CANLI YAYIN

Yönetmen Çokbilir: 12 Eylül’ün acılarını nenemin sandığında sakladığı nar ile anlattım

PİRHA- Nar Zamanı, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin toplum üzerinde yarattığı acıları ve travmaları, eşi ve oğlu askerler tarafından götürülen Hatice’nin köy evindeki tek gözlü odasında beklemesi üzerine anlatan bir film. 

Yönetmen Cevahir Çokbilir, anneannesinin dayısı için sandığında sakladığı nardan esinlenen ve annesinin anlatımlarıyla 12 Eylül’ün toplum üzerinde yarattığı tahribatı filme dönüştürme kararı almış. Nar Zamanı adlı belgesel filmi izleyiciler ile buluşturan Çokbilir, “12 Eylül’de anneannem dayım için sandığında nar saklarmış. Annem ve teyzeme vermezmiş. Yaklaşık 8-10 sayfa anılarını yazmıştı. Ben de bunu senaryolaştırdım ve Nar Zamanı çıktı” diye konuştu. Cevahir Çokbilir ile şimdiye kadar çektiği filmlerden, bunun toplumda nasıl karşılık bulduğundan ve ‘Nar Zamanı’ hakkında konuştuk.

Sinemaya nasıl yöneldiniz, sizi buna iten maneviyat neydi?

Ortaokul yıllarında amcam Almanya’dan bir kamera getirmişti. Onunla oynaya oynaya ufak çekimler yaptık. Güzel sanatlar lisesi sınavında çok heyecanlandım ve bir nokta aşağıdan başladım. Dolayısıyla kazanamayınca üniversitede sinema okumak istedim. Üniversiteye gittiğimde kısa çalışmalar yaptım. ‘Tını’ ve ‘Çalış Babam Çalış’ bunlara örnekti. Okul bittikten sonra ilk belgesel filmim ‘Maşuk’u çektim. Çorum’da aşıklık geleneğinin taşıyıcı Aşık Hasan Amca idi. ‘Nar Zamanı’ ve son olarak ‘Kar Zamanı’nı yaptık.

Özelde Nar Zamanı’nın özgün bir yönü vardır. 12 Eylül askeri darbesinin insanlar üzerindeki etkisini küçük bir köyün tek gözlü odasında yaşayan aile üzerinden değelendiriyorsunuz. Oğlu Mustafa ve eşi Süleyman’nın yolunu bekleyen Hatice’nin bekleyişi var. Nar Zamanı’nın öyküsü nasıl gelişti, neyi anlatmayı amaçladınız?

Üniversiteyi kazandığım yıllarda 12 Eylül ile ilgili belgesel film yapmak istedim. Ara tatillerde Antalya’ya ailemin yanına geldiğimde 12 Eylül ile ilgili hikayeleri dinledim. Anneme bu filmden bahsettim. Dayımın bir hikayesi vardı. Anneannem dayım için sandığında nar saklarmış. Annem ve teyzeme vermezmiş. Anneme ‘notlarını al, üzerinde çalış ve aklına gelenleri yaz’ dedim. Yaklaşık 8-10 sayfa anılarını yazmıştı. Ben de bunu senaryolaştırdım ve ‘Nar Zamanı’ çıktı.

Sizin de bildiğiniz gibi çekimlerde zorluklar yaşanıyor. Zaman ve mekan olgusu filmleri zorlayabiliyor. Siz ne gibi sıkıntılar yaşadınız?

Şöyle bir sıkıntı yaşadık. Senaryoya göre eski bir yol ve yolun kenarında nar ağacı vardı. Askerler Hatice’nin oğlu Mustafa’yı götürüyorlardı. Kameranın devam hareketi ile birlikte ağacın altında uyuyan Hatice ve nar toplayan çocuklarını görüyorduk. Bu planı kesmeden yapıyorduk. Aslında tek defada sinemanın anlatım gücünü, sinematografik dilini daha etkin kılmak istiyorduk. Öyle bir yer bulamadık. Filmin açılış sahnesinde askerlerin Mustafa’yı götürdüğü yolu bulduktan sonra kafamda şöyle bir şey oluştu. Nar ağaçlarından birini söküp yol kenarına mı diksek? O sahneyi kesmek zorunda kalmıştık. Mekan bulmakta biraz zorlandık. Dönem filmi olduğu için döneme uygun yerler lazım. Mekanı bulmakla kalmıyor, mekanın ruhunu oraya taşımak lazım. İstediğimiz yapıda bir ev bulunca çekimi orada yaptık. Bir filmi ortaya çıkaran şey aslında hazırlıktır. Bir filmin yapı taşıdır.

