CANLI YAYIN

Zeytinli’de Alevi kadınlar, toplumda oluşturulan düşmanlığa karşı dayanışıyor-VİDEO

PİRHA- Türkiye’nin çeşitli yerlerinden Balıkesir Edremit ilçesine bağlı Zeytinli’ye yerleşen Alevi kadınlar Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nde biraraya geliyor. Burada faaliyet yürüten kadınlar hem kültürlerini yaşıyor hem de bir dayanışma örneği gösteriyorlar. 

Sivaslı, Erzurumlu, Dersimli… Hepsinin ortak özelliği inançları. Kent yaşamının karmaşasından doğayla içiçe sahil kentinde yaşamaya kararı vererek Zeytinli’ye yerleşmişler. Genellikle emekli olduktan sonra geldikleri Balıkesir’de yine bir birliktelik sağladıkları mekanlara kavuşmuşlar. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Zeytinli Şubesi’nde bir araya gelen kadınlar burada etkinliklerini gerçekleştiriyor. Her Perşembe gün düzenleyen 20’e yakın kadın burada getirdikleri yemekleri paylaşıyor. Türkiye’de çeşitli bölgelerinin büyük kentlerinden emekliliğin ardından gelen Alevi kadınlar burada inançlarını yaşıyor. Diyanet’in kadınlarla ilgili açıklamasından Alevi çocuklarına din dersinin dayatılmasına kadar yaşanan hukuksuzluklara tepki gösteren Alevi kadınlara mikrofon uzattık.

“AKP’DEN SONRA TOPLUMDA BİR DÜŞMANLIK OLUŞTU”

Arzu Karaköcek, büyük kentlerdeki yaşamın giderek zorlaşmasının ardından emekli olduktan sonra Edremit’e bağlı Zeytinli’ye yerleşmiş.

“Burası da yaşanılacak bir yer. Kafamızı dinliyoruz, huzurluyuz, demokrat insanların olduğu bir yer burası” diyen Karaköcek, yoğun trafiğinden yaşam alanlarının daraldığı İstanbul’u arkasında bırakmış.

Karaköcek İstanbul’dan Balıkesir’e gelme nedeninin şöyle özetliyor:

“İstanbul’a gidince iki gün kalamıyorum. İstanbul’un yoğun trafiğinden tutun yaşam alanlarına kadar her şey daraldı. İnsanlar artık birbirlerine selam vermez oldu. AKP geldikten sonra toplumda bir düşmanlık oluşmaya başladı. Ben 35 yıllık arkadaşımla AKP’nin yaptığı siyasetten dolayı arkadaşlığımı bitirdim. Daha önce fikirlerimiz bir noktada uyuşurken şimdi ayrılıklar oluştu. Karşılıklı olarak birbirimiz ile tartışmalar yaşanmaya başladık. Tüm bunlardan rahatsızlık yaşadığım için emekli olup geldim buraya. Burada insanlar arasındaki ilişkiler güzel.”

DAYANIŞMAYI BÜYÜTÜYORLAR

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Zeytinli Şubesi’nin kadın kolunda yer alan Karaköcek, burada bir birliktelik oluşturduklarını söylüyor. Karaköcek, “Bir hastamız mı var toplanıp hastayı ziyarete gidiyoruz. Bir cenaze mi var hep beraber cenazeye ve baş sağlığına gidiyoruz. Yapılacak işlerle ilgileniyoruz. Her gün arkadaşlarla oturuyoruz ne yapacağımıza karar veriyoruz” diyor.

“Birliktelik olursa Türkiye’de çok güzel şeyler olur. Bunu da kadınlar yapar. Ve kadınlar her alanda olmalıdır” diyen Karaköcek, Alevilikte kadına değer verildiğini belirtiyor.

Karaköcek, “Kadınlar üzerinde şiddet olayı çok yaşanıyor. Bu şiddete kadınlar olarak karşıyız. Ancak kadının yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Biz kadınları ikinci planda gibi görse de erkekler biz öyle olduğunu asla düşünmüyoruz. Biz Alevi kadınları olarak asla eşimizden ayrı değiliz. Her zaman yan yana ve omuz omuzayız. Bizde ayrımcılık yok. Biz Alevi kadınları yüreklerdeyiz, baştacıyız. Biz Alevi kadınları istesek başkan da oluruz. Ben inancımızı yaşatmakta duyarlı bir insanım. Emekli olduktan sonra buraya geldim ve aktif bir şekilde çalışıyorum. İstanbul’da da aktiftim. Çünkü geleneğimize göreneğimize bağlı insanlarız” ifadelerini kullanıyor.

“EŞİM SÜNNİYDİ AMA ÇOCUKLARIM ALEVİ İNANCINI BENİMSEDİ”

Alevi çocuklarına zorunlu din dersi dayatmasına da değinen Karaköcek, “Zorunlu din derslerini asla kabul etmiyorum. Ben hiçbir zaman çocuklarıma inançsal olarak baskı uygulamadım. Benim ilk eşim Sünni kökenliydi. Ve ailesinden, bir kadın olarak baskı gördüm. Ama onları da anlayışla karşılıyorum. Çünkü onlarda öyle görmüş öyle büyümüş. Çocuklarım da Alevi inancını benimsediler” diyor.

50 yaşındaki Şengül Ceşan da İstanbul Kartal’dan gelmiş. 10 yıldır Akçay’da yaşıyor. Ceşan, “Akçay’a çocuklarımın okulu için yerleştim. Burada kendi çevremizin insanları yaşıyor. Ve hep beraber 2009’da derneğimizi kurduk. 5 yıl Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nde yer aldım. Güzel birlikteliğimiz var. Hastalıkta, sağlıkta ve eylemlerde hep birlikteyiz” diyor.

