CANLI YAYIN
Video bulunamadı...

Yazar Özcan İnce: Xızır ana rahminden beri Alevilerle eştir-VİDEO

PİRHA- “Hak, insan, Xızır bütünlüklüdür. Onun için Xızır’ın olmadığı gün hakkın olmadığı gündür. Xızır her şeyden önce hakkın varlık deryasıdır. Xızır ana rahminden beri Alevilerle eştir. Xızır kışın piridir” diyor Yazar Özcan İnce.

Haberin Videosu

Hızır-Hak Yol Dört Kapı Kırk Makam adlı kitabı da bulunan Yazar Özcan İnce ile Aleviler için kutsal olan Hızır ayına ilişkin söyleşi gerçekleştirdik. Hızır’ın Aleviler için önemine değinen İnce, böyle bir dönemde Alevilerin barıştan yana olmaları gerektiğini vurguladı.

İnce Hızır’a ilişkin şu bilgileri vererek başlıyor konuşmasına:

“Hak insan Xızır bütünlüklüdür. Onun için Xızır’ın olmadığı gün hakkın olmadığı gündür. Xızır kışın piridir” diye bir söz var bizde. Niye Xızır kışın piri? Hak insan dara düştüğü zaman Xızır hazırdır. Kış ayı Alevi hinterlandında oğlak dönencesidir. Yani güneş kutbun güneyine kayar. Ebuz dağından Nil deltasına kadar bu bölgede ışıklar daha eğik gelir. Kış mevsimi de rızk sorunu yaşanır. Bundan dolayı da Alevi hinterlandında Xızır kışın piridir. Onun içinde beyaz donlu pirdir. Xızır ayında Koçgiri’de her köyde değil her mahallede bile Xızır anmaları olur. Bunun nedeni rızkın telef edilmemesi içindir. Aslında Alevilerin bütün oruçları böyledir. Oruç yer ve mekan demektir. Alevi inancında bütün oruçlar yer ve mekanla ilişkili olduğu içinde bizim oruçlar nurdur, yani gündür. Alevilikte 72 halk dendiğinde, 72 günlük orucu vardır.”

PİRİN OLMADIĞI YERDE RAYBER

Hızır orucu tutulurken ortaya çıkan tarih farklılıkları pirlerin taliplerine yetişememesinden kaynaklı olduğunu söyleyen İnce, bunun nedenini şöyle açıklıyor:

“Çünkü pir yetişir, yetişemediği yerde ise rayberi vardır. O yüzden şehir efsanesidir. Bu durum tamamen rızk ile ilgilidir. Rızkın telef edilememesi içindir. Yoksa özel bir durum değildir. Örnek olarak Dersim bizden bir hafta sonra başlıyor. Hatta komşu köyün Xızır orucu bizden bir hafta önce, diğer köyün ise bizden bir hafta sonra başlıyor. Rızk önemlidir zayi edilmez. Rızk, re, ru gibi kavramlar aynı kaynaktan türetilmiş kelimelerdir.”

“XIZIR, SAF DÜŞÜNCE BİÇİMİ”

İnce, Hızır’ın Alevi toplumu için ne anlama geldiğini ise şöyle anlatıyor:

