulup saklanılır. Tarım üzerine olan rençberlik nişanı kime denk gelmiş ise oda ahırda bir yere konulur. Orada da hem rızıklı olduğu hem de hayvanlarının çoğalacağı düşünülür.

Bacalardan içeriye su dökülür. Evler temizlenir. Dökülen su daha çok yine bereket içindir. Su, aynı zamanda dinginliktir, sağlıktır ve yaşamın kendisidir.

“DERSİMLİLER KENDİ HALK TAKVİMİNİ KULLANIYORDU”

Raa Heqî Alevi takvimi dediniz. Bunu biraz açar mısınız.

Bizim takvimimiz çok önemlidir ve hassastır, şaşmaz. Gağan’ın 10. ay olduğunu söyledik. Bugün ki Miladi takvime baktığınız da doğmak, olmak anlamını taşır. Bu takvim İsa’nın doğumundan alınmıştır. Bu sıfır kabul edilerek 2021 yılına değin gelmiştir. Bu da 13. Papa tarafından 1582 yılında ortaya çıkarılmıştır. İlkin Avrupa’da kullanılmış ve daha sonra yayılmıştır. Bu takvimin Türkiye’ye gelişi 1925 yılının sonlarını bulmuş ve 1926 yılında kabul edilmiştir. Dersim’de ise bu takvim okullar ile birlikte geldi. Ama bizler toplum içerisinde kendi takvimimizi kullanıyorduk.

Miladi takvimde ay isimleri değişmemiştir. Eylül ayına September denir. Seten, Latince’de yedidir. September yedinci ay demektir. Günümüzde ise dokuzuncu aydır. Yani Miladi takvime göre 2 ay ileridedir. Yine Ekim ayı için October denir. Octo (okta) sekiz, Octonber ise sekizinci ay demektir. Onun ardından gelen Kasım ayı için November denir ve dokuzuncu aydır. Yine Aralık ayı olan 10. aya Miladi takvimde December (Desenber) denir. Buradaki ‘Des’ kelimesi yine 10’dan kök almıştır.

“XIZIR ORUÇLARINI BELLİ GÜNLERE SIĞDIRMAK YANLIŞTIR”

Yine yakın zamanda Xızır ayları vardı. Bölgede ve bir çok yerde Aleviler Xızır’ı karşıladı. Lokmalar dağıtılıp, kavutlar yapıldı. Xızır’a dair neler söyleyebilirsiniz?

20 Ocak’tan sonra takvim işlediğinde Xızır başlar. Biz 32 günü dört haftaya bölmüşüzdür çünkü; bizde hafta 8 gündür. Bütün insanlık, doğa ve hayvanlar için Xızır çok önemlidir. Xızır yardım edendir, darda olana yetişendir; darında hazır ve nazır olandır. Cana can veren ya da can kurtaran birine can adanılmaz. Bu çok yanlıştır. Xızır adına başka birine yardımda bulunuruz. Xızır orada bir simgedir, içimizdeki manevi güçtür. Xızır ayında evimize gelen birini boş çevirmezdik. Belki bu Xızır’ın donuna girmiş fakirdir denirdi. Herkes kendi durumuna göre ona bir şey verirdi. Dört haftanın her bir haftası farklı bölge ve aşiretlerde Xızır orucu tutulurdu. Xızır 12-13-14 diye belirlenen üç gün değildir. Bu çok yanlıştır.

“ÇIRA YAŞAMIN KAYNAĞIDIR, IŞIĞIDIR”

Bunun yanı sıra evli olmayanlar Xızır’ın son günü oruç tutar, su içmez çünkü evlenecekleri kişinin o gece rüyasına gireceği ve kendisine su vereceğine inanılır. Xızır ayının olduğu ay boyunca gün batımında evlerde de çerağlar yakılır…

Hiç evlenmemiş kimseler yine o gün Xızır için oruç tutarlar. Tuzlu yiyecek yerler. Ya da bu yiyecek hiç tuzlu da olamayabilir. Sonuç olarak insan kendini ona inandırmıştır. Belki de rüyasında görmek istediği kişi vardır. Evleneceği köyden veya çeşmeden bir insanın elinden su içtiğinde su duru ise yaşamının iyi geçeceğine inanılır. Suyun temizliği veya kirliliği kader veya hayat çizgisidir. Xızır’a olan bağlılığından dolayı kişi kendini ona ayarlamıştır.

