Zakir Murat Yılmaz: Deyiş demek, kitap demek-VİDEO

PİRHA-Zakirlik hizmeti yürüten Murat Yılmaz, “Zakirlik cem ekranlarımızda 12 hizmetten bir tanesidir. Zakir, o hizmeti yürütürken özümsemesi ve söylediği deyişlerdeki kelimelerin ne manaya geldiğini bilmeli; okunan deyişte ne anlatılmak isteniyorsa özünü değiştirmeden topluma aktarmalı” dedi.

Çankaya Belediyesinde işçi olup aynı zamanda zakirlik hizmeti yürüten Murat Yılmaz, cem erkanlarında üstlendiği görevin içeriğine dair konuştu.

Zakirliği, “Cem ekranlarının yürütülmesinde 12 hizmetten bir tanesi” olarak anlatan Murat Yılmaz, “Zakir, o hizmeti yürütürken özümsemeli. Söylediği deyişlerdeki kelimelerin ne manaya geldiğini bilmeli” dedi. Yılmaz, okunan nefes ve deyişlerde ne anlatılmak isteniyorsa özünün değiştirilmeden topluma aktarması gerektiğini belirterek müziğin kendisinde nasıl karşılık bulduğunu şu sözlerle dile getirdi:

“Hayatımın tamamı müzik ve sanat. 3 yıldır Çankaya Belediyesinde çalışıyorum. Sanat, müzik, sahne, konser, dinleti şeklinde bir yaşam haliyle devam ediyorum. Fakat pandemi sürecinden dolayı etkinliklerimiz durma noktasına geldi. Esas olarak çaldığım enstrümanlar; kaval, zurna, mey vs. nefesli sazlardır. Bağlamayı da kendime yetecek kadar icra etmeye çalışıyorum. Dostlarımız çağırdığı zaman cemlerde zakir olarak elimizden geldiğince topluma hizmet sunuyorum.”

“XIZIR, ALEVİLER İÇİN GÜNEŞ GİBİ BİR SEMBOL”

15 Ocak’ta başlayıp 15 Şubat’ta sona erecek olan Xizir ayının önemine deyinen Zakir Murat Yılmaz, Xizir’in, Alevi toplumunda nasıl yer ettiğini şu cümlelerle anlattı:

“Xizir, büyüklerimizin anlattıkları kadarıyla güneş gibi bir sembol. Doğa inancını yaşayan insanlar, kendilerine ne faydalıysa ona tapmışlar. İnsanoğlu ateşi bulmuş ve sönmemesi için elinden geleni yapmış. Ateş, çetin kışlara karcı ya da yabani hayvanlardan korunmaya yarıyormuş. Ateşte yemeğini pişirdiği için onun sönmemesi gerektiğine inanan insanoğlu zamanla o ateşi kutsallaştırmış.

Örneğin su faydalı bir madde ve insanoğlu suya tapıyor. Geçmişte ev boyu kar yağıyormuş ve insanlar birbirlerine ulaşabilmek adına kar yolları açıyormuş. Güneşin dünyayı ısıtmasıyla kârları eritmesi, toprağı bereketlendirmesi, dereleri coşturması ve insana faydalı olmasının güneşten geldiğine inanan insanoğlu güneşe tapmış. İnsanların carına, darına yetişen Xizir’ın da insanlar için bu olduğuna inanıyorum.

Biz Aleviler, doğadan koptuğumuz ve şehirlerde hayatımız dört duvar arasına sıkıştığı için bazı hususları unutuyoruz. Xizir baharın başlangıcıdır. Bahar ‘ba’ rüzgâr demek ‘har’ da sıcak olduğu için ‘sıcak esen yer’ anlamındadır. İnsanlar aslında yaşadığı gerçeklerle hayatı tanımlamışlar. Xizir, baharın habercisi, baharın sağlayıcısı, bereket sunan bir unsur olduğu için insanlar Xizir için oruç tutmuş, cem yapmışlar.”

“DEYİŞLERİN EZBERE DEĞİL, ÖZÜMSENEREK SÖYLENMESİ GEREK”

Zakir Murat Yılmaz, bağlama ile çalıp seslendirdiklerine dair “Deyiş demek, kitap demek” yorumunu yaparken 12 hizmetten biri olan zakirliğe dair şunları söyledi:

“İnsanın okuma alışkanlığı olmasa bile deyişleri, türküleri dinlediği zaman hayatın, yaşamın gerçekliğini bir biçimde öğreniyor. O yüzdendir ki bin yıllardır bu deyişlerimiz, cemlerimizde söylenerek, insanlara aktarılarak bu güne gelmiştir. Belki insanlarımız kitap okumuyorlardı ama cemlere girdikleri zaman söylenen deyişlerin o içindeki özü, felsefeyi, yaşamı görerek hayatlarına uyum sağlamışlardı. O yüzden de deyişler çok önemlidir. Onları icra ederken gerçekten çok farklı ve anlamlı hissediyorum.

Bir insan bir işe gönül verdiyse onu özümsemesi lazım. O deyişi söylüyorsa o kelimenin ne manaya geldiğini, ne anlatılmak istendiğini topluma ezbere değil, özümseyerek söylemesi lazım. Deyişleri söylerken bilmediğim kelimeleri öğrenmeye çalışıyorum. Mesela bir deyişimizde ‘La’ kelimesi geçiyor. Bu kelimeyi araştırdım ve ‘La’nın ‘yok saymak’ anlamına geldiğini öğrendim.

Ağırlıklı olarak nefesli saz; mey, kaval, zurna çalıyorum. Deyiş söylemeyi sevdiğimden ve bağlama çalabiliyor olmamdan dolayı cemlerde katkı sunmak amaçlı deyişler söylüyorum.

Babam da zamanında köyde cemlerde zakirlik yapmış. Oradan gelen bir gelenek, aşinalık var. Bunu bir nebzede olsa gelecek nesillere aktarabilirsek bizim için önemli.”

Eren GÜVEN – Cebrail ARSLAN/ANKARA