12 Eylül sürecinde toplum büyük bir baskı, bunalım yaşadı. İzleri devam ediyor. Onlarca insan kaybedildi, işkencelerden geçirildi. Küçük de olsa bunlara bir ses oldunuz. Onlarca anlatım oldu ve üzerine yazıldı çizildi. Sizin bu anlatım üzerinden bu filmi çekmeniz ciddi anlamda bir tepki geliştirdi. Toplumun acısını, sevinçlerini işlediniz. Buna dair düşünceleriniz nelerdir? 

Aslında 12 Eylül’ü anlatan belgesel filmlerin yanında kurmaca sinema filmleri de var. Fakat toplumu etkileme potansiyelinin yanında bu filmler çok az ve nitelik açısından yeterli kalmadı. 12 Eylül’ün izleri hala devam ediyor. Toplumun hemen hemen tamamı bundan doğrudan ve dolaylı etkilendi. Sinema sektörüne genel olarak baktığımızda bir filmin seyirciye ulaşması gerçekten çok zor. Özel gösterim ve festivalleri saymaksak internet üzerinden ulaşabiliyorlar. Nar Zamanı 3 yıldır ve yirmi bin izlenmesi var. Çok çok az ve milyonlara ulaşması lazım ki toplum böyle filmlerinden haberdar olsun. Bunun dışında Cannes film festivalinde ödül alan bir arkadaşımızın Sessiz (Bedeng) ve Yorgan filmi var. Tezimi de bu konu üzerine yapmıştım. İnsanların gerçekten bu filmlerden haberi yok. İnsanlara bu filmleri ulaştırmamız gerekiyor.

Son dönem ülkede çekilen filmleri takip etmişşinizdir. Değim yerindeyse ağlanacak halimize gülüyoruz. Toplumun sevinçlerini, acılarını, kültürünü ve değerlerini işlemeyen filmler yaratılıyor. Buna tercüman olunamamıyor. Siz bu filmleri nasıl değerlendiriyorsunuz ?

1960-70 ve kısmen 80’ler topluma ve toplumsal olaylara çok ilgili, toplumun da sinemaya ilgisinin o denli yoğun olduğu zamandı. 12 Eylül darbesi ile toplum daha bireycileşti, bencilleşti. Bir arada olma, birlikte hareket etme, dayanışma ve ortaklaşma üzerine olan kültür yerine işe giden, eve gelen ve biraz televizyon izleyen toplum yaratıldı. Biraz mekanize ve motorize oldu. Şu an yapılan filmler bunun yansıması. İnsanların çalıştıktan sonra deşarj olmaya ihtiyaçları var eğlenmeleri gerek. Sinema da bir eğlence aracına dönüştü. Sinema içerisinde eğlenceyi de barındıran bir alan ama sadece ona dönüştü.

İlerik zamanda bir projeniz ve buna dair yoğunlaşmanız, çalışmanız var mı ?

Hissetmekle ilgili bir kısmını söyleyeyim. Nar zamanında bir ağıt kısmı vardı. Filme bir ağıt sahnesi çok yakışır diye düşündüm. Ağıt kısmında anneme doğaçlama sözler hazırladık. O deniyor ve biz çekiyoruz. Bu sırada anneannem de çekimde ve annemi seyrediyor. Öyle söylemeyeceğini söylüyor ve düzeltiyor. O sahneyi çekerken ekipte bir duygulanma ve gözyaşı olmuştu. Şimdi Nar Zamanı’nın devamı olan Kar Zamanı var. Amerika Los Angeles İndependent film festivalinde 5 ödül aldık. Polonya You Pan Sinematografide en iyi Avrupa filmi ödülünü aldık. Kar Zamanı Nar Zamanı’nın öncülüğü ve devamı olmuş oluyor. Kar Zamanı’nın yolculuğu yeni başladığı için önümüzdeki projelere odaklanmaya daha çok zaman var diye düşünüyorum.

Ersin ÖZGÜL/ANTALYA

 

 

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018