“Xızır herşeyden önce hakkın varlık deryasıdır. Xızır ana rahminden beri Alevilerle eştir. Alevilerde deryanın bu kadar kutsanmasının nedeni de ana karnı ile ilgilidir. Çünkü ana karnında çocuk bir havuzda yüzüyor durumdadır. Xızır orda da hazır ve nazırdır. Xızır’ın Kürtçe adı düşünce demektir. Ama nasıl bir düşünce? En süzülmüş, kristalize olmuş, saf düşünce biçimidir. Çok zorda kaldığın zaman bir düşünce yoğunlaşması yaşıyorsun, Xızır gözünün önüne gelebilir. Bu Xızır’ın seninle olduğunu gösterir. Eskiden teknolojik cihazlar yoktu. Hafızayı canlı tutmak için ezber alır. Ezberde mantık eş koşarsır. Bir bardağı başka bir şeye benzeterek akılda tutarsın. Onun içinde Aleviler, bu kültürü sürdürebilmek için, hafızalarında onu temsil edecek figürler, beyitler, sözler ve renklerle temsil ederler. Onun için ziyaretlerimizin tamamı Xızır’ın mekanıdır. Xızır’ın rengi niye yeşil? Yeşil rusttur. Rust ise yetiştirme ve üremedir. Onun içinde Xızır yeşil donlu olur. Ot obur canlılar rızklarını yeşil yani bitkiden alır. Bitki de güneşten alır, yani nurdan alır. Xızır nurunda piridir. Xızır insanın en yoğunlaşmış düşünce biçimidir. Çocuklarımıza Hıdır ismini veriyoruz. Hıdır ne demektir? Düşünceli insan demektir.”

HIZIR RİTÜELLERİ

Binbir türlü Hızır ritüeli olduğunu söyleyen İnce, o süreçleri ise şu sözlerle ifade ediyor:

“Dersim’de farklı, Koçgiri’de farklı olur. Koçgiri’de ekmek yapılır. Bu ekmekler geniş çarşaf gibi açılır. Yapılan ekmekler gündüz dağıtılır. Bir de tuzlu yiyecekler yenir ve içecekler içilir. Özellikle kadın canlar rüyalarında kiminle evleneceğini görür. Xızırı’nı göreceksin, Xızır da sana rotanı gösterecek. Çünkü Xızır anda ve mekanda hazır ve nazırdır, sendedir, Hak insandadır.

Xızır Cemi Aleviler için en önemli cemlerden biridir. Bu cemlerde derya kurulur. Dört baş bir gömlek, müsahiplik erkanı Xızır Cemi’nde olur. Müsahipleşme toplumsallaşmadır. Xızır ayında olsun, Newroz ayında olsun, Gağand ayında olsun, bizim oralarda gevira se (gölge taşı) derler. Bu gölge taşlarıyla günler incelenir. Bu gölge taşını Aleviler tamamen unutmuşlar. Gölge taşına bakılarak ekinoks takip edilir. Aslında Gağand Aralık 21’de olması gerekiyor. Alevilerde oruç dolaşımı olmaz. 52 gün orucu olsun (haftada bir tutulur), Gağand orucu olsun, heftmal orucu olsun, Xızır orucu olsun, toplamda 73 günü dolduruyoruz.

Cemlerde 12 defa elini yüzünü yıkıyorsun. Nuru pak oluyorsun. Onun için temizlik mutlaka yapıyorsun. Sadece Xızır ayında değil, her oruçta ve cemde temizlik şarttır. Eskiden Xızır ayında evler temizlenir, tavanlardaki isler toplanır, köyün dışında bir yere bırakılırdı.”

MÜSAHİPLİK KAYBOLUYOR

İnce, geçmişte olan Hızır ile bugünkü Hızır arasında aslında bir değişikliğin olmadığını, inancın zayıflamasından dolayı her geçen gün azaldığını söylüyor.

“İnsanlar inançtan kopmuşlar, çünkü müsahipliği kaybetmiş. Geçmişte birçok yerde cemlere giderdim. Cem zaten talibin evinde yapılır. Cemde talip Pirin ayağına gitmiyor, Pir talibin ayağına gidiyor. Evlerde Cem kalkınca Alevilik bitme noktasına geliyor. Ritüel Alevilik bitebilir. Ancak Alevilik inancı var olur. Çünkü Alevilik yaşamdır, sözdür, sohbettir. O bitmez. O yüzden Alevilik bu yüzyılın şafağında kendi küllerinden yeniden yaratıyor.”