Xızır ayında aslında bizim oralarda her gün cem yapılır. Dergahlarımızda çıra hiç sönmez. Çünkü çıra yaşamın kaynağıdır, ışığıdır. Sevginin, barışın, dostluğun, özgürlüğün ve birçok şeyin simgesidir. Xızır aylarında kendi evlerimizde de çıramızı yakarız.

İnsanlığın var olduğundan beri Xızır’ın var olduğunu, çağrıldığını düşünüyoruz. Çünkü her zaman yardım, dayanışma vardır. Xızır zaten birinin yardımına koşan hızlı neferdir. Dolayısıyla bunu tam olarak yerinde uygulamamız için kendi felsefemizin realitesini yaşatıp toplumu bilinçlendirmeliyiz ve gerçek anlamda kendimizi kutlamalı, anmalıyız. Biz kendi gerçek felsefemizi ortaya koyup yaşatmak istiyor isek. Doğruların anlatılması, gerçek realitenin ortaya konulması istenmiyor. Bir doğru üzerinde birleşelim Xızırımızı, Gaxanımızı, Howtemalımızı ve yas olan Kara Çarşamba’yı da gerçeğinde, özünde yaşayalım.

“ÜÇ CEMREDEN SONRA HAYATIN YENİDEN HAREKETLENMESİ HOWTEMAL’A DENK GELİR”

Xızır orucunun ardından hemen sonra havaya, suya ve toprağa cemre düşüyor. Bu üç cemreden sonra hayatın yeniden hareketlenmesinin Howtemal’a denk geldiğini ifade etmiştiniz. Buna biraz değinebilir misiniz?

Yeni bir zaman, yeni bir dönem için önce doğanın o koşulları sağlaması lazım. Önce 3 tane cemre düşer. Dilimiz olan Kırmancki’de periyot olarak gün vakitlerine cema sodir, cema perut, cema sonî, cema sevî denir. Bu şu demek; sabah vakti, öğle vakti , akşam vakti ve gece vakti. Böyle cem dönüyor. Cem, kainatta olup biten tüm hareketlerin, aksiyonların ortak adıdır. Bir bitkinin oluşu, tohum vermesi, insanın doğması-yaşaması-hareketi-Hakk’a yürümesi, bir yıldızın oluşması-patlaması-sönmesi, rüzgarın sesi, suyun akışı, yağmurun yağması ve bulutun oluşması bir bütün olarak cemin kendisidir. Burada da karşılıklı bir fikir alışverişi, aksiyon var. Bu da muhabbet cemidir. Biz bunu semah figürleri ile anlatırız. Her cemin semah figürü de ayrıdır. Hakk’a yürüme ceminin, birlik ceminin, görgü veya Xızır ceminin figürleri farklıdır.

Cemre yani dilimizdeki ‘Ra’ doğmak, açmak anlamındaydı. Ortaya çıkmaktı, yol almaktı, felsefeydi. Ayın 19’un da ilk cemre düşer. 7-8 gün aralıkla ikinci cemre düşer. Son cemre de 5-6 Mart’ta düşer. Hemen peşinden Howtemal başlar. Cemre havaya düştü ve bir hava açımı oldu. Bir tohumun döllenmesi için oluşan faktör. Sonra suya, daha sonrasında da toprağa düşer. Hava, toprak, su yaşamın sürdürülmesi için gerekli olandır. Bu üç cemreden sonra hayatın yeniden hareketlenmesi tekrar Howtemal’a denk gelir.