ZORUNLU DİN DERSİ DAYATMASINA KARŞI İMZA TOPLADILAR

Kadınların derneğe katılımının erkeklerden daha fazla olduğuna dikkat çeken Ceşan, “12 İmam ve Hızır orucunda hep derneğimizdeyiz. İnancımızı, yolumuzu öğreniyor ve dedemiz gelip bize bilgiler veriyor. Güncel konuları birlikte konuşuyor tartışıyoruz. Okuyan çocukları araştırıyoruz ve burs veriyoruz” ifadelerini kullanıyor.

Alevi çocuklarına zorunlu din dersi dayatmasına karşı kapı kapı gezip imza topladıklarını söyleyen Ceşan, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Çocuklarımıza masa üstünde namaz kıldırıp kendi kültürlerini zorunlu tutmaları doğru bir şey değil. Çünkü bu insanın özgür haklarına, inanç haklarına müdahale etmek demektir. Doğru bulmuyoruz.”

“BEN ALEVİYİM DİYEMİYORDUK, İNANCIMIZI YAŞAYAMIYORDUK”

İstanbul’da 45 yıl yaşadıktan sonra Balıkesir’e giden başka bir kadın da, “Belli bir yaştan sonra İstanbul hayatı bitiyor. İstanbul’un trafiğini, kalabalığını çekemiyorsun. Burası bizim için çok iyi ve mutluyuz.  Biz İstanbul’da da cemlerimizi yapıp oruçlarımızı tutuyorduk. Ve inancımızın gerekliliklerini yerine getiriyorduk” ifadelerini kullanıyor.

Alevilerin yoğun olduğu bölgelerde neden yaşadıklarını ise şöyle açıklıyor:

“Daha önceki yıllar insanlar ‘ben Aleviyim’ diyemiyordu ve inancını yaşayamıyordu. Çünkü insanlar korkuyordu. Ancak daha sonra insanlar zamanla bu korkuyu yenerek birbirine kenetlenmeye başladı. Bizim için Sünni, Alevi fark etmiyor. Aydın insanlar bizim için önemli ve değerlidir. Ama bizleri Alevi Sünni diye ayırıp Alevileri toplumda kötülediler.”

Emekli olduktan sonra 40 yıl yaşadığı İstanbul’u terk edip Balıkesir’e gelen Behiye Eroğlu ise bu bölgeyi temiz havasından ve suyundan dolayı sevdiğini söylüyor. Eroğlu, “Çocuklardan dolayı İstanbul’a gidip geliyorum. Bu bölgedeki Tahtacı Türkmen Aleviler ile yeni yeni tanışmaya başladık. Zamanla birbirimiz ile kaynaşıyoruz. Tahtacı Türkmen Alevileri biraz dışa kapalı oldukları için birbirimizi tanımak zaman alıyor. Amaç öncelikle onlarla kaynaşmayı sağlamak” diyor.

“9 YAŞINDAKİ ÇOCUĞU EVLENDİRMEK TECAVÜZDÜR”

Eroğlu, iktidarın ve Diyanet’in kadın politikalarını ise şöyle değerlendiriyor:

“Bir kız çocuğunun 9 yaşında evlenmesi mümkün değil. Devletin koymuş olduğu 18 yaş sınırı var. Ama bence daha ileriki yaşlarda evlenmesi gerekiyor. Çünkü artık insanlar okuyor ve işe giriyor. Eskiden kadınlar çalışamıyordu ve evlenmek zorunda bırakılıyordu. Ancak artık kadınlar da çalışabiliyor ve para kazanabiliyor. Artık çocukları anneler daha güzel yetiştiriyor. Ve çocuklar için de bu güzel oluyor. Çünkü bir annenin bilgili ve birikimli olması çocuğu da o kadar başarılı kılar. Çocuğu hayata en iyi anne hazırlar. Bu nedenle Diyanet’in tutumunu doğru bulmuyoruz. Alevilik inancında bu gibi durumlar yoktur. Kız çocuğunu 9 yaşında evlendirmek inancımıza terstir. 9 yaşında bir kız çocuğunu evlendirmek demek bir sapığın kız çocuğuna tecavüz etmekten bir farkı yoktur. Bunu düşünmek bile çok kötü bir şey.”

“365 GÜN EYLEM YAPACAK BİR TARİHİMİZ VAR”

Elindeki örgüsüyle bizi karşılayan ve evinde misafir olduğumuz Badegül Gürbüz de gazete ilanında ev ararken bulmuş burayı. 2010 yılından bu yana Zeytinli’de yaşayan Gürbüz, “6 yıldır da yaz kış burada yaşıyorum. Emekli olduktan sonra boşluğa düşüyorsun. Biz de buraya geldik arkadaşlarla bu dernekte hem gün, örgü gibi faaliyetlerde bulunuyoruz hem de 12 İmam, Hızır oruçlarını tutarak inancımızı yerine getiriyoruz. Ayrıca Sivas, Çorum, Maraş, Suruç ve Ankara katliamlarında yaşamlarını yitirenleri her yıl anıyoruz. Zaten 365 gün eylem yapılacak bir tarihimiz var. Ancak biz daha çok öne çıkanları burada gerçekleştirmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullanıyor.

Sevim KAHRAMAN/İsmet SEFER

BALIKESİR

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018