“BİR ALEVİ SAVAŞTAN BAHSETTİĞİ ANDA DÜŞKÜNDÜR”

İnce son olarak ülkede yaşanan gözaltı, tutuklama ve baskılar ile Afrin’de başlatılan saldırıları hatırlatarak Alevilerin bu süreçte barıştan yana tutumundan asla taviz vermemesi gerektiğini de belirtiyor:

“Xızır zaten mazlumun yanındadır, zaliminde yardımcısı olsun ki zulümden vazgeçsin. Alevilik inancında savaş yoktur. Bir Alevi savaştan bahsettiği anda düşkündür. Onun için Alevi toplumu barış toplumudur. Aleviler yaşadıklarını (Dersim olsun, Koçgiri olsun) “tertele” olarak tanımlar. Çünkü tertele sadece insani olanı değil, doğasal olan her şeyi tahrip ediyor. Savaş hukuku da olmaz tertelede.”

İnce, Alevilerin en önemli mekanlarından olduğunu söylediği Afrin’in bereketin sembolü olduğunu belirterek, Türkiye’nin başlattığı harekat için “Tertele ile rızkı yok ediyorlar” ifadelerini kullanıyor.

“BEREKETİN ADIDIR AFRİN’DE TERTELE YAŞANIYOR”

Göçmen kuşların güzergahı, ilk çobanın yetiştiği yer ve güvercinin getirdiği zeytin dalı ile Afrin’i ve Afrin’e gerçekleşen saldırıyı şöyle anlatıyor İnce:

“Afrin Alevilerin en önemli mekanlarındandır. Çünkü Nuh’un güvercinin konduğu yerdir, zeytin dalını oradan almıştır. Ritüele bakarsan, Nuh’un Gemisi Cudi dağına konmuş denir. Denizlere en yakın yer orasıdır. Saldığı güvercinin getirdiği şey de zeytin dalıdır. Zeytinin ana yurdu Afrin’dir. Afrin’in adı berekettir. Bereketli olsun diye ödül verilir. Atina’da başarılı olanlara ödül olarak para pul yerine zeytin dalıyla yapılmış çelenk verilir. Güvercin neden gidip Afrin’de zeytin dalı alıyor. Kuşlar tarihine baktığımızda göçmen kuşların geçiş güzergahıdır. O yüzden hayvanların da anayurdudur. İlk çobanlarda Afrinde yetişmiştir. Aleviliği ilk sistematize edenlerde çobanlardır. Çünkü çoban hem hakimdir, hem hekimdir, her mesleği bilir.

Sadece Türkiye’nin operasyonu olarak görmüyorum. Dünyada en küçüğünden en büyüğüne bütün devletlerin ortak operasyonu olarak görüyorum. Onun için terteledir. Türkiye NATO’nun bir aracıdır. En yakın olduğu için onu kullanıyorlar.”

“XIZIR’IN OLMADIĞI GÜN HAKIN OLMADIĞI GÜNDÜR”

Aleviliğin devlet dışı bir inanç olduğunu söyleyen İnce sözlerini şöyle sonlandırıyor:

“Bereketi bereket yapan insandır. İnsanın olmadığı yerde bereket olmaz. Onun içinde Alevilik devlet dışı bir inançtır. İster Japonya’ya git devlet sana düşmandır. Çünkü rızk kültürü ve paylaşım esastır. Zenginlik mal mülk biriktirme gibi şeyler inancımıza ters düşüyor. Rızkı hak bilen toplumla, rızkı mülk bilen toplumsal inanış arasındaki uçurum derindir. Alevi tutup da rızkı mülk edinmez. Tertele ile rızkı yok ediyorlar.

Müsahip müsahibin Xızırı’dır. Xızır’ın olmadığı gün hakkın olmadığı gündür. Haz Xızır’sız, Xızır Hak’sız olamaz.”

Sevim KAHRAMAN – Semra ACAR / İSTANBUL

Fotoğraf: Akın GEDİK

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018