“HOWTEMAL İÇİN KUTLAMALAR YAPILIR, KARA ÇARŞAMBA İÇİN YAS TUTULUR”

Bölgede yaşayan Aleviler, dünyanın yedi günde varlık kazandığına, kötülükler ve belaların ise Çarşamba günü varlık kazandığına inanıyor. Haftanın 8 gün olarak belirlendiği bu zamanda ilk 7 günde iyiliklerin varlık bulduğuna inanıldığı için Howtemal, bu tarihler arasına rast gelen çarşambalara “Kara Çarşamba” deniyor…

Bütün toplumlar var oluşu kendilerine göre takvimlendirirler. Belli bir zaman ölçüsü koyarlar. Bu kimine göre bir hafta, kimine göre dört hafta, kimine göre de 16 gündür. Bizde Howtemal 16 gündür. İlk haftasına küçük Howtemal, ikinci haftasına büyük Howtemal deriz. Haftanın 8 gün olduğunu söylemiştik. Varoluş bu iki haftayı (16 günü) kapsayan zamanda olmuştur. Big bang patlamasından sonra kainat oluşumu halen devam ediyor. Bitkiler kış ayı ile birlikte yaşamını dondurur; Howtemal ile canlılık kazanır, Newroz ile birlikte tekrardan çiçek açmaya ve ürün vermeye başlar. Yine kış uykusuna yatmış hayvanlar vardır. Bu Howtemal döneminde onlar da tekrardan canlılık kazanırlar. Bizim insanlarımızda hayatın bu dönemde oluştuğuna kanaat getirmiştir. Buda 8 günde olmuştur. İlk 7 günde iyi şeylerin var olduğuna, varlık kazandığına, diğer 1 günde ise kötü şeylerin varlık kazandığına inanılır. İlk 7 güne Howtemal (dilimizde de yedi anlamındadır), o bir günde Çarşamba gününe denk geldiği için Kara Çarşamba denir. İyiliklerin olduğu Howtemal için kutlamalar yaparız. Kara Çarşamba denilen yasta da yas tutarız. İkisini birbirine karıştıranlar var. Aynı şeyler değildir. Aynı zaman döngüsü içerisinde olmuş, birbiri ile ilişkili ama farklı kutlama ve yaslardır.

“BU 7 GÜNDE KUTLAMALAR YAPILIR, 7 ÇEŞİT TAHIL PİŞİRİLİR, LOKMALAR DAĞITILIR”

Kendi bölgemizden bir ritüeli örnek vermek istiyorum. Kara Çarşamba’da sabahın erken saatlerinde köyden biri kalkar, araziden kesilip getirilen kuşburnu ağacının dallarından çember yapılırdı. Bu çemberin içinden her aile bireyi üç defa geçerdi. Böylelikle günahlarından arındığına inanılır, hastalıklardan kurtulduğuna ve kötülüklerden korunduğuna inanılırdı. 

Küçük Howtemal’da gezegeni var edecek hava, su, toprak ve güneş oluştu. Canlıların kendisi için büyüklük gördüğü şey kendi yaşamının huzurudur. Onu huzur içerisinde yaşamaktır. İkinci bölümde ise tabiatın varlığı, canlıların varlığı ortaya çıkmıştır. Buna da büyük Howtemal denmiştir. Bu 7 günde kutlamalar yapılır. 7 çeşit tahıl ürünü pişirilir. Lokmalar yapılır, dağıtılır. Jar û diyarlarda lokmalar dağıtılır. Orada çıralarını yakarlar. Yine Howtemal cemi yapılır. Kara Çarşamba da yas ritüelleri yapılır. Bu anmada kuşburnu (şilan) ağacından bir dal kesilir ve bir çember oluşturulur. Gülbenkler ile onun içerisinden geçilir. Buranın içerisinden geçen her kişi Çarşamba’nın kötülüğünden arınmış olur. Hem arınmış hem de o iyiliğe sahip olmuş olur.

Ersin ÖZGÜL/İZMİR